Profesör anlayışla başını salladı. Bir yandan bu hastayı merak ediyordu bir yandan da uğraşması gereken evrak işlerini düşünüp buna vaktinin olmadığını düşünüyordu. Belki de fotoğraftaki kız Poyraz'ın hastasının arkadaşı falandır diye düşündü ve konuyu önemsemekten vaz geçti.
"Arşiv odasında alt çekmecelerde tüm doktorların hastalarının kayıtlarının bulunduğu klasörleri var. Dupond soy isminde kayıtlı olmalı. Önemli bir şey bulursan beni de bilgilendir lütfen." Diyerek tekrar gözlüklerini gözlerine iliştirdi ve önündeki kağıda kalemiyle imzasını atıp diğer sayfaya geçti.
Adamın epey meşgul olduğunu gören Poyraz, onu rahatsız ettiği için ufak bir mahcubiyet duyarak teşekkür etti ve profesörün odasından ayrıldı.
İkişer üçer atlayarak indiği merdivenlerin ardından hızla arşiv odasına varmıştı. Kapıyı açıp rafların başına geldi. Tek tek çekmeceleri açıp 'D' harfine geldiğinde kısa bir sürede Dupond soyismini bulmuştu.
Klasör epey kabarıktı. Bu kadar hastayla nasıl ilgilenmiş, diye içinden geçirmeden edemedi Poyraz. Bunca çocuk içinden aradığı kızı nasıl bulacaktı?
İşe erkekleri ayıklamayla başladı. Erkek çocukların kayıtlarının olduğu sayfaları çıkarıp masaya bıraktıkça klasör hafifliyor, biraz olsun Poyraz'ı rahatlatıyordu. Erkek hastaları çıkarttığında klasörde yaklaşık 50 tane kızın kaydı kaldı. Sırayla onları da fotoğraflarına bakarak elemeye başladı Poyraz. Yaklaşık bir buçuk saatin sonunda fotoğraftakine çok benzeyen bir küçük kızın resmi olan kaydı elinde tutuyordu. Kızın adına baktığında dehşete düştü. İçinde tutamadığı küfür dudaklarından serbest kaldığında ismi tekrar okudu.
Hasta adı: Lena Lewith!
"Lena Lewith" birkaç kere de okusa bu isim değişmiyordu. Poyraz şaşkınlıktan kocaman açılmış yeşil gözlerini sayfada gezdirdikçe öfkesinin arttığını fark etti.
Bilgisayarda Lena'nın bir psikiyatrik geçmişi görünmüyordu bile. Oysa elindeki kağıtta on beş yaşına kadar bu hastanede kaldığı yazılıydı.
Doktorunun notlarına baktı. Lena geldiği günden beri halüsinasyonlar görüyordu. Doktor notlarında küçük kızın gerçeklikle hayal dünyasını ayırt edemediği, kendi dünyasında, kendi hayal ürünü arkadaşlarıyla yaşadığı yazılıydı. Hastanedeki diğer çocuklarla sürekli kavga ediyordu ve birini yaralaması üzerine odasında kilit altında tutulmaya başlamıştı.
Kullandığı ilaçlara baktığında bir çocuk için gerçekten ağır ilaçlar verildiğini okudu. Kızın bir ölü gibi yatmasına şaşırmamak gerek diye düşündü sonlara doğru yataktan kalkmadığı ile ilgili bir diğer notu okurken. Eğer bu kaydı daha önce sistemde görseydi, ya da yangından dolayı yatırıldığı hastanedeki doktor görseydi Lena şimdi bu halde olmazdı.
Bu evrakların neden sisteme kaydedilmediğini sormak için arşiv odasından fırladı Poyraz. Merdivenleri hızlı hızlı çıkarken bir yandan da söyleniyordu. Böyle bir sorumsuzluk olamaz diye.
Profesör Brian'nın odasına geldiğinde hala sakinleşmemişti. Kapıdan bir hışımla girerek adamın önündeki masaya elindeki kağıdı fırlattı resmen.
''O küçük kız, şu an benim hastam olan kadın. Sistemde Lena'nın psikolojik geçmişine dair hiçbir belge yoktu. Oysa ciddi bir şizofreni hastasıymış!''
Adam gayet sakin bir şekilde gözlüklerini gözlerine takarak elindeki kağıdı incelemeye başladı. Bu sessizlik Poyraz'ı daha da germişti ama sakinleşmeye çalışarak açık pencereye yöneldi ve oksijen alarak sakinleşmeye çalıştı. Profesör Brian elindeki kağıdı masaya bırakmış, öksürerek konuşmaya girmişti.
''Bu evrakların tarihine baktınız mı Doktor Gülbahar? Geçmişte tüm kayıtları bir çatı altında toplayan sistem her yerde uygulanmıyordu ve bu kadar gelişmiş değildi. Buranın yönetimine geçtiğimde bu hastaları sisteme eklemesi için bilgisayardan anlayan bir genci işe aldım, bu dosyayı gözden kaçırmış olmalı.''
Poyraz adamın bunu bu kadar sıradan bir şey gibi anlatmasına sinirlense de saygısızlık yapmamak için sustu.
''Hastamın durumuyla ilgili doktor Dupond ile konuşmak istiyorum. Ona nasıl ulaşabilirim?''
''Şu defterde numarası kayıtlı olacaktı. Hala aynı numarayı kullanıyor mu emin değilim, uzun zaman oldu. Bir şansını dene.'' diyerek masanın en ucunda duran açık kahverengi deri kaplı defteri aldı. D harfini açıp Harlan Dupond isminin karşısında yazan numarayı küçük bir kağıda yazıp Poyraz'a verdi.
Poyraz ne kadar gergin olsa da gülümsemeye çalışıyordu. Teşekkür ederek adamın masasının üstünden Lena'nın evrağını da alıp odadan ayrıldı. Genç kadına bu bilgileri vermeden önce eski doktoruyla konuşup daha net bilgiler almak istiyordu.
Telefon numarasını aradığında yaşlı doktor isim olarak hatırlamadığını ama hastanın bir fotoğrafını görürse tanıyabileceğini söylemişti. Poyraz adamın adresini alıp, adamı ziyarete gitmeden önce Lena'yı görmeye gitti. Lena geçmişte de burada kaldığını öğrenince belki olanları hatırlayabilirdi.
****
Genç kadın kendisine verilen ilacı yine tükürüp üstüne sifonu çekmiş yatağında uzanıyordu. Doktoru kendisini görmeye henüz gelmemişti.
Lena içini kaplayan huzursuzluk hissiyle yatakta döndü. Yüz üstü yatarken ellerini çenesinin altına koymuş aşağı bakıyordu. Doktorun neler bulabildiğini düşünürken duvarda çizikler fark etti. Yatağın karanlıkta bıraktığı çizikler tam olarak seçilemiyordu. Lena orayı görme isteğine karşı koyamayarak yataktan kalktı ve yatağı hafifçe diğer tarafa itti. Çiziklerin gelişigüzel atılmadığını görünce farkında olmadan bir adım geri gitmişti. Birisi duvara iki isim kazımıştı. Lena ve Grace.
Duvarda kazılı iki isim adeta kadınla dalga geçercesine belirmişti. Öylece duran yazılar Lena'nın başının dönmesine sebep oldu.
Lena ve Grace
Kadın hatırlamaya çalıştı, ne zaman yazmıştı bunu? Kim yazmıştı ya da? Gözlerini duvara yamuk yumuk kazınmış yazıdan ayırmadan düşünüyordu. Uykusunda yatağı çekip buraya isim kazıyamayacağına göre bunu bir başkası yapmış olmalıydı. Belki de bir mesaj daha diye düşündü. Grace ile konuşması gerektiğini mi söylüyordu bu yazıyı duvara kazıyan kişi.
Duvara dikkat kesilen kadın arkasından yaklaşan kişiyi fark etmedi. Omzuna değen elle korkudan sıçradı ve hızla elin sahibine döndü. Endişeli yeşil gözlerle karşılaşınca kalp atışları bir an olsun rahatlamıştı.
"Üzgünüm, seslendim ama duymadın." dedi adam kadına endişe dolu bakışlar atarken. Sonra bakışlarını az önce Lena'nın baktığı duvara yöneltti. "Orada bir şey mi gördün?"
Bir hayal ürünü daha diye düşünüyordu. Belki de hayali yılanlar, örümcekler falan görüyordu bu sefer de.
"Bir mesaj daha" dedi Lena adamı kolundan tutup duvara yaklaştırarak. Kendisinin deli olmadığının en büyük ispatıydı bu yazı. Notu bulamamış olması bir şeyleri değiştirmeyecekti. Poyraz bu duvardaki yazılar sayesinde artık kendisine inanmaya başlayacaktı.
Poyraz baştan görmese de yaklaştıkça beliren isimleri sonunda görebilmişti. Kadının hayal görmemesine sevinse de bu isimleri büyük ihtimalle kendisi kazıyıp unutmuş olmasına üzüldü. Grace ismini Lena ile yan yana kazıyabilecek Lena'dan başka kimse yoktu.
Lena'ya bu yazıyı sen yazdın diyemedi. Daha önemli haberleri vardı, elinde de kanıtları. Lena adamdan duvardaki yazıya bir tepki vermesini beklerken beline sarılan eller narince onu yatağa doğru çekti.
"Önemli bir ipucu buldum Lena." dedi adam kadının belindeki elini çekerken. Oturmasını işaret etti. Kendisi de sandalyeyi çekip kadının karşısına oturdu. Olaya nasıl gireceğini bilmiyordu. 35 yaşındaki bir kadına sen eskiden de hastaymışsın, tedavi görmüşsün nasıl diyecekti ki? Üstelik geçmişine dair bu kadar şeyi hatırlamayan bir kadına. İki sözle onu söylediklerine ikna edebilecek miydi? Konuya nasıl gireceğine yardımcı olmak için Lena söze başladı.
"Şu fotoğraf, onunla mı ilgili?" Dedi kadın heyecanlanarak. Duvardaki isimleri tamamen unutmuş, adama odaklanmıştı. Poyraz mutsuz bir şekilde kafa sallayınca Lena iyi haberler duymayacağını anlamıştı.
"Kimmiş o adam?"