Alt katta büyük bir karmaşa vardı. Kimi Masal’ı hemen kabullenmiş kimisi de ondan hiç hoşlanmamıştı. Onu kabullenen kesim etmeyen kesimden fazlaydı. Babaanne, kızın duru güzelliğinden oldukça etkilenmişti. Her torununu severdi ama onun yerinin başka olduğunu hissetti. Onu hiç görmemişti. İlk defa tanışıyorlardı. Belki de bu yüzdendi ona olan ilgisi. Ama o Masal için iyi bir aile ortamı yaratmakta kararlıydı.
Dedesi annesini kabul etmediği gibi torununu da kabul etmiyordu. Onu gördüğü an annesine ne kadar benzediğini görmüştü. Onun gibi at sınıftan biri gibi yetiştirilmişti. Hele üzerindekiler oldukça kötüydü. Biri onu bu halde görse oldukça utanırdı. Onun gibi bir iş adamının torunu, bu kadar paspal olamazdı.
Hala ve enişte, Masal’ı çok sevmişlerdi. Kızın üzerinden akan acı onları üzmüştü. Zavallı kız annesini yeni kaybetmişti. Bir anda yapayalnız kalmıştı ve şimdiye kadar ailesinden bildiği tek kişi de annesiydi. O yüzden bu kadar üzgün olması çok doğaldı. Kendileri de akraba rolünü üslenmemişlerdi şimdiye kadar. Onu bir başına, perişan halde büyümesine izin vermişlerdi. En az babaları kadar suçluydular. Bir hala olarak onu ziyaret edebilirdi. Ama kolay yolu seçip onu görmezden gelmişti.
Ebru, bir kız kardeşi olmasından memnun değildi. O babasının biricik kızı olmaktan oldukça mutluydu. Bu avantajın her zerresini sonuna kadar kullanırdı. Ne isterse olur, nereye gitmek isterse giderdi. Ama şimdi kendisine bir abla çıkmıştı. İlk bakışta ne kadar kötü giyiniyor olsa da kızın mavi gözleri çok güzeldi. Siyah saçlarıyla birleştiğinde mükemmel bir uyum oluşturuyordu. Babaannesi bile son birkaç gündür sürekli alışveriş yapmıştı. Yeni torununa birçok şey almıştı. Ayakkabılar, elbiseler, montlar dolmuştu ev. Bir de evin en iyi odalarından biri ona hazırlanmıştı. Üçüncü katta çok kişi kalmazdı ama evin en iyi manzarası da oradaydı. Annesi tek başına üst katta olmasını istememiş ve evin en küçük odasına yerleşmek zorunda kalmıştı.
Onu kıskanmıştı. Evet, sadece çok güzel olduğu için değil, evde yeni ilgi odağı olduğu için de kıskanmıştı. Kardeşinin bir anda yeni ablası olduğu için, onunla ilgilendiği için kıskanmıştı. Engin’in ona bakışlarını gördüğü için kıskanmıştı. Ve Sude, kendine yeni bir arkadaş bulmuş gibiydi.
Kendisinin küçük olduğunu söyler ve onunla vakit geçirmek istemezdi. Ama anlaşılan Masal onun için oldukça büyüktü. O kızla aralarında sadece bir yaş vardı ama onu şimdiden kabullenmişlerdi. Bu konuda destekçisi annesi ve dedesi olacak gibi görünüyordu. Bir tek onlar bu kızdan hoşlanmamıştı. Bunu aklının kenarına not etti. O kızla uğraşmak istese kimleri kullanacağını ve kimlerden uzak duracağını iyice öğrenmişti.
Akşam yemeği hazırlıkları sürerken aile uzun aradan sonra ilk defa evde toplanmıştı. Engin dışarıya çıkmamış, Sude arkadaşlarıyla buluşmamış, Tahir ve Hasan şirkette kalmamıştı. Herkes bu gün için evde olmayı seçmişti. Sude bir elinde kahve tutup diğer eli cebinde, camdan bahçeyi izleyen abisine baktı. Yanına doğru gittiğinde, abisinin oldukça dalgın olduğunu görmüştü. Her zaman dikkatli olan abisi yanına kadar sokulmasına rağmen onu fark etmemişti. Bunun oldukça nadir anlardan biri olduğunun farkındaydı.
“ Abi hayırdır, ne düşünüyorsun?” diye sordu yanındaki koltuğa oturarak.
Abisi ona dönmeden yanıtladı. “ Emir’i bekliyorum.” Dedi kahvesini dudaklarına götürürken. Sesinde hiçbir tını yoktu. Oldukça düz, sıradan önemsiz bir konu hakkında konuşur gibiydi. Oysa söz konusu Emir olduğunda abisi bu kadar sakin olmazdı. Her zaman yüzüne yerleşen gülümsemeyi bu gün görememek dikkatini çekmişti.
“ Emir de mi geliyor? Çok ilginç.” Dedi alaylı bir şekilde. İkisinin evde kaldığını hiç görmemişti. Bu gece ilklerin yaşandığı tuhaf bir gece olacaktı. ” İki çapkın bu gün evde kalıyordu. Bir yerlere not edeyim bari.” dedi onunla uğraşmaya devam ederek. Ama abisi onun eğlencesine ortak olmayacak gibi görünüyordu. O yüzden konuyu değiştirmeye karar vermişti. Ama abisi kendisinden önce davranmıştı.
Devasa pencerelerden ayırdığı bakışlarını kardeşine çevirdi.“ Masal’ı nasıl buldun?” diye sordu ve vereceği cevabı merakla beklemeye başladı. Ama Sude’nin imalı bakışlarından kaçmak adına yeniden pencere doğru döndü.
Bu kızın gözünden kaçmamıştı ancak üstelemedi.“ Çok güzel bir kız. Tabi üzerindekilerden kurtulursa daha güzel olacağı kesin. Birde acılarından kurtulsa tadından yenmez tabi. Gerçi bu halde bile çok hoş. Ama konuşmadığından nasıl biri olduğunu henüz anlayamadım.” Dedi düşünceli bir sesle. Masal gözünün önünde belirmişti. Onu gülerken hayal etmeye alışıyordu. Fakat pek başarılı olamamıştı. Masal’ı neşeli halde görmenin nasıl olacağını merak etmeden geçemiyordu.
Engin geriye dönmeden kardeşini başıyla onayladı. Önünde uzanan devasa bahçeyi izliyordu. Yaz aylarında oldukça güzel olduğunu biliyordu. Emir’le beraber ne çok anıları vardı burada. Ama şimdi bunları bile düşünemiyordu. Aklında ağlamaktan kızarmış, güzel mavi gözler vardı.
Ne kadar canı yandığını gizleyemeyen masmavi gözler geçti gözünün önünden. Bu evde hemen herkesin gözleri maviydi. Aile mirası gibi bir şeydi bu. Fakat Masal’ın gözleri bambaşkaydı. Onun maviler okyanusları andırıyordu. Bakan herkesi kendi enginlerine çekmeye çalışıyor gibiydi.“ Ne kadar üzgün görünüyordu değil mi? Bir insana hüzün bu kadar mı yakışır?” Dedi son kısmı mırıldanırcasına ancak Sude duymuştu.
Sude oturduğu kanepede aniden doğrulup abisine şaşkınca bakmaya başladı. Duyduklarının doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Ama kendisine bakmadığından yüz ifadesini bir türlü göremiyordu. O yüzden daha fazla içinde tutamadı ve sorular ağzından dökülmeye başladı.“ Abi, yoksa Masal’dan hoşlandın mı?” diye sordu oldukça keyifli bir sesle.
Abisinin bir kalbi olduğuna inanmazdı. Yirmi üç yaşında oldukça yakışıklı ve zengin bir adam olması ona bazı kolaylıklar sağlıyordu. Onu her hafta başka bir kızla gördüğünden böyle düşünüyor olabilirdi. Zira abisinin şimdiye kadar en uzun ilişkisi üç ay sürmüştü. Onun da nasıl olduğunu hala anlamış saAslandı. Ama o zaman bile hiçbir kız arkadaşı hakkında konuştuğu olmamıştı. Kendisi bir yerlerde denk gelirse yanındaki kızların neye benzediğini bilirdi. Abisinden öğrendiği için değildi.
“ Saçmalama Sude. O kuzenim. Üstelik ilk defa gördüm. Sadece aileden olduğu için söylüyorum.” Diye ekledi endişeli bir ifadeyle. Sude bir kaşı havaya kalkmış bir şekilde abisine bakıyordu. Onun bu ani heyecanı kendisini güldürmüştü. O yüzden de abisine inanmamıştı. Ama üstelenmemişti de. Abisinin ne kadar inatçı olduğunu çok iyi bilirdi. Ne kadar üstelerse üstelesin onun ağzından laf alamayacağının farkındaydı. Fakat bu durum aklına hemen yatmıştı. İkisi çok yakışan bir çift olabilirdi. Bu düşünce keyfinin artmasına neden olmuştu. Ancak bunu kendisine saklamayı uygun buldu. Sonra da daha fazla abisini kışkırtmamak adına oturduğu yerden kalktı. Keyifli bir şekilde annesinin yanına, salona geçti.
Babası ve dayısını karşılıklı kanepede otururken görmüştü. Dedesi ortalarda görünmüyordu. O yüzden Masal’ın adı daha fazla duyulur olmuştu. Onları dinlemek adına annesinin yanına geçip oturdu.“ Çocukların okulu oldukça iyi eğitim veriyor. Masal da oraya gidebilir.” Dedi babası.
“ Baba, o kız bizim okula gelirse ne diye tanıştıracağız onu? Herkes dalga geçer bizimle.” Diye mızmızlandı Ebru. Sude bakışlarını devirip kuzenine baktı. Bu kızın kibrinden nefret ederdi. Her zaman kendini evdekilerin ilgi odağında olmak istemesinden hiç hoşlanmıyordu. Her ne kadar annesi ve halasi Ebru hakkında onu tembihleseler de, onu yanında hiçbir zaman istememişti. Ona güvenmiyordu. Kıskançlığı gözünü korkutuyordu.
“ Ablam diyeceksin Ebru. “ diye uyardı dayısı sert bir tonla. “ Bunda utanılacak bir durum yok üstelik. O yüzden bir daha bu konu hakkında konuşmanı istemiyorum. Masal çok hassas bir dönemde. Ona destek olacağına dediğin şeylere bak.”
Babasından duyduğu bu sert sözler Ebru’yi içten içe bilemeye yetmişti. Babasının sözlerine içerlemiş ve bakışlarını yere indirmişti. O kızdan nefret ediyordu. Geldiği ilk günden itibaren hayatını mahvetmeye başlamıştı. Bu yaşına kadar babası ona bir kez olsun sesini yükseltmemişti. Fakat şimdi o kız yüzünden ona bağırmıştı. Bu onu çok fazla kızdırmıştı. Artık onun bir numaralı düşmanıydı o yabani kız. Ne kadar bu evin prensesiymiş gibi muamele görse de, onun gözünde basit bir külkedisi olarak kalacaktı. Bu evde bir prenses varsa oda kendisiydi. Başka bir prensesin varlığına izin vermezdi. Vermeyecekti...
Onun aksine cıvıl cıvıl bir sesle“ Merak etme dayı, ben ona göz kulak olurum.” Diye destekledi dayısını. Başını kaldırıp Sude’ye baktı. O kız hakkında bu kadar istekli olmasını hazmedemiyordu. Onu bu kadar çabuk kabullenmesi sinirlerini bozuyordu. Sesindeki heyecanı duymak, onu da intikam alması gerekenler listesine eklemeye yetmişti.
Dayısı bu cümleyle yarım da olsa gülümsemişti.“ Teşekkür ederim Sude. Onu özellikle senin sınıfına yönlendireceğim. Şu konuşamama mevzusunda da ona destek olursun.” Dedi büyük bir heyecanla.
“ Tabi dayı, sen hiç endişelenme. Bu zor günleri atlatmasına yardım edeceğim.”
“ Ben de ablamı yalnız bırakmam merak etme baba.” Diye atıldı Murat. Babası elini oğlunun omzuna koyup gülümsedi. En azından çocuklarından biri onu benimsemişti. Bu içini rahatlatmıştı. Diğerinin de kısa sürede Masal’ı seveceğini umut ediyordu.
******
Akşam yemeği için sofra hazırlandığında Masal hala alt kata gelmemişti. Sude onu uyandırmak için öne atıldığında kimse karşı çıkmadı. Kız da merdivenleri hızla çıkarak Masal’ın odasının önüne kadar geldi. Kapıyı önce tıklattı. Ama içerden ses gelmeyince yavaşça açıp içeriye girdi.
Odası karanlıktı. Sadece dışarıdan yansıyan hafif loş bir ışık vardı o kadar. Kenarda ki düğmeye elini uzatıp ışığı yaktığında, yatağın boş olduğunu gördü. Bir an panik dalgası tüm vücudunu kuşatsa da, kanepenin üzerinde dağılmış şekilde yere doğru uzanan siyah saçları gördüğünde içi biraz olsun rahatlamıştı. Kanepeye doğru yürümeye başladığında Masal’ın kanepeye kıvrılmış şekilde yattığını gördü. Kızın neden kocaman yatak dururken burada yattığına anlam verememişti. Sorsa da yanıtı alamayacağını biliyordu. O yüzden gerek görmedi.
“ Masal! ” dedi kızın omzuna dokunarak. Kız ilk temasta aniden sıçrayınca refleks olarak bir adım geri atmıştı. Kızın korkuyla bakan gözerini gördüğünde, sakinleşip ona doğru yaklaştı.” Ben korkuttum mu seni?” diye sordu kendi korkusunu göz ardı ederek. “ Öyleyse üzgünüm.”
Kız kanepeden doğrulup yere bastığında onun giyimini net bir şekilde görmüştü. Üzerinde kırmızı boğazlı bir kazak vardı. Kot pantolonu ise oldukça eski görünüyordu. Onun nasıl bir yaşamdan çıktığını bir kez daha görmüştü. Fakat bu giyim bile onun duru güzelliğini gizleyemiyordu. Uzun siyah saçları omuzlarından aşağıya bir şelale misali dökülmüştü. Mavi gözleri kızarıklığını biraz olsun kaybetmişti. O yüzden gözleri daha bir çekici görünüyordu.
Onu süzmeye son vermek adına “ Yemeğe gelecek misin?” diye sordu. Masal ise, tepkisizlikten vazgeçerek başını sağa sola salladı. Başka türlü bu kızın gitmeye niyeti yok gibi görünüyordu. “ Acıkmadın mı?” diye sordu bu kez de. Başını yine sağa sola salladı. “ Madem öyle diyorsun sen bilirsin. Ama çok kötü görünüyorsun. Bir banyo yapmak istersen.” Dedi yan taraftaki kapıya doğru yürüyerek. Sonunda kapıyı açtı ve içerdeki ışığı yaktı. “ Burası senin. Bornozun ve diğer ihtiyaçların içeride mevcut. Babaannem her şeyi eksiksiz aldı senin için. O yüzden ne istiyorsan orada bulabilirsin.” Masal sadece onu izliyordu. Ona ne kadar soğuk davransa da kız onunla ilgileniyordu.
Büyük beyaz dolabı açan kızı izlemeye devam etti. Kız dolaptan bir şeyler çıkarıyordu. Sonunda yatağın üzerine mavi bir bluz ve siyah bir tayt bıraktı. Sonrada çekmeceyi açıp iç çamaşırı çıkarıp yatağın üzerine dizdi.” Bunlar da ihtiyacın olanlar. Üzerini değiş. Kendini daha rahat hissedeceksin. Ben de sana daha sonra yemek getireceğim tatlım.” Gözleri yeniden kızın mavi gözlerini bulduğunda orada yerleşmiş olana acıyı görmüştü. O yüzden onu çok fazla sıkıştırmak istemiyordu. Acısı çok tazeydi. Zamanla aralarına koyduğu kalın duvarları yıkacağını umuyordu. O yüzden şimdilik onu yalnız bırakmaya çalışacaktı.“Ben gidiyorum. Hadi rahatına bak.” Dedi gülümseyerek. Sonrada odadan çıktı.
Masal, kuzeninin arkasından öylece bakakalmıştı. Ama şaşkınlığı kısa sürdü. Bir süre yatağın üzerine bıraktığı kıyafetlere bir süre de açık bırakılmış banyo kapısına baktı. Eğer gerçekten bu kadar kötü görünüyor olmasa yatağına geri dönerdi ancak o doğrudan banyoya yönelmişti. Artık kendinden iğrenir olmuştu. Her ne kadar bu şekilde ölmek istese de buna izin vermeyeceklerini biliyordu. O yüzden biraz rahatlasa fena olmayacaktı. Hem bir duşun ardından daha iyi uyuyabilirdi. Ayaklarını sürüyerek banyoya doğru yürümeye başladı.
Beyaz ve sarı renkli fayansların uyumu karşısında hayran kalmıştı. Kenarda duran etrafı cam kaplı beyaz küvete baktı. Su ona oldukça cazip görünmüştü. Yaklaşıp küvetin tıpasını taktı. Sonra da sıcak suyu açtı. O sırada etrafına bakmaya başladı. Her şey o kadar gösterişliydi ki, annesi ölmeden önce bu sadece hayal olabilirdi. Annesi asla bu lükse sahip olmamıştı. O soğuk ve rutubetli gecekonduda hayatı bitmişti. Hayatını kendisi için harcamış, bir kere bile evlenmeyi düşünmemişti. Oysa yapabilirdi. Annesi çok güzel bir kadındı. Etrafında onun bir onayına önüne dünyaları serecek onlarca kişi olmuştu ama annesi hiç birini kabul etmemişti. Kalbi paramparça olmuş olsa da hala babasına âşıktı. İşte bu yüzden aşkın aptallık olduğuna emindi.
Küvetin yeterince dolduğuna emin olunca suyu kapatıp üzerindekileri çıkardı. Sonrada sıcak suyun içine girdi. Vücudu ilk başta buna tepki verse de kısa sürede sıcaklığa alıştı. Kenarda duran life bolca duş jeli dökerek kendini yıkamaya başladı. Banyo bir anda çilek kokusuyla dolmuştu. Bu kokuyu severdi. Annesiyle beraber sürekli bu kokuyu kullanırlardı. Eski hayatını ona anımsatan bu kokuyu içine çekti. Bu evde eski Masal’dan bir şeyler bulacağını hiç düşünmemişti.
Bir an gözüne annesi geldi. Hasta olduğunda kendisini ılık suyla yıkadığı zamanı hatırlamıştı. Sırf kendisi hastalığını hissetmesin diye suyun içine çilek kokusu da karıştırmıştı. Annesi o kadar düşünceli bir kadındı. Kızının her şeyiyle yakından ilgilenirdi. Masal’ın zevklerine önem verirdi. Onu hiçbir zaman sevmediği bir şeye zorlamamıştı. Ona her zaman tercihleri ne olursa olsun arkasında olacağını söyler dururdu. Ve hiçbir zaman başkası doğru buluyor diye, istemediği şeyleri yapmamasını söylerdi. Her zaman sonucu kötü de olsa kendi tercihini yapmasını isterdi. O zaman sonucuna da katlanmak için gücü olabilirdi. Kimse başkasının tercihinin sonucunu kolay kabullenemezdi.
Şimdiye kadar annesinin bu sözünü aklından hiç çıkarmamıştı. Ama buraya gelmek onun tercihi değildi. Bu yüzden burada yaşadıklarına da katlanmak istemiyordu. Bu evde kimse onun ne istediğiyle ilgilenmiyordu. Herkesin kendisi için istekleri ve hayalleri vardı. Ama o hayalleri paylaşıp paylaşmadığıyla kimse ilgilenmiyordu.
Bunları şu an düşünmek istemiyordu. O yüzden başını sıcak su dolu küvetin içine daldırdı. Nefesi kesilene kadar içeride kaldı. Nefes almaktan başka bir şey düşünemeyene kadar bekledi. Sonra da sudan çıktı. Bir süre sadece nefes alışlarını ve hızla atan kalbinin sesini dinledi. Bir süre sonra nefes alışları düzelmiş, etrafı derin bir sessizlik almıştı. Daha fazla suyun içinde durmak istemedi. Sudan çıkıp bornozuna sarılıp odaya geçti.
Yatağının üzerindeki giyecekleri hızla giyindi. Islak saçlarından damlayan sular omuzlarını ıslatıyordu. Baş havlusuyla saçlarını kurulamaya başladı. Havluyu yatağın üzerine bıraktı. Aynanın önünde duran tarağı aldı. Sonrada yatağın üzerine oturup nemli saçlarını tarakla yavaşça taramaya başladı.
O sırada odanın kapısı çaldı. Nasılsa konuşamıyordu. O yüzden bir şey demesine gerek yoktu. Kapı açılıp içeriye elinde tepsiye Sude girdiğinde, aynadan onu izliyordu. Onun ilgisi karşısında tepkisiz kalmayı yakıştırmadı kendine. Konuşamasa da geldiğinin farkında olduğunu göstermek istedi. Elindeki tarağı yatağa bırakıp kıza döndü.
“ Ne kadar güzel görünüyorsun Masal.” Elindeki tepsiyi kenarda duran çalışma masasının üzerine bıraktı. Masal sadece ona bakmakla yetiniyordu. Zaten başka bir şey de yapamıyordu. Bu durum onu rahatsız etmeye başlamıştı. O yüzden çalışma masasına gidip, kenarda duran defteri önüne çekti. Kalemlikten bir kalem alıp deftere bir şeyler karalamaya başladı. Sude onun ne yaptığını merak ederek yanına yaklaştığında Masal yazma işini bitirmişti. Defteri kaldırıp ona uzattı.
YAPTIKLARIN İÇİN MİNNETRARIM.
“ Lafı bile olmaz, biz kuzeniz.” Masal bu kızın neşesine hayran kalmıştı. Ama ona ortak olacak enerjisi yoktu. Kızda anlamış olacak” Ben gideyim de sen rahat rahat ye.” Dedi. Masal başıyla onu onayladı. Kendini oldukça yorgun hissediyordu. O yüzden yalnız kalmak istiyordu. Sude de bunun farkındaydı. Kapıyı kapatıp çıktığında masal yeniden bir başına kaldı.
Elindeki kalem kâğıdı masaya bırakıp, tepsinin içindeki yiyeceklere baktı. Oysa birkaç gün önceye kadar bunları görmesi mümkün değildi. Şimdi istemediği kadar lüks önüne geliyordu. Annesinin ölümüyle gelen lüks hayatı ne yapacaktı ki? Tepsiyi olduğu gibi bırakıp yatağa geri döndü. Annesinden kalan tek şey olan bilekliğe sıkıca tutunup gözyaşlarını özgür bıraktı. Bileklik yerine onun annesine ihtiyacı vardı. Onun kokusuna, sıcaklığına, şefkatine... Ama o bir daha geri dönmeyecekti. Çok uzaklara gitmişti. Üstelik oldukça zamansız gitmişti. Oysa birkaç gün önce yanındaydı. Sesini duyabiliyordu. Annesiyle beraber sesini de kaybetmişti. Aslında iyi de olmuştu. Annesinden sonra kimseye konuşmak istemiyordu. Sadece uyumak istiyordu. Uyumak ve bir daha uyanmamak istiyordu...
*******
Sabah aile üyeleri kahvaltı masasına oturmaya başladığında Masal’ın eksikliği hemen belli olmuştu. Herkes onun hassasiyetini bildiğinden üstüne gitmeme kararı almıştı ama yemek yemesi gerekiyordu. Sude, kahvaltıya inmeden önce Masal’a bakmak istemiş ve ilk iş olarak odasına gitmişti. Kapı çaldığında artık yanıt alamayacağını bildiğinden doğrudan odaya girmişti. Masal hala uyuyordu. Üstelik dün ona bıraktığı yemeğe dokunmamıştı bile. Tüm gün bir şey yemeden aç uyumuştu. İçi acımıştı kızın. Ne kadar acı çektiğini anlaması imkânsızdı ama en azından onun için üzülebilmişti. O yüzden onu kahvaltı masasına götürmekte kararlıydı.
Dün yaptığı gibi yavaşça Masal’ın omzuna dokunup “ Masal.” Diye seslendiğinde dün aldığı tepkiyi almayı beklemişti. Yani Masal’ın hemen uyanmasını. Ama bu kez uyanmamıştı. Yeniden denedi.“ Masal... Masal...” ama tepki vermiyordu. Bu kez paniklemeye başlamıştı. “ Masal iyi misin?” diye sormuştu engelleyemediği endişeyle. Ama kızdan hiç ses çıkmıyordu. Ona kötü bir şey olduğunu anlayınca, koşarak merdivenlere yöneldi. Hızla merdivenleri inmeye başlamıştı. Koridorda abisiyle çarpışınca durmak zorunda kaldı.
“ Sude, ne bu telaş?” diye sormuştu kardeşini omuzlarından yakaladığında. Kızın yüzündeki korku gözlerine de yansımıştı. Başı istemsiz üst kata döndüğünde kalbinde nedensiz bir korku hissetmişti.
“ Masal... Masal uyanmıyor.” Sesi titrek çıkmıştı. Engin daha fazla bir şey duymadan yukarıya koşarken, Sude’ de dayısına haber vermek için alt kata koşuyordu.
Engin hızla girdiği odada uyuyan kıza baktığında oldukça endişeliydi. Hiçbir şey düşünmeden kızı kucaklayıp merdivenlere yönelmişti. Daha ilk basamağı inmeden, önde dayısı, arkada babası koşarak merdivenleri çıkıyordu. Masal’ı Engin’in kucağında gördüklerinde hemen yoldan çekilip Engin’e yol açmışlardı. Engin kalabalık arasından sıyrılıp kızı dışarı çıkarmak için oldukça çaba sarf ediyordu. Kucağında Masal varken merdivenleri inmek oldukça güçken, üstüne birde meraklı ev halkı eklenince oldukça yorulmaya başlamıştı. Sonunda kapıdan dışarıya çıkmayı başarmıştı. Kendi arabasına doğru yönelmişti ancak, o sırada Emir görüş alanına girmişti.
Arabasından inmek üzereydi. Arkadaşı, şaşkın bakışlarla onları incelerken Engin oldukça endişeliydi.“ Dostum, bakmayı bırak arabanın kapısını aç.” Dedi. Emir bu cümle üzerine hemen arabasından inip, arka kapıyı açtı. Engin, daha önce görmediği kızı arabasının arka koltuğuna bırakırken o sırada evden büyük bir kalabalık da dışarıya çıkmıştı. Ne olduğuna anlam verememişti. Dün Engin onu önemli bir şey var diye çağırmıştı ama gidememişti. Annesi rahatsızlandığından evde kalmak zorunda kalmıştı. Şimdi o önemli şeyin, Engin’in arabasına bıraktığı kızla ilgili olduğunu düşünüyordu. Fakat bunu sormak için uygun zaman değildi. Herkesin yüzünde beliren endişe ifadesi onu soru sormak konusunda, susmasını sağlamıştı.