YEŞİM Sabahın serinliği henüz içeri dolmamıştı ama bizim terasın havası buz gibiydi. İçimdeki ürpertiyle tırabzanın önüne geldiğimde silah seslerini çoktan duymuştuk. Önce tek bir patlama… ardından art arda gelen birkaç tanesi daha. Sonrasında ise bağırtılar. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ellerimi tırabzana dayadım, başımı eğip aşağı baktım. Konağın kapısı, hareketli bir savaş alanına dönmüştü. “Bu manyaklar niye geldi?” dedim dudaklarım titreyerek. Kardelen ve Jiyan da hemen yanı başımdaydı. Üçümüz de geceliklerimizle, sabahın köründe buz gibi cama yapışmış, olan biteni izliyorduk. Aşağıda Aslan ağabey birini yaka paça tutmuştu. Cihan Ali ise tam ortada, sanki savaşın merkezinde bir komutan gibiydi. Etrafında bizimkiler vardı. Yakup, Arif, Tufan, Esat… “Sabah sabah kalp krizi g

