CIHAN ALİ Gün artık yavaş yavaş akşamın kıyısına dayanmıştı. İtalya’daki o güzel otelden ayrılıp babamların konağa ordan da geçtiğimizde içimde hafif bir huzur, ama bir o kadar da endişeler vardı. Kardelen hâlâ mutlu, hâlâ huzurluydu. Yorgun ama keyifli gözlerle odayı inceliyor, yerleşmeye çalışıyordu. Onun bu halini izlemek bile bana iyi geliyordu ama kafamın içinde dönen başka hesaplar vardı. Bu defteri kapatmadan içim rahat etmeyecekti. Ceketimi çıkarıp koltuğun arkasına astım. Sonra cebimden telefonu çıkardım ve Aslan’ın ismine dokundum. İki kez çaldıktan sonra açtı. “Döndünüz mü?” dedi her zamanki rahat sesiyle. “Evet, planı başlatıyoruz,” dedim doğrudan. Sesimdeki ciddiyeti anlamış olmalı ki tonda bir değişiklik oldu. Onunla İtalya da bununla ilgili biraz konuşmuştum. “Yani... e

