Havaalanından dedesinin adamları Mihrimah’ı almış, kısa sürede konağa gelmişlerdi. Eve girmesiyle, yine bir zılgıt şöleni koptu. El öpme merasimi de bitince, herkes avludaki büyük kamelyalı bölümdeki şark köşesine oturdu. Dört amcası, üç abisi, yengeleri, çocuklar derken epey kalabalık bir aileydi. Uzun zamandır İstanbul’da tek yaşıyordu. Dedesi, bu konakta herkesten fazla ona güvenirdi. Dört amcasının torunları vardı ama Mihrimah başkaydı. Mahmut Ağa, torununun gelişine sevinmiş, avluda koçlar kestirmişti. Abileri her zamanki gibi saçlarıyla uğraşıyor, bozarak ona takılıyorlardı. Büyük abisi Yiğit dışında diğer ikisi evliydi. Yiğit, bu büyük konağın kalabalık yapısının aksine daha sakin bir hayatı temenni ederdi. Bu kalabalık ailenin arasına bir de gelin getirmek istememişti. Bunu yaptı

