Christian annesiyle katıldığı bir baloyu daha geride bıraktığı için sevinirken önünde işkence dolu günler olduğunun da farkındaydı. Annesi kendisini evliliğe ikna edip uygun bir eş bulana kadar bu arayışına devam edecekti ve elinden yalnızca vazgeçeceği güne kadar sabretmek geliyordu. Balodan sonra kendisini White Club' e attığında bir iki kadeh viskinin bu geceyi unutturması için elinden geleni yapmaya hazırdı.
''Christian!'' Robert Burnham , Christian O'Sullivan 'ı White Club' de görür görmez elini kaldırarak yanında bulunduğu küçük gruba davet ederken arkadaşlarına doğru dönerek ''Bahisleri açıyoruz.'' dedi. Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı.
Christian elindeki içki bardağıyla gruba yaklaştığında ''Değişmediğini görmek ne güzel Robert.'' dedi. ''Ne üzerine bahis oynuyoruz?''
''Elbette önümüzdeki sezona kadar evlenip evlenmeyeceğin hakkında. '' Mateo Damien esmer teninde parıldayan beyaz dişlerinin tamamını gösterecek şekilde gülümsediğinde ''Bu mümkün değil.'' dedi Christian. ''Hepiniz kaybedeceğiniz bir oyuna girmeye bu kadar gönüllü olmamalısınız.''
''Fakat Leydi O'Sullivan'ın sana çok yakında uygun bir gelin adayı bulmak için balolara yeniden katılmaya başladığını duydum.'' Ryan Connor gömleğinin yakasını düzeltirken Arthur Osborn Christian'a bundan kaçış yok bakışı atmıştı. ''Herkes senin Leydi Watson ile dans ettiğinden bahsediyor.''
''Beyler...'' dedi Christian yüzünde muzır bir ifadeyle masadakilere baktı. ''Dans ettiğim her kızla evlenseydim eğer şimdiye kadar çoktan papa tarafından afaroz edilmiştim.''
''Yine de Leydi Watson'ın yüklü miktarda çeyizi seni evlenmeye teşvik edebilir.'' Robert, Christian'a kadehini kaldırırken ''Parayı bu kadar düşünüyorsan Heaven Watson ile evlenmelisin.'' diyerek araya girdi Arthur. Robert'ın bu fikre sıcak bakmayışı yüz ifadesinden belli oluyordu.
''Parayı sevdiğim kadar hayatı da seviyorum dostum.'' Robert başını olumsuzca sallarken ''Nedir bu Heaven Watson olayı ?'' diye sordu Christian. Herkesin abla Watson'dan bu denli rahatsızlık duymasına şaşırmıştı.
''Lord Watson öldükten altı ay sonra işlerin başına geçti ve itiraf etmeliyim ki kimse onun bu denli başarılı olacağını düşünmemişti.'' Ryan bunca zaman sonra bile bunu aşmış görünmüyordu.
''Kadının ticari zekasına diyecek yok ama biz erkeklerin kadınlardan beklentisi zeka değil.'' Mateo gür bir kahkaha atarken '' Ayrıca kız kardeşinin yarısı kadar sevimli bile olsaydı bu bir şeyleri değiştirmezdi. Tam bir canavar.''
''Mateo onunla bir kere dans etti ve o günden beri bu şoku atlatabilmiş değil.'' Arthur Christian'ı konu hakkında aydınlatırken Christian abla Watson hakkında daha neler duyacağını merak etmiyor değildi. Yine de ''Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem beyler fakat ne Leydi Watson ne de bir başka kadın beni papaz önüne çıkaramayacak. En azından akıl sağlığım yerindeyken.'' dediğinde hepsi birden kadehlerini kaldırmıştı.
''O halde bekarlığa!''
''Özgürlüğe''
''Kadınlara!''
***
Heaven sabah ilk iş çalışma odasına gidip yeni yapacağı yatırım için hazırlanan belgeleri kontrol ederken yardımcısı Ana'nın ''Efendim!'' diyişiyle başını kaldırarak yüzüne büyük gelen siyah çerçeveli gözlüğünün üstünden baktı ''Evet Ana?''
''Bay Jones geldiler efendim. Sizinle görüşmek istiyorlar.''
''Lütfen içeri al.'' Heaven yerinde doğrularak avukatı Barry Jones'ın içeri girmesini bekledi. Orta yaşlarında kır saçlı adam odaya girerek şapkasını çıkardığında ''Bay Jones Lütfen oturun.'' dedi .
''Nasılsınız Leydi Watson?'' Bay Jones uzun yıllardır Watson ailesiyle çalışıyordu ve Philip Watson'un ölümünden sonra Leydi Watson'a hizmet etmeye devam etmişti. İlk başlarda tereddüt etse de Leydi Watson konu iş ahlakı ve etiği olduğunda yeteneklerini zorluyordu. Birlikte oldukça iyi işlere imza atmış oldukları da su götürmez bir gerçekti.
''İyiyim. '' Heaven masada duran kağıt yığınını işaret ederek ''Albury'deki köylülerden alacağımız meyve ve sebzeleri gemiyle anlaştığımız bir kaç ülkeye ihraç etmek istiyorum. Hem köylü destek almış olacak hem de biz yeni bir pazar bulmuş olacağız.'' dedi. Avukatını yaptığı her işte bilgilendirmek uzun süredir alışkanlığı haline gelmişti.
''Albury çok akıllıca bir seçim olmuş. Verimli toprakları var ve köylülerde bunu fırsat olarak görüp kullanılmayan arazileri işlemeye başlayacaklardır. Bu da iki kat gelir demek.'' Bay Jones Leydi Watson'un zekasına her daim hayran kalmıştı. İş ahlakı konusunda Lord Watson'a benzerliğini kabul edecekti ve günden güne işeri daha da yoluna giriyordu. Kısa süre sonra dünya ticaretinde adını duyuracağından emindi.
''Bu yönde ilerleyeceğini umuyorum. Sizi çarşamba günü göreceğimi sanıyordum.'' Heaven avukatının habersiz gelişini merak ederken sırtını yeriye doğru yasladı.
''Liman balıkçılığında uzun süredir büyük yol kat ettik Leydi Watson.'' diyerek söze başladı Bay Jones. ''Fakat önümüzdeki haftalarda yeni bir geminin sizin bölgenize demir atacağı ve Walmer de yeni bir balıkçılık tesisi kurulacağı haberini aldım.''
''Öyle mi?'' Heaven buna şaşırmamıştı. Rakipleri her zaman kendisini taklit etmeye çalışıyordu ve bu da ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha kanıtlıyordu. ''Şirketin kime ait olduğunu öğrenebildiğinizi umuyorum.''
''Berkshire Vikontu Christian O'Sullivan.''
Heaven'ın kavisli kaşları bu bilgi karşısında hayretle havalanırken '' Anlıyorum.'' diyebildi. Demek sevgili Vikont Amerika'dan geleli daha bir hafta olmadan kendisine rakip olmayı göze almıştı. Heaven başarılı bir rakibin kendisini her daim ilerleteceğini düşünüyordu. ''Bilgi için teşekkür ederim Bay Jones.''
''Sözlerinizden bu konuda herhangi bir şey yapmayacağınızı mı anlamalıyım?'' Bay Jones Leydi Watson'un ne düşündüğünü tam olarak idrak edememişti.
''İyi bir rekabeti her zaman taktir etmişimdir. Vikontun bu girişimi bizi ileriye taşıyacaktır.''dedi Heaven, ayağa kalkarak konuşmanın sonlandığını belli ederken ''Geldiğiniz için teşekkür ederim Bay Jones. Yapabileceğimiz en iyi şey bekleyip görmek .'' diye de ekledi.
Bay Jones şapkasını başına geçirip, Leydi Watson'a selam vererek odadan çıktığında Heaven'ın kaşları olabildiğine çatılmıştı. Vikont , Leydi Withney'in balosunda kendisini küçümsemişti. Heaven onun böyle bir hamleyle karşısına geleceğini tahmin edemezdi elbette fakat bu hamlesi ona pahalıya mal olacaktı. Watsonlar liman ticaretinde son yirmi yılın en yüksek kar oranına sahipti. Vikont unvanını kullanarak belki bir süre ilgi görebilirdi yine de hızlı yükselmenin sonu ani düşüşlere neden olurdu. Yüzünde kendini beğenmiş bir gülüş yer alırken ''Ana !'' diye seslendi.
Ana vakit kaybetmeden odaya girerek ''Efendim!'' dedi.
''Coline haber ver, arabayı hazırlasın.''
***
Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir sorusunun tek bir cevabı olsaydı eğer muhtemelen en çok Heaven Watson bilir olurdu .
Christian sabah ilk iş olarak limana giderek gemisi Freya 'nın kıyıya yanaşıp yanaşmadığından emin olmak istemişti.
Freya ancak öğle saatlerinde limana demir attığında yüzünde memnun bir gülümsemeyle eserine gururla baktı. Uzun süredir , Berkshire ticaret şirketinin liman balıkçılığına da atılması gerektiğini düşünüp duruyordu. Sanayi devrimi buharlı gemilerle ilerlemesini devam ettirirken Christian bunda öncü olabilmek , hatta belki de yön verebilmek arayışına girmişti. Yaptığı ufak çaplı araştırma sayesinde çok az kimsenin bu yönde atılım yaptığına şahit olmuştu. Hastings Dükü kendi bölgesinde ün kazanmıştı ve Avrupa'ya açılmıştı. Folkston'da üç ayrı şirket katlanarak büyüyordu. Walmer'de ise sadece Watson şirketi öncüydü. İşte bu bilgi hem şaşırmasına hem de taktirle karşılamasına neden olmuştu. Heaven Watson ileri görüşlülükle altı yıldır bu işin içindeydi ve kendi bölgesinde tekti. Yaptığı işleri araştırdıkça Whitney'lerin balosunda söylediği argümanlar bir bir geçerliliğini yitiriyordu.
Heaven Watson'un kendini beğenmiş bir gülüşle ''Ya işin ehli bensem .'' diyişinin aslında alelalede bir şekilde söylenmiş bir söz olmadığını görmüş oldu. Bu da kendisini Walmer'de ona rakip olmaya iten en önemli nedenlerden biriydi.
''Lord O'Sullivan!''
Christian duyduğu kadın sesiyle düşüncelerinden sıyrılırken dakikalardır aklını meşgul eden kadını karşısında görmeyi beklemiyordu. Kendisine çeki düzen verirken ''Leydi Watson!'' dedi. ''Haberin bu kadar hızlı yayılmasına şaşırdım.''
Heaven ukala vikontun kendini beğenmiş sözlerine aldırış etmeyerek ''İşini bilen insanlarla çalışıyorum '' dedi.
"Bundan hiç şüphem yok . " diyerek cevap veren Christian Heaven Watson'ın varlığıyla huzursuz hissetmekten kendini alamadı.
Heaven dükün gerginlikle şakağında atan damarı fark ederken içten içe keyiflenerek başını limana demir atmakla meşgul olan gemiye çevirdi. Freya... Bu isim kendisine öylesine komik gelmişti ki kahkahasına engel olamadı.
Christian Leydi Watson'un tam olarak neye güldüğüne emin olamamıştı fakat dudaklarından çıkan melodik tını nedensizce hoşuna gitmişti. Zarif boynu güneş altında parıldıyordu. Koyu kahve gözlerinde zeka parıltıları yer yer kendisini belli ederken küçük burnu her zamanki gibi kibirle kalkmıştı. Fakat her şeye rağmen gülüşü onun yüz hatlarını daha yumuşak gösteriyordu.
''Bu kadar komik olan nedir?''
''İsim...'' dedi Heaven , kahkahasını biraz olsun sonlandırabilse de gülümsemesinin izleri dudaklarının kenarlarına taşmıştı.
''İsim mi?'' Christian tek kaşını sorgularcasına kaldırarak gemisine doğru baktı. Gemi adlarının kadın ismi olması uğur getirirdi. Freya adında ne gibi bir sorun olabilirdi? Leydi Watson'un aklının nasıl çalıştığı konusunda garip bir ikileme düştü. ''Freya...''
''Çok sevgili geminize Freya adını verdiğinize göre anlamını da bildiğinizi düşünüyorum.'' Heaven başını yana eğerek alayla baktı.
''Asil kadın...'' Christian'ın gözleri kısılmış ve kulakları Leydi Watson'dan bir açıklama bekler gibi dikkat kesilmişti
''Bir kadının ,babasının işlerini yürütebilecek kabiliyette olamayacağını söylediğiniz halde geminize asil kadın adını vermeniz kişiliğinizi pek yansıtmıyor.'' dedi Heaven.
Christian karşısında hafife alamayacağı bir kadın olduğunu fark ederek aynı şekilde dudaklarında bir gülümsemeyle baktı. ''Kadınlar her zaman asil varlıklar olmuştur Leydi Watson. Gemimin adı Freya olsa da dikkat ederseniz tüm çalışanlarımın erkek olduğunu göreceksiniz. ''
Heaven tipik İngiliz soylusunun erkekleri üstün görme kabiliyetini her daim şaşkınla izlemişti. ''Fakat Freya olmadan gördüğünüz bu erkek takımının yüzerek denize açılması pek mümkün görünmüyor.''
Christian bir an duraklayıp cevap vermekte zorlandı. Yenilgisinin ağır olduğunu fark etse de kabul etmedi.
''Kadınlar erkeklerin işleri yürütebilmesinde bir araç olarak kalmaya devam edeceklerdir.''
''Ya da siz erkekler kadınlara muhtaç olduğunuzun bir gün farkına varırsınız.'' Heaven gülümsemesini genişletirken ''İyi bir rakip olduğunuzu umuyorum Lord O'Sullivan'' dedi. ''Aksi halde hayal kırıklığına uğrayacağım.'' Ardından başını saygıyla hafifçe öne eğerek arabasına doğru yürüdü.
Christian ise Heaven Watson'ın arkasından bakarken kaşlarını olabildiğine çatmıştı. Kendi
zekasına denk bir kadının dişli rekabet isteğine karşılık vermeye gönüllü olan yanını susturamadı.