Heaven eve döndüğünde kendisini oldukça yorgun hissediyordu. Oturma salonundan hole kadar duyulan gürültüyle tek kaşını kaldırarak baş hizmetli Bayan Grainger 'a neler oluyor dercesine bir bakış attı.
''Leydi Watson, taliplerini ağırlıyor efendim.'' Rebecca otuz beş yaşında hafif kırlaşmış saçlarıyla hizmetliden çok bir mürebbiyeyi andırıyordu.
Heaven eve geldiğine çoktan pişman olurken derin bir nefes alarak salona doğru yöneldiğinde bir adamın Katherine'in önüne diz çökmüş şiir okuduğuna şahit olarak kapıya yaslanırken bu manzaranın ikonik görüntüsünü alayla izledi.
''Gece kıskanır yüzünüzün aydınlığını
elleriniz ipek kadar yumuşak ve beyaz
göz kamaştırıyorsunuz sonbahar yaz''
''Ah... Lord Halston!'' Leydi Allyson ellerini çırparak Lord James Halston'u tebrik ederken ''İnanılmazdı !'' diye ekledi. ''Oldukça yetenekli olduğunuz aşikar.''
Heaven annesinin her bir övgüsünün aslında gerçek düşüncesiyle hiç uyuşmadığını, Lord Halston'un şiirinin berbat denecek kadar kötü oluşundan bile anlayabilirdi. Zavallı adam böylesine basit bir şiirle kız kardeşini evliliğe ikna ederse eğer bu gerçek anlamda bir skandal olurdu.
''Heaven!'' Katherine ablasını kapı önünde kendilerini izlerken gördüğünde adını yüksek sesle söylemiş ve odada bulunan diğer beyler bir adım geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Hepsi Heaven Watson'dan oldukça çekiniyor olmalıydı.
Heaven odada bulunan üç beyefendiye yukarıdan bir bakış atarak ilerledi ve gelişi güzel tekli koltuğa oturdu.
''Lord Halston, Lord Kornel ve Lord Marshall! '' diyerek misafirleri tanıtan Leydi Allyson'un göğsü kabarmıştı. Bu gün ağırladığı yedinci misafirdi. Katherine Vikont ile dans ettiğinden beri oldukça dikkat çekmişe benziyordu.
'' Memnun oldum.'' diyen Heaven başını eğerek selam verdikten sonra Lord Halston'a dönerek ''Gerçekten etkileyici bir şiirdi.'' dedi. Fakat ses tonu tüm çabalarına rağmen oldukça alaycı çıkmış yine de bunu sadece kız kardeşi ve annesi anlamıştı.
''Kendim bizzat Leydi Watson için yazdım.'' Lord Halston yerinde doğrularak böbürlenirken evlenmek istediği leydinin ablasından övgü aldığını ve böylece diğer rakiplerinin önüne geçtiğini düşünüyor olmalıydı.
''Bunun için oldukça uğraştığınızı görebiliyorum.'' dedi Heavan annesinin onaylamayan bakışları altında ''Edebiyatla yakinen ilgilendiğinizi düşünüyorum.'' diye ekledi.
''Elbette. '' dedi Lord Halston fakat ses tonunda belli belirsiz bir çekingenlik hissediliyordu.
''Hangi yazarlardan hoşlanıyorsunuz Lord Halston ?'' Heaven karşısındaki adamı oldukça zorladığının farkındaydı zira şakağındaki damar giderek belirgin hale geliyordu.
''Ne önemi var?'' diyerek araya girdi Leydi Allyson. ''Önemli olan Katherine için bir şiir yazmış olması. Londra'da kaç centilmen bu işi gönüllü yapabilir?'' Heaven'ın ,Katherine 'in taliplerine saygısızlık edip kaçırması olasılıklarına engel olmaya çalıştı. ''Öyle değil mi Katherine?''
Katherine ablasının alaycı bir gülüşle Lord Hlaston'un üzerine gelişinden oldukça keyif almıştı ve itiraf etmesi gerekirse onun berbat ötesi şiiriyle ilgilenmiyordu. Vikont ile dans ettiğinden beri talipleri artmıştı ve önünde bir çok seçenek vardı. Fakat Lord Halston bunlardan biri olmasa da ziyanı yoktu. Yine de annesinin uyaran bakışlarını ciddiye alarak gülümsedi. ''Elbette.''
'' Katherine oldukça fazla kitap okur. En sevdiği yazarların başında Jane Austen yer alıyor.'' Heaven annesine kulak asmayarak karşısında oturan üç beyefendiye dikkatle baktı. ''Eminim sizlerin de eserlerini bıkmadan okuduğu yazarlar vardır.''
''Jane Austen benim de en sevdiğim yazardır .'' dedi Lord Marshall . İnce yuvarlak gözlüklerinin arkasında sevimli bir adamdı elbette yüzünde eğreti duran bıyığını hesaba katmazlarsa.
''En sevdiğiniz eseri nedir?'' diyerek araya girdi Katherine.
''Aşk ve Mantık.'' Lord Marshall , Lord Halston'a açık ara fark attığını düşünerek daha özgüvenli bir ses tonuyla cevap vermişti.
''Aşkın mantıkla ilişkisi olduğu konusunda kaç kişi hemfikir olabilir?'' Heaven ortamı geren bir soru daha yönelttiğinde üç beyefendi de birbirlerinin gözlerinin içine baktılar. Öyle görünüyordu ki hiçbirinin bu konu hakkında tek bir fikri dahi yoktu.
''Aşkın var olması tamamen mantık işidir leydim. '' diyerek araya girdi Lord Kornel. Orta yaşlarından daha genç gösterse de saçları kırlaşmaya başlamıştı.
''Lütfen açıklayın.'' dedi Heaven sırtını geriye yaslarken Lord Kornel'in açıklamasını dört gözle bekliyor gibiydi.
''Mantıklı bulmadığınız birine aşık olunabileceğine inanmıyorum.'' Lord Kornel romantik olmaktan çok uzaktı belli ki.
''Kız kardeşime aşık mısınız Lord Kornel?'' Heaven Lord Kornel'in büyüyen gözlerine bakarken onun küçük dilini yuttuğuna emindi.
Herhangi bir cevap alamaması üzerine ''Cevapsız kalmış sorunuzu nasıl algılamalıyım ?'' diye bir soru daha yönelttiğinde Lord Kornel aniden ayağa kalkarak '' Sanırım yapmam gereken işler olduğunu hatırladım'' dedi. Bir kaçış ancak bu kadar kendini belli edebilirdi.
''Lord Kornel daha yeni geldiniz.'' diyen Leydi Allyson kızına öldürücü olduğunu düşündüğü bakışlar atarak ayaklandığında Lord Kornel ''İyi günler! '' dileyerek önce Leydi Allyson'a ardından Katherine'e döndü.
''Leydi Watson!''
''Leydi Watson''
Heaven adamın kaçarcasına salondan çıkışının ardından geriye kalan iki beyefendiye döndü fakat ikisi de aynı anda çoktan ayağa kalkmıştı. ''Siz de mi yapmanız gereken işler olduğunu hatırladınız?''
Lord Marshall ve Lord Halston da anlaşmışçasına ''Evet!'' diyerek annesine ve kız kardeşine selam verip salondan ayrıldığında ''Ne yaptığını sanıyorsun?'' diye sordu Leydi Allyson. Ses tonundaki sitem vücut diline yansımıştı.
''Ben ortada bir sorun göremiyorum.'' Heaven kız kardeşinin gülmemek için kendisini zorladığını fark ederek ona göz kırptığında Leydi Allyson iki elini beline koyarak bir ayağını ritmik bir şekilde yere vurmaya başladı.
''Hepsi de çok düzgün beyefendilerdi ve sen küçük hanım , Katherine'in evlenme ihtimalini zorlaştırıyorsun.''
''Hepsi de muhtemel yalancı insanlardı. Katherine onlardan daha iyilerine layık.''
''Yine de bu yaptığını makul göstermez. " Leydi Allyson olabildiğince astığı yüz ifadesiyle anlayışlı olmaktan çok uzaktı.
"Tanrı aşkına , adamın şiirini duymadın mı?" Heaven sesini kalınlaştırarak "Sonbahar ve yaz..." Dediğinde herkes onun Lord Halston'u taklit ettiğinin farkındaydı.
"Bir Leydi hiçbir zaman nezaketinden ödün vermez !" Leydi Allyson elinde tuttuğu yelpazesini hızlı hızlı sallamaya başlarken "Fakat senin bir Leydi olmadığın açık. " diye devam etti.
"Hiç bir zaman böyle bir iddiam olmadı ." Heaven omuzlarını silkerken annesinin kendisine kıstığı bakışlarına aynı şekilde karşılık verdi .
"Bu da şu an ki durumumuzu açıklıyor. " Leydi Allyson çok nadir anlarda böylesine öfkelenirdi.
"Anne!" diyerek araya girdi Katherine. Anlaşılan ablası ve annesinin eğlenceli sohbeti istemediği bir kaosla sonuçlanmak üzereydi.
"Sen bu işe karışma !" Leydi Allyson Katherine'e susmasını işaret ederken Heaven'a dönerek "Bir erkekten farkın yok. " dedi. "Tek düşündüğün işlerin ve lanet olası bencilliğin."
İşte bu Heaven'ın annesinden duyup duyacağı en ağır söz olmuştu. Heaven hiçbir zaman bencil bir insan olmadığını elbette biliyordu fakat annesinin böyle düşündüğünü bilmek duygularının incinmesine neden olmuştu.
"Katherine 'in tüm ömrünü , aptal bir adamın uğrunda harcamasını istemediğim için mi bencilim?" Ayağa kalkarak annesine hayal kırıklığı içinde baktı. "Belki de sen sırf bir kez daha evde kalmış bir kız kurusunun annesi olmamak için harcadığın çabanın birazını kızlarının mutluluğu için ayırabilirsin. "
"Yüce Tanrım!" Leydi Allyson duydukları karşısında şaşkına uğrarken söyleyecek tek kelime bulamamıştı.
Heaven ise kız kardeşine ve annesine kısa bir bakış atıp sakinleşmek için çalışma odasına doğru ayaklandı.
***