Cama vuran rüzgârın uğultulu sesini gözlerim kapalı dinliyordum. Saatler geçmek bilmiyordu. Bir an önce gece olsun Savaş'a kavuşayım diye dört gözle bekliyordum. Sevmek insana mutluk verirken aynı zamanda acıda veriyordu. Yanındayken dünyanın en mutlu insanı olurken, uzaktayken en mutsuz insanı olabiliyordun. Tik tak tik tak yelkovanla akrebin birbirini kovalaması gibiydim. Sürekli etrafımda dönüyor bir sonuca varamıyordum. "Meleğim." Gözlerimi açıp, "efendim anne?" dedim kanatsız meleğime. "Baban isterse yola çıkalım diyor. Saat ona geldi." Ellerimi yatağa bastırıp ayağa kalktım. "Çıkalım anne, burada ne kadar durursam nefesim daralıyor. Bir an önce Mardin'e gitmek istiyorum." "Hazırsan çıkalım o zaman kızım, ben eşyalarını arabaya koydum." Sandalyenin üzerinde bulunan montumu alıp ann

