Gecenin içinde, kapı ardından ağır bir sessizlik kaldı. Ayakkabılarını aceleyle giymeye çalışan Tanem’ in elleri titriyordu. Ceketini tam olarak giyememişti, saçları dağılmış, yanakları hala ıslaktı ama gözlerinde artık ağlamanın yerini bir çeşit boşluk almıştı. Sessizce, basamakları indi. Her adımda kalbi biraz daha batıyordu içine, ama durmadı. Sokağa çıktığında rüzgar serindi. Gecenin son saatleriyle sabahın ilk soluğu birbirine karışmıştı. Hava hala karanlıktı ama gri bir aydınlık ufuktan kendini göstermeye başlamıştı. Nefesi dudaklarından hüzünle çıkarken telefonu cebinden çıkardı. Bir an durdu. Ekrandaki tek isime odaklandı. İrem. Titrek bir dokunuşla aradı. Birkaç çalma sesinden sonra karşıdan uykulu ama endişeli bir ses duyuldu. “Abla?” Tanem bir an yutkundu. Sonra sesi yumuşa

