Mahzen

1703 Words
Nisan 2017 Lise son sınıf bir öğrencinin istediği tek şey iyi bir üniversite kazanıp, hayatını yoluna koymak olmalıydı. Ama Efsun için durum öyle değildi. Babasının ayaklarına kapanıp yalvarabilirdi de... Tek istediği onu o adama vermemesiydi. "Baba! Yalvarırım yapma! Verme beni o adama! Okulu bile bırakırım, çalışır para kazanırım ama yalvarırım verme beni o adama!" Babası bir paçavra gibi atmıştı onu evin önüne. "Senin kazanacağın para ne ki? Ben burada çok daha fazlasını alacağım. Hem de çok daha fazlasını." Alayla güldü. Kızını satıyordu. Hiç düşünmeden kızını satıyordu bu adam. Böyle babalık mı olurdu? Ona bir kez bile babalık yapmamıştı zaten ama en azından bir sene daha ona baksa Efsun bu durumdan kaçabilirdi. Reşit olsaydı eğer onu kimse zorla alıkoyamazdı. Babası da dahil. Şimdi o adamın evinin önünde çaresizce bakıyordu babasına. Bir umut onu kurtarmasını bekliyordu ama öyle olmayacaktı. "Baba..." diye mırıldandığında kapı açıldı. İlk gördüğü şey başını çevirdiğinde siyah parlak ayakkabılar oldu. "Demek geldiniz." sert, tok bir ses duyuldu. Sesinden bile ürperdi. "Dediğiniz gibi kızı getirdim Harun bey. Artık tamamen sizindir." Efsun korkarak başını kaldırdı. Celladına baktı. Harun Karatepe'ye baktı. Harun Karatepe'nin kapkara bakışları kızın üzerinde dolaştı. Yüzünde mimik oynamadı. Ona baktığında sadece tiksindi. Ama onun büyüyüp güzelleşeceğinden emin olduğu için içinde alev alan bir şeylere de engel olamadı. Harun Karatepe. 24 yaşında. Babasının mirasıyla şöhretine şöhret ekleyen genç bir adam. Karatepe Holdingin tek varisi. Genç yaşına rağmen gözü hep dahasında, daha fazlasındaydı. Ve şimdi bu kız. Onun serpilip büyümesini izleyecek ve en sonunda onunla evlenecekti. Çünkü Harun... Eğildi. Gözlerini kıza dikti. O yeşil gözlerine. Efsun'un yeşil gözlerine baktığında bile ona sahip olmak istiyordu. "Hoş geldin küçüğüm." diye mırıldandı. Efsun bu evin cehennem olduğunu biliyordu. Cehennemine hoş gelmişti bir nevi. Hoş gelmek mi? Bu imkansızdı. "Lütfen, lütfen bırakın gideyim. Benim okulum var. Benim gitme..." Yüzünde bir tokat hissettiğinde babası hiçbir şey yapmadı. Kızını satan bir adam onun tokat yemesini önemseyecek değildi ya. "Okul işi bitti Efsun'um." az önce vurduğu yere dokundu. Yanağını okşadı. "Sen benimsin ve seni başka erkeklerin görmesine izin veremem artık." Efsun başını çevirmeden yere bakmaya devam ederken gözleri doldu. Canı yanıyordu ama bu adamdan kurtuluşu olmadığını da anlamıştı. "Okul yok. Senin için artık sadece bu ev var. Ben varım Efsun." Harun ayağa kalktı. Kızın kolundan zorla tutup ayağa kaldırırken Efsun'un yüzüne bakmaması iyice sıktı canını. "Yüzüme bak." Efsun inatla bakmadığında kolunu sertçe sıktı. "Yüzüme bak dedim sana!" Efsun'un canı acıdığında mecburen döndü ona. Gözlerinin içi dolu doluydu. Yeşil gözleri alev alıyordu adeta. Yaşadığı hayattan tiksindi. Ölmek istiyordu. Her gün ölmek istiyordu ama bir yanı da... Yaşamak istiyordu. Efsun da mutlu bir hayat yaşamak istiyordu. Ölmeden, yara almadan yaşamak istiyordu. "Her zaman yüzüme bakacaksın Efsun. Gözlerimin içine bakacaksın. Ben ne dersem onu yapacaksın." "Allah belanı versin senin." diye fısıldadı. Harun duymuştu ve kolunu daha sert bir şekilde sıktı. "Ağzından güzel sözler çıksın Efsun'um. Artık bana aitsin. Bu yüzden sözlerine dikkat et. Çünkü ben çok sinirli bir adamım. Ve inan bana sinirlendiğimde sana ne yaparım ben bile bilmiyorum." Efsun ondan korkmalı mıydı? Yoksa canını daha çok sıkıp buradan kaçmanın bir yolunu mu bulmalıydı? Emin olamadı. Ama korktu. Burası kale gibiydi. Dışarıda bir sürü adam vardı ve buradan kaçmanın mümkün olmadığını çok iyi biliyordu. Harun Karatepe ölmediği sürece de buradan kurtulamazdı. Daha o an aklına koydu. Harun'u öldürecekti ve tüm bu ızdıraptan kurtulacaktı. Daha on yedi yaşında birini öldürmeyi düşündü. Babasının onu sattığı bu psikopat adamı öldürmek istedi. ~ ~ ~ ~ ~ Efsun'un Anlatımından Devam Gözlerimde akacak bir damla yaş bile kalmadığında babam gitmişti. Beni bu adamın yanında bırakıp gitmişti. Sahi neden hâlâ ondan medet umuyorsam? Doğru düzgün babalık bile yapmamıştı ki? Hep aşağılamış, dövmüş ve çalıştırıp paramı elimden almıştı. Zar zor okula gidiyordum. Son dönemimdi ya... Bir kaç ay sonra ondan kurtulacaktım. Üniversiteyi kazanıp gidecektim ama şimdi? Şimdi ise tanımadığım bir adamın eline esir düşmüştüm. Harun Karatepe. "Beni nereye götürüyorsun?" diyebildim sessizce. Kolumdan tutup merdivenleri çıktığımız sırada. "Seni odana götürüyorum sevgili Efsun." "Beni tanıyor musun?" Durdu. Başını çevirip gözlerimin içine baktığında kendimi ona bakmaya zorladım. Gözlerinin içine bakmamı bile zorlamıştı. "Tanımaz olur muyum güzel Efsun'um. Baban denilen itin yanında gördüm ya seni. O an işte... Bu güzel, yeşil gözlerine vuruldum." Sadece gözlerim mi? Bu ne kadar saçmaydı? "Bu gözler sadece bana bakmalı Efsun. Başka bir erkeğe değil." yavaşça baştan aşağı süzdü beni. "Giderin var. Ama çok daha iyi olacaksın. İnan bana çok daha iyi birine dönüştüreceğim seni. Dişime layık birine." Tiksindim. On yedi yaşındaydım ben daha ya. Benim hakkımda düşündüğü şeyler mide bulandırıcıydı. "Asla senin olmayacağım." Gülümsedi. Gülüşü mutlu olduğu için belirmemişti. Boşta olan eliyle çenemi sertçe kavradı. "Sorduğumu hatırlamıyorum güzel Efsun. Benim olacaksın. Bu asla değişmeyecek." Parmaklarının izi çıktığına emin olduğumda ellerini çekti üzerimden. "Odana git de bir banyo et sevgili Efsun. Yanımda olacaksan güzel kokman gerekiyor." İttirdiğinde merdivenleri çıkmaya devam ettik. Benim bu adamdan kurtulmam gerekiyordu. Ama ne yapacağımı bilmiyordum. Üst kata çıktığımızda bir odanın önünde durup kapıyı açtı. İçeri ittirdiğinde düşmemek için duvara tutundum. "Banyo et. Şu leş kokundan kurtul. Benim yanımdayken her zaman güzel kokacaksın." "Delisin sen." Gülümsedi. "Hadi Efsun'cuğum. Benim için hazırlan. Bir saate geleceğim yanına." Kapıyı kapatıp kilitlediğinde nefesimi bıraktım. "Allah'ın belası!" Göz yaşlarımı tutamadım. Yere oturup bacaklarımı kendime çektim. Başımı dizlerime yaslayıp gözlerimi kapattım. "Ne yapacağım ben?" Evdeki eziyete bir nebze olsun katlanabiliyordum. Ama burada bana açlıkla bakan bir adama nasıl katlanacaktım? Beni itip kakıyordu ama ya dahasını isterse? Ki isteyecekti. Adam delirmişti. Eğer bana dokunursa... Başımı kaldırıp olumsuzca salladım. "Olmaz. Böyle olmasındansa ölürüm daha iyi." Hızlıca ayağa kalkıp odaya bakındım. Bembeyaz büyük bir yatak, yanlarda toz pembe komodinler. Tam karşısında aynı toz pembelikte makyaj masası ve beyaz bir gardırop. Merakla gardıropu açtım. İçinde renk renk elbiseler vardı. Açık seçikti hepsi de. " Sapık." Dolabın kapaklarını kapatıp çekmeceleri açtım. İç çamaşırları vardı burada. Birini elime alıp ölçüsüne baktım. 85. Göğüs ölçümü nereden biliyordu bu adam? Beni sadece uzaktan görüp bütün bunları nasıl biliyordu? Nefesimi bırakıp iç çamaşırını bıraktım ve çekmeceyi kapattım. İşe yarar bir şey bulmam lazımdı. Makyaj masasına yaklaşıp çekmeceleri açtım. Bir dolu makyaj malzemeleri, kişisel bakım ürünleri, parfümler ve daha bir çok şey vardı. Her şeyi düşünmüştü. İğrenç biri. Bıkkınlıkla bu çekmeceyi de kapatıp çalışma masasına yaklaştım. Makas. Makas vardı burada. Elime alıp keskinliğini kontrol ettim. Yeterince iyiydi. Bugün ya ben bu eziyetten kurtulacaktım ya da Harun ölecekti. "Nasıl öldüreceğim ki?" gözlerim dolduğunda elimdeki makası bırakıp sandalyeyi çektim ve oturdum. "Salak Efsun. Daha önce birine vurmadın bile. Ne öldürmesi!" elimle gözlerimi kapattım. Yapmak zorundaydım. Babam bana istediğini yapsa bile en azından okula gidebiliyordum. Ama bu adam... Bana böyle açlıkla bakarken ben burada bir saniye bile duramazdım. Elimin tersiyle göz yaşlarımı silip ayağa kalktım. Makası sıkıca kavrayıp pencereye yaklaştım. Daha pencereyi açmadan bile görünen korumaları saydım. Çok fazlaydı. Harun'u öldürmeyi denesem bile bu evden çıkabilir miydim emin değildim. Ama bir yolunu bulacaktım. Şu an önümdeki tek engel Harun'du. Adımlayıp odanın içinde gezinmeye başladım. Bir saat içinde geleceğim demişti. Hazırlanmamı bekliyordu belki de. Neden hazırlandığımı da bilmiyordum. Ne isteyecekti kim bilir benden? Ya o şeyi... Onu istemezdi değil mi? Başımı olumsuzca sallayıp yatağın ucuna oturdum. "İkimizden biri ölecek." ama ilk onu öldürmeyi deneyecektim. Çünkü yaşamak istiyordum. Denemek istiyordum. Kaçmayı, ikisinden de sonsuza kadar kurtulmayı önce denemek istiyordum. Ben de güzel bir hayat yaşamayı hak ediyordum. Buradan kaçıp kendime yeni bir hayat kuracaktım. Başımı salladım. Evet, yapmam gereken tek şey buydu. Bu adamın pisliğine boyun eğmeyecektim. Dakikalar geçmek bilmedi. Kaç dakika oturdum? Kaç dakika volta attım bilmiyorum. Merdivenden ayak sesleri duyduğumda ise kapıya bakıp derin bir nefes aldım. Ya şimdi ya hiç. Kapıya yaklaştım. Kalbim ağzımda anahtarın kapı deliğinde çevrilmesini dinledim. Zaman öyle ağır işliyordu ki... Çok korkuyordum. Makası tuttuğum elimi kaldırdım. Kapı aralandı. Yavaşça... Harun'u görmemle makası omzuna saplamam, hepsi aynı saniye içinde oldu. "Geber pislik!" Makası göğsünden çıkarıp bir kez daha saplayacağım sırada bileğimi tuttu. Kaşlarını çattı. "Ne yapıyorsun sen!" Diğer elimi de sıkıca tutup duvara yasladı. "Bırak beni!" göğsündeki yaraya baktım. Biraz daha alta saplasam belki de kalbine isabet ettirebilirdim. Güldü. "Beni öldürebileceğini mi sandın güzel Efsun?" Bileğimi öyle sert sıkıyordu ki makası daha fazla tutamadım. Ayaklarımın dibine düştüğünde bahtsız olduğum için bir kez daha gözlerim doldu. "Ben ölmem Efsun. Beni kimse öldüremez. Sen beni öldüremezsin güzel Efsun." Kollarından kurtulmayı denedim. Terliyordu. Derin bir nefes alıp başını eğdi ve göğsündeki yaraya baktı. Küçük bir kahkaha attı. "Güzel bir sanat eseri Efsun. Ama inan bana bu benim sabrımı taşırmaya yetti bile." "Seni öldüreceğim. Duydun mu! Seni öldüreceğim Harun Karatepe." Ellerimi aniden bırakıp yüzüme sert bir tokat attı. Tokadın etkisiyle başım sağa doğru düştü. Acısıyla yanağım kızarmıştı. Zonkluyordu. Omuzlarımdan tutup sarsttı. "Ne bekliyorsun güzel Efsun. Sana nasıl davranmamı istiyorsun şimdi?" "Bırak beni." dedim hıçkırıklarımın arasında. "Bırakmam Efsun. Seni bırakmayacağım. Ama madem akıllanmayacaksın, o halde cezanı çekmelisin." Sağ kolumu tutup zorla odadan çıkardı. Merdivenleri inerken koluna vurdum. "Bırak kolumu." Dinlemedi. Hızla inmeye devam etti. Onun büyük adımlarına yetişmek bile zorken bir merdiven daha çıktı karşımıza. Alt kata inen bir merdiven. "Nereye götürüyorsun?" diye sordum panikle. "Cehennemine güzel Efsun'um. Cehennemine." Merdivenleri inerken ortam giderek karanlıklaştı. Boyalı duvarlar, güzel zemin yerini karanlık, loş ışıklarla aydınlatılmış depo gibi bir yere geldik aniden. Evinden ayrı bir yer gibiydi ama... "Burası neresi?" Bir sürü kapı vardı. Demir parmaklıklar. Hapishane gibiydi. Bir insanın evinin alt katında neden böyle bir yer olurdu ki? Neden yani? İçlerinden birine beni ittirdi. Kapıyı kapatmadan önce çıkmaya çalıştım. Parmaklıkları sıkı sıkıya tuttum." Ne yapıyorsun? Çıkar beni buradan!" "Cezan bu güzel Efsun'um. Ve beni sinirlendirmeye devam edersen buradan asla çıkamazsın." "Psikopat! Manyak herifin tekisin!" elini parmaklıkların arasından sokup boynumu sıkmaya başladı. Kaşları çatıldı. "Sözlerine dikkat et Efsun'um. Sana, bu güzel yüzüne zarar vermek istemiyorum ama beni zorlama." Boynumu bıraktığında geri çekildim. "Hadi bakalım. Akşam yemeğinde görüşürüz. Benim şimdi tedavi olmam gerekiyor." ellerini kaldırdı. "Ama korkma. Ölmeyeceğim. Beni tekrar görebileceksin." Hiçbir şey demedim. Sırıtarak giderken beni bu pis mahzende bırakıp uzaklaştı. Köşeye adımlayıp oturdum ve duvara yaslandım. Harun Karatepe'nin yanında olmaktansa bu karanlık, pis mahzende kalmayı tercih ederdim. Cezaymış... Burası benim için ödül olacaktı. Ama yine de... Burada olmak istemiyordum. Karanlıktan korkuyordum ve burada kalmak istemiyordum. Gözyaşlarımı tutamadım. Sinirimden ağlarken duyduğum seslerle başımı çevirdim. Karanlıkta, tam karşımda hareket eden bir canlı vardı. Hızla ayağa kalktım. "Fare!" Geri çekildiğimde sesimle panikleyerek oraya buraya koşturdu. Duvara resmen sinmişken mahzenden çıktı ama tekrar oturamadım yerime. Bir süre ayakta kaldım. Başımı arkaya atıp gözlerimi kapattım. Onu tanı. Zaaflarını öğren ve onu yen Efsun. Buradan kurtuluşunun tek yolu buydu. ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD