ALINTI-1
"Sırf benden intikam almak için o kadınla yattın, değil mi Tarık?"
Firuze’nin sesi titriyordu ama gözlerindeki hesap soran öfke bir an olsun geri adım atmadı. "Sen... Sen bizim hatıralarımıza ihanet ettin!"
Tarık sinirle yumruğunu sıktı. Eklem kemikleri beyazlayana kadar sıktı o eli. Ardından dudaklarından karanlık, histerik bir gülüş döküldü. O gülüşte ne bir neşe vardı ne de merhamet; sadece yılların biriktirdiği zehir dökülüyordu çevreye.
"Sakın..." dedi Tarık, sesi bir bıçak kadar keskin ve soğuktu. "Sakın, Firuze! Sen bana ihanetten bahsetme. Beni gözünü bile kırpmadan terk edip başkasıyla evlenen sen değil misin? Komik olma!"
Firuze’nin acı dolu bir damla yaşı kirpiğinin ucuna takıldı, süzülmeyi reddeder gibi orada asılı kaldı. Dudakları titredi.
"Ben... Ben hâlâ..."
Diyecek oldu, devam edemedi. Gerçekleri söylemeye gücü yetmedi.
Ama Tarık ona o fırsatı vermedi bile. Genç kadının omzuna dokundu ve sanki eline kirli bir mendil bulaşmış gibi, tiksinç bir hareketle Firuze’yi kenara savurdu. Firuze dengesini kaybedip geriye doğru sendeledi.
"Daha ne kadar küçülebilirsin gözümde, ha?" Tarık adım adım üzerine yürüdü, bakışlarındaki nefret Firuze’nin ruhunu üşütüyordu. "Tiksiniyorum senden kadın. Bir daha sakın ama sakın yoluma çıkma. Ayrıca..."
Dudaklarında acımasız, alaycı bir gülümseme belirdi.
"...yattığım kadınların tasası sana düşmedi."
Firuze, yere düşmenin etkisiyle sızlayan ellerini dizlerinin üzerine çekip ovmaya başladı. Avuç içlerine batan küçük taş taneleri canını acıtıyordu ama bu fiziksel acı, kalbine oturan o devasa ağırlığın yanında hiçbir şeydi. Gözyaşları artık tutunmayı bırakıp yanaklarından aşağı tek tek süzülüyordu.
Başını kaldırıp yukarıya, Tarık’a baktı.
Karşısında duran adamın yüzünde ne küçücük bir pişmanlık kırıntısı vardı ne de en ufak bir acıma emaresi vardı. Bakışları taş gibi sert, duruşu buz gibi soğuktu. Bir zamanlar onun gözlerinde ısınan adam, şimdi bir yabancıdan bile daha yabancıydı.
Firuze, titreyen ellerini ovmayı bırakıp gücünü toplamaya çalışarak ayağa kalktı. Sesindeki hıçkırığı zorla bastırdı, gözlerindeki öfke yangını yeniden tutuştu.
"Yattığın kadın..." dedi, sesi bu kez titrese de kararlı bir nefretle çıktı. "...yattığın kadın ablamsa tabii ki beni ilgilendirir, Tarık!"