ARJİN Ferman beni yatağın ortasına bıraktığında, sırtım yumuşak yorgana gömüldü. Üzerime abanmış, kollarıyla kendini taşıyor, gözlerinde fırtınalar kopuyordu. Nefesimiz, şarap ve vanilya kokan bir sıcaklıkla birbirine karışıyordu. İki haftalık hassasiyet, iki haftalık mesafe, bir anda eriyip gitmişti. Yerini, bastırılmış, birikmiş bir arzu almıştı. “Her santimini...” diye fısıldadı dudaklarımı bırakıp, boynuma inerek. Dili, çene hizamdan köprücük kemiğime kadar uzanan bir yol izledi. Tenimde yol açtığı titreşim, içimde derin bir ürpertiye neden oldu. “İki hafta... seni böyle hissedememek... deli ediyordu beni.” Ellerim onun saçlarına daldı, sıkı sıkı tuttu. “Ben de...” diye soluk soluğa cevap verdim. “Yanında olmak ama... dokunamamak... seni özlemek...” Bir an durdu, yüzü göğüs hizama

