Aysima nın ağzından ;
Kendime geldiğimde yanımda cips kokusu geliyordu . Birde televizyon açıktı . Baktığımda bir sinema filmi izleyip cips yiyen kumral , mavi gözlü , 1.75 boyunda bir kızla karşılaştım . Bu kızın rahatlığından istiyorum yaaa . Tabi bu yanımda Beren in olması beni şaşırtmamıştı . Benim odamda böyle taş gibi bir hatun olup ayrıca her durumda bu kadar rahat olan tek kişi oydu . Şimdi düşündüm de . Ben bu kızdan daha rahatım .
Onunla filmi izlemeye başladığımda benimde ilgimi çekmişti . Kendimi çok zorlamadan Beren in elindeki cipsten yemeye başladım . Güzelmiş bu cipste . Filme odaklandığımda adam töre için kadını öldürdüğünü görünce Berenle adama küfretmeye başlamıştık . Ayrıca tabi yazan yazara onaylayan yönetmene kabul eden oyunculara da etmeyi unutmuyorduk .
Kapı açıldığında kapıya döndüm ve uzaylı görmüş gibi bize bakan bir hemşireyle karşılaştım . Büyük ihtimalle bana bakıyordu . Şoktan çıktığında hızla yanıma gelip elimdeki cipsleri aldı . Hızlıca oturur pozisyonda olan beni yatırdı . Beren in de elindeki cipsi alıp masaya koydu . Cama ilerleyip camı açtığında masadaki cipsle bakıştı . Yüzünü buruşturup bana bakarken uyarır bir tonda konuşmaya başladı . " Aysima hanım kendinize dikkat etmelisiniz . Cips yemenize bir şey bulamıyorum . Ne diyeceğimi bilmiyorum . Düzgünce yatın . Bende doktoru çağırıp geliyorum " dedi ve hızla odadan çıktı . Keşke cevap vermemi bekleseydi . Tabi o zaman da umursamazca suratına bakacağımı bilsede böyle hoş olmadı insan bir bekler öyle gider dimi ama .
Ben hemşirenin arkasından bir süre boş boş bakıp içimden ayıpladıktan sonra Beren e döndüm . Birbirimize döndüğümüzde gülmeye başladık . Komikti . Beren bana sarılıp gerçekten endişeli ses tonuyla " Endişelendim senin yüzünden bir daha yaparsan seni kurşuna dizerim " deyip kafama vurdu . Yaaa ben zaten vuruldum . Bu da ayrı vuruyor .
Ona yalancı bir kızgınlıkla bakıp " Nasıl endişelendin demin oturup sinema filmi ile cips yiyordun . Seni yalancı hain . " diyip ona baktığımda bana ne diyor bu bakışı atmıştı . Ciddiyetimi bozup drama quennliğe geçerek gözlerimi doldurdum ve " Sen beni sevmiyorsun ve önemsemiyorsun . " dedim sesimi titretirken hızla bana sarılınca kahkaha attım . Her seferinde bu bahaneye inanıyordu . Güldüğü görüp geri çekilirken kollarını bağlayıp çiçek oldu . Yandaki su bardağında kalan yarım suyu alıp yüzüne atmamla küçük bir çığlık attı .
Bana kızgınlıkla bakıp " Aysima ne yapıyorsun ? Islandım . " dediğinde tatlı tatlı gülerek " Baktım ki çiçek olup kapanmışsın . Bende açman içi su verdim . Hemde can suyu " dediğimde yüzünü buruşturdu . Ama hâla benim yüzümdeki iğrenç gülümseme duruyordu . Tabi bu daha da sinirini bozdu .
Birden ciddileşerek bana bakıp " Aysima sen neden yakalanıp işkenceye uğradın ? Kaçsana manyak . " dediğinde ona tuhaf tuhaf bakmaya devam ettim . Bu sorusuna cevap vermek istemiyordum .
En sonunda dayanamayarak alaylı bir sırıtışla " Ben zaten yakalanıp işkence uğramayı çok seviyorum . Günlük doz gibi işkence almazsam rahatlayamıyorum . " dedim . Yüzümü düzeltip kaşlarımı çatarak " Ben çok mu mutluyum kızım . Nasıl öğrendiğini de anlamadım . Birden girdi ve yakaladı . Ama ben dedim . Adım Roja olmasın şıp diye anlarlar dedim . Adam geldi zaten bütün aramıza gelen ajanların adı Roja veya Rojda oluyor dedi ve yakaladı beni . " diyip güldüm . O da benle gülerken annemleri sordum . Çok özlemiştim onları . Ne yapıyorlardı şimdi acaba .
Beren annemlere haber vermediğini söyleyince rahatlamıştım . En doğrusunu yapmıştı . Telaş yaparlardı . Ben bir iyileşim kendim gidip ziyaret edicektim ama bir süre bu pek mümkün gözükmüyordu .
Ben yatarken kapının çalmasıyla oraya baktım . Kapıdan içeri bir 2 tane doktor girdi . İkiside 1.85 boylarındaydı . Elinde kağıt tutan kumraldı . Burdan bile belli olan mavi gözleri vardı . En fazla otuzlarında olmalıydı . Söylemem gerekiyorki adam bir meteor . Diğerine baktığımda onun da esmer olduğunu gördüm . Yani bildiğimiz esmerdi . Kahverengi saç ve aynı renk göz . Hafif çıkan sakallar . Bunun da hakkını yemeyelim baya bir taştı . Ama esmer doktorumun elindeki alyans evli veya nişanlı olduğunu gösteriyordu .
Onlar sorular sorarken bende cevaplıyordum . En son meteor beyciğim bana 3 hafta burada kalıcaksınız dediğinde bende bir devreler yandı . Meteora sinirle bakıp konuşucağım sıra taş olan ama nişanlı bey teşrif edip kesin bir sesle " Maalesef Aysima hanım şuanlık sizi taburcu edemeyiz . " dediğinde yanında ki meteor beyciğim konuşmaya atlayarak " Her gün kontrole gelicem ben zaten . 3 haftadan erken iyileşirseniz taburcu olursunuz . " dedi .
Derin nefesler alırken 3 hafta ne yapıcağımı düşünüyordum . İkisine bakıp " Meteor ve taş beyci " derken kafamı sağa sola sallayıp kendime geldim . Ne diyorum ya ben . Konuşmayı toparlamak ve 3 hafta işini azaltmak için " Yani doktor beyler 3 hafta ben burada ne yapayım . Ayrıca arkadaşımda cerrah o bana bakar merak etmeyin " dedim .
Doktor bey en baştaki meteor ve taş kelimesini çok takmamış olucak taş umursamadan " Geçmiş olsun " diyip çıktı.
Meteor beyciğim de " Sizi bırakmıyorum Aysima hanım 3 hafta buradasınız " dedi ve kapıya ilerledi . Kapıdan çıkmadan arkasını dönüp " Geçmiş olsun Aysima hanım " dedi ve gitti . Arkasından ağzım açık bakarken şokla berene döndüm . Kızardığını gördüğümde ona sinirle baktım . Dayanamamış olacakki gülmeye pardon anırmaya başladı .
Sinirle derin bir nefes vererek " Pardon ama bunun neresi komik . 3 hafta yaaa . Ne yapıcam ben burada git konuş ikna et . Sen edersin Beren . Lütfennn " dedim sonlara doğru yalvarır bir sesle . O hala gülerken konuşmaya çalıştı çünkü ağzını açtığı gibi gülüyordu .
En sonunda gülmesi durmuş olacakki " Adamlara meteor ve taş beyciğim dedin Aysima METEOR BEYCİĞİM " diyip sonda taklidimi yaptıktan sonra ciddileşti yine . " TAŞ BEYCİĞİM " diyip yine gülerken farkettiğim gerçeklikle gözlerim büyüdü .
Lan . Rezillik . Yüzümü asıp yatarken Beren gülmeye devam ediyordu . Beren e bakıp sıkıntılı bir sesle " Ayıp oldu lan . Bir de esmer olan nişanlı ya da evliydi . " dediğimde bana baktı .
Yüzünü buruşturup " Aysima fazla dikkatlisin daha yeni ameliyat oldun adamı inceleyip bir de alyansını mı fark ettin " dediğinde güldüm .
Alaylı bir sırıtış atıp ego kokan sesimle " İşte bu yüzden senden iyiyim aşk " diyip öpücük attım .
Yine suratını buruşturup " Neyse boşver bu arada esmer olan seni kurtarmaya gelen timden birinin nişanlısıydı . " dediğinde ona baktım . Bir de bana diyor çok dikkatlisin diye . Bende onu umursamayarak üstümü örttüm ve biraz uyumak için gözlerimi kapattım . Ama yanımdan açılan duygularım darmadağın şarkısıyla ağlar gibi ses çıkardım . Kendimi boğmak istiyordum . Ama ondan önce Beren in kafasını duvara sürtüp kıvılcım çıkarttıktan sonra yanmaması için soğuk suya sokup kuruması için balkona çamaşır ipine asarak balkondan sallandırmak istiyordum . Bunları yapmam için yaşamam gerekiyordu . O yüzden galiba önce bunları yapıp sonra boğmalıyım kendimi .
Hâla şu lanet olası şarkıyı dinlerken kapı tekrardan çaldı ve cevabımı beklemeden içeri Süleyman albay ve mit müsteşarı yani Özcan Başkan girdi . Bu adamlar çok yakışıklılar . İki taş yanyana ne kadar ilginç . Ne diyorum ben ya . Adamlar ikiz birisi yakışıklıysa diğeri de olacak mecburen . Onları süzmeye başladım . Süleyman albay kafif kırlaşmış siyah saçlarıyla karizmatik duruyordu . Tabi mavi gözleri ve 2 metreye yakın boyuyla da baya büyük görünüyordu . Özcan başkan da onun aynısı olsada onun saçında daha az beyaz vardı . Onun dışında aynıydı tabi giyiniş tarzı dışında . Süleyman albayın üstüne gri bir takım varken Özcan başkanın üstünde siyah bir eşofman ve siyah bir tişört vardı . Hakkını yemeyeyim tişörtünün üstünden kasları gözüküyordu . Üstüne bir de siyah bir kaban almıştı . Kıyafet olarak tek aynı şey koyu renk sevmeleriydi . Özellikle Özcan başkan benim gibi siyaha bayılırdı . Ne yaptığımı fark edince kendimi silkeledim . Ben kesin kafama da darbe yedim . O sırada bir süredir sesini duymadığım şarkı tekrar ulaştığında diğerlerinin yüzüne baktım . Beren kızarmıştı . Şarkıyı duyunca Süleyman albay gülümsemek ve kafasını sizden adam olmaz dercesine sallamakla yetinmişti . Sertliğinden ödün vermez de kendisi . Onun yerine Özcan Başkan kıkırdayıp Beren ve bana bakmıştı . Beren tabi onların odaya girdiğini anca idrak edince direk telefonunu kapattı . Hızla ayağa kalktığında bende ayaklanmaya çalıştım ama Beren in beni yatağa itmesiyle kalkamadan yeniden yattım . Mit müsteşarı Özcan başkan bana sinirle bakarken albay konuşmaya başladı . " Kızım yeni yaralandın ne yapıyorsun yat yattığın yerde " dedi kızgınlıkla . İlk başta bana kıssalarda sonradan görev ile ilgili konuştuktan sonra çıkmak için kapıya yürürken Özcan başkan Berene döndü ve " Senin tayinin buraya çıktı Beren . Zaten tayinin çıkıcaktı . Sen buraya isteyincede verdim ama istediğin gibi 2 ay izin veremem 1 ay kabulüm " dedi ve bana geçmiş olsun dileklerini ne dileği ya bildiğin iyileşmezsem ve başımı belaya sokarsam ceza verecekleri konusunda uyardılar . Yok vazgeçtim uyarmadılar tehdit ettiler bildiğin . Tabi tehditten sonra ben hâla çıktıkları kapıya devam edince Beren kıkırdadı ve ben her zamanki gibi somurtarak oturmaya devam ettim . O sırada aklıma Beren in tayin mevzusu geldi .
Benim gözüm seğirirken ona döndüğümde tatlı tatlı sırıtıyordu . Bu mevzuyu konuşmamaya karar verdim . Zaten tayin çoktan çıkmıştı . Engellemem çok mümkün değildi . Derin nefes verip önüme dönüp gözümü kapattım . Yorgun olduğumu fark ederken uyumaya çalıştım ama aklımda annemlere yapıcağım açıklama vardı . Annem her görevden döndükten sonra iyiysem bir posta azar işitirdim . Yine azar işiticeğim belliydi . Elinden gelse terlik atardı ama o işi anneanneme bırakıyordu . Kadın keskin nişancılıkta uzmanlık yapmış gibi tam 12 den vuruyordu . Bunları düşünürken gözlerimin kapanmasıyla uykumun geldiğini fark etmiştim . Yavaş yavaş uyku beni esir alırken etraf bulanıklaşmaya başladı bende mükemmel olmasada rahat bir uykuya çekildim .
1 ay sonra ...
Gıcık meteor doktor beyciğim beni tam 3 hafta hastanede tutmuştu . 1 haftadır evdeydim . Şimdide hazırlanıyordum annemlerin yanına gitmek için . Genelde rahat hareket edebiliyordum ama arada kasılıyordu . Vücudumdaki morlukların çoğu gitmişti . Yüzümdeki küçük şeyler dışında yüzüm tamamen iyileşmişti . Bavulu topladığımda odamdan çıkıp kabanımı giydim . Çantama silahımı kimliğimi cüzdanımı da aldığımda dışarı çıkıp ayakkabılarımı giydim . Saat sabah 7 ydi . Berende odasında hazırlanıyordu . Beren beni havalimanına bırakıp hastaneye geçicekti . Ayakkabılarımı giyip aşağı inerken karşı dairenin kapısı açıldı . Ve bir adet gıcık meteor doktor beyciğim karşıma çıktı .
Evet benim gerizekalı arkadaşım Beren bunun karşı dairesini satın almış . KOSKOCA HAKKARİ DE BU NASIL ŞANS ARKADAŞ . Gıcık meteor doktor beyciğim bana sırıtarak bakarken ben ona sinirli bakışlarımı atıyordum . Adını Alperen olduğunu bilsemde 3 haftayı bana zehir etmiş ve habire benle inatlaşmasından dolayı içimde ona böyle bir lakapla hitap ediyordum .
Ne olursa olsun bütün inatlaşmaları şuana kadar hep ben kazanırdım . Her zaman haklı ben olurdum bana kimse laf anlatamazdı ama bu adamla olan bütün inatlaşmalarımda o haklı çıkmıştı . Yağ gibi üste çıkıyordu . Ben bile anlamadan peki derken buluyordum kendimi .
Onu takmadan aşağı inerken beni durdurdu . Ona kaşlarımı çatıp bakarken " Sen araba süremezsin bu halde ben seni bırakırım havalimanına " dediğinde ona şokla baktım . Her dediğime yaptığıma kulp bulan beğenmeyen adam bana yardım tekfinde mi bulunuyordu . Yüzümü düzeltip " Beren beni bırakıcak merak etme gerek yok " dediğimde arkadan Berenin sesi geldi . " Ayyy ben hastaneye geç kaldım . Seni bıraksın Alperen " dediğinde şokla ona döndüm .
Alayla bir sesle Beren e " Beren aynı hastanede çalışıyorsunuz sen geç kaldıysan o da kaldı " dediğimde bana burun kıvırıp " Ama benim acil işim çıktı onu halledip hastaneye geçicem " dediğinde sinirle gözlerimi kapattım .
Bilerek yapıyordu . Sırf yan komşumuzla tanışmam için bana kek yaptırıp yana göndertmişti . Tabi karşı dairenin kapısı açılınca şokla kalmıştım . Öyle kısa bir süre de değil . 2-3 dk şokla ona bakmıştım . Onun da hoşuna gitmiş olucakki çok beğendiysen daha yakından bak demişti yüzsüz herif elimdeki verdiğim gibi eve gidip Beren i bir güzel sevmiştim . Ama özürü kabahatinden büyüktü . Neymiş çok yakışıyormuşuz o yüzden yapmışmış . O günden beri her sabah onu yolculamamı istiyordu . Tabi tam dakikası dakikasına ayarladığı için Alperen le karşılaşıyorduk .
Alperen elimdeki bavulu alıp merdivenlerden inerken Berene baktım . İmayla sırıtıyordu . Ona sonra konuşucaz bakışı atıp aşağı inmeye başladım . Aşağı indiğimde arabanın bagajına valizimi koyuyordu . Bende arabanın önüne geçip oturduğumda o da şoför koltuğuna geçip oturdu ve arabayı çalıştırdı .
Camı açıp hemen dışarıya bakarken yanımda gıcık meteor doktor beyciğimin olduğunu unutmaya çalışıyordum . Sadece 3 hafta hastanede kalmamı sağlamış ayrı olarak da hastaneden sonra 2 haftada evde istirahat vermişti . Delirtmişti beni türkçesi . Havalimanına geldiğimizde inip bagajımı aldığımda arkamı dönüp gitmeyi düşünüyordum ama öküzlük yapmamak için arkamı dönüp minnettar bir sesle " Teşekkürler Alperen bey " dediğimde gülümsedim .
Bir süre bir şeyden emin olmka ister gibi düşündükten sonra bana dönüp " Rica ederim ama lütfen Alperen de " dediğinde kafamı sallayıp arkamı dönmüştüm . Bavulumu arkadan çekerken yüzümde büyük bir gülümseme vardı . Özlemiştim ailemi, arkadaşlarımı ya da büyüdüğüm şehri .
Güvenlikten geçerken makine silahıma öttüğünde güvenlik hızla bana geldiğinde kimliğimi almak için elim çantama gitti . Tabi bunu güvenlik yanlış anlamış olmalı ki onunda eli silahına gitti . Bende bok yoluna gitmemek için sakince ellerimi havaya kaldırarak konuşamaya başladım . " Bir dakika silahımı almayacağım . Kimliğimi çıkarıcam . Özel kuvvetlerde askerim " dediğimde adam bana hala şüpheyle bakıyordu . Yavaşça kimliğimi alıp adamın yanındaki kadına uzattığımda kadın bakıp asker dedi . Bunu diyince adam mahcup bir ifadeyle özür dilemişti . Bende görevini yaptın diyip kadına ilerledim . Kadın bana tebessümle kimliğimi verip iyi yolculuklar dediğinde kafamla onayladım . Böyle küçük bir olayın üstünde durmaya gerek duymuyordum . İçeri girdiğimde silahımı ve susturucumu bavula koyucaktım . Ama sonra yanımda durmasının sakıncası olmayacağını düşünüp arkama kemerin içine susturucumu da kol çantamın içine attım .
Valiz bırakma yerine valizimi bırakıp uçağa bindiğimde yerimi aradım . Koltuk numaralarına bakarken kendi numaramı görmemle oturdum . Kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım . Yanda hissettiğim 2 kişiyle oraya döndüm . Kızıl saçlı siyah gözlü 30 yaşlarında olan bir kadınla kumral yeşil gözlü 7 yaşlarında bir bir erkek çocuğu oturdu . Kadına baktığımda onun da şüpheyle beni incelediğini fark ettiğimde hafif kaşlarımı çattım . Sonra yüzümü düzeltip hafif tebessüm edip baş selamı verdim . O da kendini hafif geri çekip baş selamı verirken önüme döndüm . Benim hayatım buydu . Herkesi sorgulamam gerekirdi. Bir asker olan herkesin dikkatli olması gerekirdi özellikle istihbaharatçı olan bir asker ama ben hem askerlikte hem de mitte istihbaharatçıydım . İşim o şerefsizlerin içine girmekti . Bizzat muhatap olduğum için daha çok bilip aranıyordum o şerefsizler tarafından . Gece çok uyuyamamanın verdiği uykusuzlukla gözlerim kapanırken müziğin sesini biraz kıstım .
Önden gelen bir adamın bağırmasıyla gözlerimi açıp oraya baktım . Bir eli silahlı bir adam yolculara silah doğrultuyordu . Ne olduğunu bir süre anlamazken kaşlarım çatık bir şekilde adama bakıyordum . Olayı daha iyi anlamak için kulaklığımı tamamen çıkarıp bıraktım. Adamın terörist olduğunu anladığımda yüzümü buruşturdum . Alnıma ' Dikkat ! Bela çeker ... ' yazmama serçe parmağım kadar kaldı .