Karanlığın içinde, o sert halının üzerinde ne kadar bekledim bilmiyorum. Zaman, her saniyesi bir asır gibi üzerime çökerek geçiyordu. Birden koridorda yankılanan o ağır, otoriter adım sesleri sessizliği bir bıçak gibi yardı. Kapı kilidinde dönen anahtarın sesiyle vücudum kaskatı kesildi. Miran Bey içeri girdi. Işığı açmadı; kapıyı arkasından yavaşça ama kararlılıkla kapattı. Karanlığa alışan gözlerim, onun iri cüssesinin odanın ortasına bir gölge gibi düştüğünü seçebiliyordu. Ceketini çıkarıp koltuğun üzerine savurdu, gömleğinin kollarını her zamanki o yavaş ve ürkütücü tavrıyla kıvırmaya başladı. Odanın içinde sadece onun ağır nefesleri ve tespihinin tane tane vuran sesi duyuluyordu. Bana doğru yürüdü. Tam önümde durduğunda, başımı kaldırmaya cesaret edemedim. Ayakkabılarının ucunu

