Aradan tam 1 yıl geçti. O kapkara Mardin gecesinin ardından İstanbul’un kucağına sığındığımızda, hayat bizim için yeniden, sıfırdan ve çok zorlu başladı. İstanbul’a ilk geldiğimizde cebimizde sadece korkularımız ve birbirimize olan güvenimiz vardı. Kimse bizi bulmasın diye şehrin en ücra köşesinde, rutubetten duvarları kararmış, güneş görmeyen bir bodrum katı kiraladık. Geceleri rutubet kokusu ciğerlerimize işlerken, dışarıdaki her ayak sesini Miran’ın adamları sanıp birbirimize sarılarak uyuduk. O karanlık ve nemli oda, bizim özgürlüğümüzün ilk ama en acı bedeliydi. Hayata tutunmak zorundaydık. El ele verip büyük bir tekstil fabrikasında işe girdik. Gece gündüz demeden, ellerimiz nasır tutana kadar çalıştık. Zeyno (Derin) azmiyle herkesi kendine hayran bıraktı; bir yılın sonunda o fabri

