Hepimiz daha önce bir yakınımızın yahut çevremizden pek samimi olmadığımız birinin aldatılma hikayesini dinlemişizdir. Karşımızdakine derin bir üzüntü duymakla başlarız. Sonrasında... Empati kurup "Aynı şey benim başıma gelseydi, ne yapardım?" diye kara kara düşünürüz. HAYIR. Koskoca... Kasvetli bir hayır. Yaparım diye ahkam kestiğim hiçbir eylem, yaşadığım bu acının karşılığı olmaya yetmiyordu. Tir tir titredim. Ellerim, bileklerimden; bacaklarım, dizlerimden kopmuş da bedenimi bir arada tutan bütün bağlar çözülmüştü. Sekiz yılım... Benim sekiz koca yılım... Kaç güne tekabül ediyordu? Kaç gün, bugün yediğim hançeri telafi ettirebilirdi? Kaç gece bu yatağı ısıtmıştım? Kaç defa dilimden o kahreden söz dökülmüştü Ender'e karşı? "Seni seviyorum," dediğim bütün o günlere bir saniye

