2 hafta sonra
Bugün içimde bir huzursuzluk vardı. Genellikle huzurlu bir içim yoktu ama bugün sanki içimi tırmalayıp, dışarıya fırlamak isteyen bir güçle boğuşuyor gibi hissediyordum kendimi. Derin bir nefes alıp mutfağa girdim. Kendime bir bardak soguk su doldurup bir dikişte içtim.
İçimde ki huzursuzluk gitmese de susuzluğum geçmişti. Mutfağa girmişken o pisliğin yemeğini hazırlamaya karar verdim. Dolaptan gerekli malzemeleri çıkarıp doğramaya başlarken aklıma Anna geldi. Meğer hayatımda ki yeri ne kadar çokmuş. Hatta hayatımın merkezinde ki isim o desem yalan olmazdı. Onu iki haftadır görmediğim için gerçekten özlemiştim.
Borkan iki haftadır bana fazla bulaşmıyor nerdeyse her gün üzerinden kadın kokusu alıyordum. Umarım benden vazgeçmeye başlamış o kadınlardan birini luna olarak seçerdi kendine.
Akşam yemeği
Kapı sesini duyunca stresle oturduğum sandalye den kalkıp mutfağa girmesini bekledim. Adım sesleri az ötemde durunca nefesimi tuttum.
"Yüzüme bak Layla"
Otoriter sesiyle başımı yukarı kaldırıp yüzüne baktım. Yüzünde memnun olmuş bir gülümseme ile bana bakıyordu. Meraklı yüzümü bir süre inceleyip
"Luna olmaya hazır mısın güzelim? Bir ay sonra sürümün ve senin alfan olacağım"
Kalbimin atış hızı artarken
"O-olmaz" dedim kalbimin acısıyla.
Borkan sert bir soluk bırakıp
"Ne zamana kadar daha inat etmeyi düşünüyorsun? Senin kaderin benim anlamıyor musun? İlla zor yola mı başvurmalıyım?"
"E-eşim va-var"
Borkan'ın hırlamasıyla korkup geriye doğru adım atmaya başladım. Hızla üzerime doğru gelip elini yan tarafımda ki duvara geçirdi. Borkan'ın vurduğu yer kırılırken benimde dizlerimin bağı çözülmüş gibi titremeye başladım. Borkan'ın sinirli yüzümü turlayıp
"Senin eşin benim. Bunu kabul etmezsen ruh eşim dediğin o adamı da gebertirim beni anlıyor musun? Sen benimsin, benden başka seçeneğin yok bunu anla artık"
Ben sessiz kalınca sert bir kaç soluk alıp yanımdan ayrıldı. Masaya geçip sandalyesine oturdu. Solukları hâlâ sert ve sinirliydi. Bu beni korkutmak yerine aksine yavaş yavaş içimde ki bir şeyleri hareket ettiriyor gibiydi. Sanki güçleniyor gibi hissediyordum. Yoksa düşündüğüm şey mi oluyordu? Kurdum bana ulaşmaya mı çalışıyordu? Kafam iyice karışmıştı.
"Geç karşıma otur"
Sert bir soluk bırakıp karşısında ki sandalyeye oturdum. Bakışları yüzümü bulup bir kaç tur attıktan sonra gözlerimin içine bakmaya başladı. Gözlerinde hayranlık vardı bunu net görüyordum. Takıldığı kızlar çok güzel bakımlı ve makyaj kullanırken ben tam tersi hiç bir şey kullanmıyordum. Bana neden taktığını anlamak mümkün değildi.
"Diğer kızlar hayatımda geçici. Eğer onları kafaya takıyorsan sen bana evet dediğin taktirde hepsini hayatımdan çıkarıp sadece seninle olacağım. Zaten seni işaretleyeceğimi söylemiştim"
Derin bir nefes alıp
"Beni a-anla-mıyorsun."
"Yine aynı saçmalıkları söyleyeceksen sus Layla. Çünkü artık tahammülüm kalmadı. Bir ay zamanın var düşünmek için, bu kadar zaman sana fazlasıyla yeter. Şimdi yemeklerimizi yiyelim keyfim daha fazla kaçmadan"
Oturduğum yerden kalkıp beni anlamayan, büyük ihtimalle hiç bir zaman anlamayacak o adama hizmet etmek için tabağını doldurup önüne koydum. O yemek yerine her zaman ki gibi beni beklemeye başladı. Bazen düşünüyordum da ona hayır demek yerine bedenimi sunsam belki benden sıkılır bırakırdı. Ama ya bıkmazsa? Boşuna kendimi riske atamazdım.
Kendime küçük bir tabak doldurup kendi tarafıma oturdum. Bana bir bakıp yemeye başladı. Yediğim lokmalar boğazıma tek tek takılırken zorla yuttuğum her lokmada gözlerim doldu. Bakışları arada yüzüme değiyordu. Acaba bana çektirdiği acılar için hiç üzülmüyor muydu? O kadar kalpsiz biri miydi? Ben birini sevsem onu zorla yanımda tutmazdım herhalde. Borkan'ın beni sevdiğini zannetmiyordum sadece hayır dediğim için beni takıntı yapmıştı.
Yemek sessizlik içinde bitmiş kahve yapmamı söyleyip mutfaktan ayrılmıştı. Derin bir nefes alıp kahve yapmıştım. Kahvesini oturma odasına getirince bana baktı
"Birlikte film izleyelim mi? Hayır diye bir seçeneğin yok"
O zaman sormanın ne anlamı vardı? Bıkkın bir nefes verdiğim zaman
"Kahveni al ve gel"
"Bu-laşıklar"
"Sorun değil sonra birlikte yıkarız" diyerek yüzüne yan bir sırıtış ekledi.
Yüzümü hafif buruşturunca derin bir nefes aldı. Konuyu uzatmamak adına mutfağa girdim ve bir kupa bardağı kahve doldurdum. Oturma odasına döndüğüm zaman ondan uzak bir yere oturdum. Bu hareketlerime alışkın olduğu için bir şey söylemedi. Filmin +18 olduğunu geç fark etmiştim. Sevişme sahneleri ayrıntılı ve bol inlemeliydi. Pis sapık bana uygulayacağı fantazileri gösteriyordu anlaşılan.
Sevişme sahnesi hatta öpüşme sahnesi olan yerleri bile izlemedim onun inadına. Borkan sert bir soluk bırakıp
"Düzgün izle şu filmi"
"İ-izliyorum"
"Belli oluyor" dedi laf sokarak.
Film bitince koyulasmış gözlerini bana dikti. Bir evet desem hemen üstüme atlayacak gibiydi. Ayağa kalkıp
"Sevişelim mi?" Diye sordu ben ona şaşkınlıkla bakarken. Başımı sağa sola sallayıp onu reddettim. Bıkkın bir nefes verip
"Bir ay sonra seni bağırtarak becereceğim Layla. Yavaş ol diye yalvarman umrumda olmayacak"
Boğazıma takılan yumruyu yutmaya çalışarak arkasını dönüp evden çıkan adamı izledim. Anlaşılan yine bir kızı becermeye gidiyordu. Bana bulaşmasında ne yaparsa yapsın.
2 hafta sonra
Bedenim ateşler içinde yanarken gözlerim aralandı. Tüm vücudumun kemikleri çatırdamaya başlarken ağrıya dayanmaya çalışıp yataktan indim. Odadan çıkıp koridora çıktığım zaman acı dayanılmaz bir hal almış geceliğim yırtılmaya başlamıştı. Hızla dış kapıyı açıp kendimi bahçeye atınca yavaş yavaş dönüşmeye başladım.
Evin içinden duyduğum hırlama ile bakışlarım o tarafa döndü. Borkan sinirle soluyup
"Lanet olsun bu nasıl mümkün olabilir" dediğini duydum o kadar acının arasında. Neden böyle bir şey söylemişti şimdi? Dönüşemememle ilgili bir şey mi biliyordu? Böyle bir tepki vermesi hiç normal değildi çünkü.
Acı daha ağır bastığı için çığlık atıp tam dönüşünce evlerin arasından geçerek boş bir alana geldim. Arkamda koşan kocaman gri kurdu görüp stresli bir soluk bırakıp ormana doğru koşmaya başladım. Her zaman olduğu gibi beni rahat bırakmıyor, kaçmadığıma emin olmak istiyordu. Bir süre koştuktan sonra nefes nefese kaldığım için durmak zorunda kaldım. İlk defa dönüştüğüm için güçsüzdüm.
Ben istemesem de dönüşmeye başladım. Dönüşmemek için uğraşsam da elimden bir şey gelmedi ve çırılçıplak o pisliğin gözünün önünde kaldım. Bu gerçekten iyi olmamıştı. Gri kurt dönüşüp yanıma gelince sinirli bir soluk bıraktım. Oturmuş özel yerleri mi gizlemeye çalışmıştım.
"Sonunda dönüştün öyle mi güzel kurt?"
"E-evde ne söy-söyledin?" Diye sordum hızlı olmaya çalışarak. Borkan'ın yüzüne yan bir sırıtış eklenip
"Dönüşmeni istemediğim için bunu geciktirdim"
Sinirle ayağa kalkıp hızla yanına yürüyüp ona vurmaya başladım. Bunu bana nasıl yapardı? Benim acı çektiği mi bile bile dönüşmeme nasıl izin vermezdi? Ona vurmama tepki vermeden derin bir nefes alıp
"Kokun netleşti Layla. Buna izin veremezdim tamam mı? Şimdi iki hafta seni kapatmak zorunda kalacağım"
Sinirle ondan ayrılıp yüz yüze gelecek şekilde ona baktım.
"Kes şunu" dedim dilim sürçmeden. O kadar sinirliydim ki
"Sen benimsin Layla o güzel kokunu benden başka kimse soluyamaz."
"De-değilim" dedim. Ben eşimle olacaktım onunla değil.
Kolumu kavrayıp beni yürütmeye başlayınca ondan kurtulmaya çalıştım. İçimde ki güç sinirle ortaya çıkınca bana karşı zorlanmaya başladı.
"Lanet olsun Layla yürü artık. Benimle gelmezsen sevdiğin kim varsa geberteceğim"
"Bı-bırak" diye bağırdım.
Borkan beni sürüklemeye devam ederken hırladı.
"Eğer yürümezsen bu gece çok sevdiğin biri ölecek"
Dolu gözlerimden yaşlar akmaya başlamış görüşü mü engellemeye başlamıştı. Bulanık gözlerle beni sürüklemesine izin verdim. Eve gidene kadar sadece ağlamıştım. Önümüze çıkan bir kaç kurt adama hırlamış başlarını yere eğmelerini sağlamıştı ben çıplak olduğum için.
Eve girince beni merdivenlerden indirerek bodrum kata indirdi. Ardından odadan çıkıp bana kıyafet ve battaniye falan getirdi. Üzerimi giyinip üşüdüğüm için battaniyeye sıkıca sarılıp küçük yatağın üzerine yattım. Bana yaptığı kötülüklerin hangi birine ağlamalıydım? Hele ki kurduma ulaşmama engel olması en büyük suçu olmuştu. Bu bağışlanacak gibi değildi.