Gündüz uyuduğum için gece nöbet tutup, ateşi olan eşimin alnını bezle sürekli silmiştim. Gün ağarmaya başlayınca ben pencereden dışarıya bakıyordum.
"Sende kimsin?" Diye yüksek sesle konuşunca bakışlarım yeşil gözlerini buldu. Aman tanrım bu adamı nasıl bu kadar mükemmel yarattın? Eşim diye söylemiyorum ama en mükemmelini bana yollamışsın. Sana sonsuz şükürler olsun. Gerçi güzelliği önemli değildi bu kadar yakışıklı olmasa bile onu severdim.
"Konuşsana kimsin sen?"
Derin bir nefes alıp ayağa kalktım. Yattığı yere yaklaşırken bakışları sertleşti.
"İ-iyi mi-misin?" Yine kekelemişti dilim. Eşim yüzünü buruşturunca kalbimin kırıldığını hissettim. Hatta gözlerim yanmaya başladı.
"Bana sen mi yardım ettin?"
Konuşmak istemediğim için başımı yukarı aşağı sallayıp onu onayladım. Burnuma dolan yabancı kokularla kaşlarım çatıldı.
"Ya-yabancı va-var"
Eşim derin bir nefes alıp kalkmaya çalışırken onu durdurdum. Meraklı bakışları beni bulup yüzümde tur atarken.
"Onları ha-halledeceğim" dedim kendimden emin bir ifade ile. Hızla dış kapıya yönelip kilidi açtım. Dışarda 4 tane adam görünce derin bir nefes aldım. Benim için sorun değildi ama biraz yorucu olacaktı. Başları olduğunu düşündüğüm adam bana dönüp beni süzdü. Elbisemin eteğini yırttığım için mini olmuştu. Bakışları yüzümü bulup
"Dylan burda mı?"
Acaba benim ruh eşim den mi bahsediyordu?
"Ne-den so-sordun?"
Adam ve yanındakiler gülmeye başlayınca sinirli bir soluk bıraktım. Gülünecek ne vardı burda?
"Dylan'ın standartları düştü anlaşılan"
Gülen adama ters bakışlarımı atınca boğazını temizleyip bana doğru yürümeye başlad. Bana gelişini sakinlikle izledim.
"Burdaysa onu bana ver. Yoksa seninde sonun onun gibi ölüm olur"
Ölüm ve benim eşim öyle mi? Bu adam aklını kaçırmış olmalı.
"Al a-alabilirsen"
Adamın çatılmış kaşları kavganın birazdan başlayacağını gösteriyordu. Yüzüne yan bir sırıtış ekleyip
"Demek ömrümde kadın dövmekte varmış" dedi ukala bir biçimde. Ya evet, evet.
Bana yaklaşıp elini saçıma götürmeye çalışınca elini tutup arkasında büktüm. Adam acıyla inleyince diğer adamlar silahları üzerimize doğrulttu.
"Bırak lan"
"Kes"
Onu önüme alıp yürümeye başladım. Adamlar rahatsızca yerinde kıpırdanırken önlerine kadar gittik.
"Si-silah i-indir" diyince şaşırdılar.
Önümde ki adamın elini sıkıp onu acıyla inlettikten sonra
"İndirsinler"
Adamın biraz daha canını yaktım. Adam acıyla tıslarken
"Bu kadar güçlü kadın mı olur lan?" Diye sorgularken küfür savurdu. Elini biraz daha bükerken sonunda dayanamayıp
"Silahları indirin" dedi. Elimle yeri göstererek silahları yere atmalarını istedim. Adamlar önümde ki adama bakıp onay aldıktan sonra silahları yere attı. Önümde ki adamın ensesine sertçe vurup bayılttıktan sonra diğerlerine geçerek hepsini tek tek bayılttım. Sonra derin bir nefes alıp kulübeye doğru döndüm. Eşimin şaşkın bakışları üzerimdeydi. Yavaş yavaş yanına giderek
"Di-dinlen" dedim
Şaşkın bakışları beni süzerek
"Onların kim olduğunu biliyor musun? Başına aldığın belanın farkında mısın?"
Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Ben onun hayatını kurtarmıştım ama o beni azarlıyordu. Anlaşılan şımarık bir şerefsizdi kendisi.
"Geç içeri" diye yüksek sesle konuştum. Yoksa 6. Dayağı mı yeme şerefine nail olacak kişi oydu.
Tek kaşı ilgiyle havalandı
"Sen bana emir mi veriyorsun? Hayatımı kurtardın diye bana emir verebileceğini mi zannediyorsun?"
Gözlerimi kapatıp sakinleşmeye çalıştım. Yaralı falan demeyecek ağzını burnunu kıracaktım şimdi. Gözlerimi açıp yakışıklı yüzüne baktım. Kaşları çatılmış şekilde beni izliyordu. Belki de cesaretim onu kızdırıyordu bilmiyordum. Açıkçası umrumda da değildi. Ona gerçekten huylanmıştım, ukala bir pislik gibi davranıyordu. Yada davranmıyor ukala bir pislikti.
Bir süre karşılıklı bakıştıktan sonra yeni kokular almaya başladım. Bıkkın bir nefes verip başımı sağa sola yatırıp boynumu kütlettikten sonra bu adamın neden bu kadar belalısı var diye düşündüm.
"Ya-yabancı va-var"
Uzun cümle kuramadığım için kısa cümleler kuruyordum. Şaşkın bakışları dışarda dolanıp
"Kimse görünmüyor?"
Ben var diyorsam vardır arkadaş.
10 dakika sonra etrafta dolanan adamları görünce kadın olduğuma şükrederek eşimin yanından ayrılıp adamlara doğru yürümeye başladım. Sesli şekilde öksürünce hepsi bana döndü. Yine tüm silahlar üzerime dönmüştü. Bu sefer ki grup daha kalabalıktı buda iki kat iş demekti. Hava aydınlanmamıştı benim kadar net görüşleri yoktu. Yine başları olduğunu düşündüğüm adam bana doğru yaklaşıp
"Sende kimsin?"
Hepinize tek tek mi anlatacaktım arkadaş? Bıkmıştım daha ilk günden. Bir insanın şansı hiç mi yaver gitmezdi? Eşimi bulur bulmaz başıma elli tane bela açmıştım.
"Ö-önemli mi?"
Adamın yüz ifadesi birden değişti ve gülecek gibi oldu. Sinirle soluyup
"Ko-komik mi lan?" Diye bağırdım.
Bunların hiç birinin etrafında yok muydu kekeme? Hem kekeme olmuşsak ne olmuştu? Kime ne zararımız vardı. Adam duruşunu düzeltip boğazını temizledi.
"Kusura bakma" derken elini yakalayıp arkasına getirip acı çekmesini sağladım. Adam acıyla tıslarken
"Bak-baktım" dedim dilim döndüğünce.
"Bırak beni"
Bu anı daha önce de yaşadığım için bıkkın bir nefes verdim.
"Bırak onu"
Konuşan adamla afallarken önümde ki adamla yan dönerek eşime baktım. Kaşlarının çatık olduğunu bu mesafeden bile görüyordum. Bize doğru yürümeye çalışırken terliyordu ve kalbi son derece hızlı atıyordu.
"Onlar benim adamım" dedi kısık bir sesle. Adamları onu duymasa da ben duymuştum hassas kulaklarım sayesinde. Ne olur ne olmaz diye önümde ki adamla geriye geriye giderek eşimin önünde durdum. Eşim dizlerinin üzerine düşünce panikle adamı bırakıp bende diz çöktüm. Elimle çıplak kolunu tutunca aramızda oluşan kıvılcımlar beni afallatırken yüzüne baktım. Bakışı yüzümü bulup kolunu kurtarmak için hamle yapınca kalp kırıklığı ile kolunu bıraktım. 'sakin ol Layla. O bunların anlamını bilmiyor, ona her şeyi sen öğreteceksin'
Şaşkın bakışları yüzümü turlayıp adamına döndü.
"Beni götürün burdan ve onu gitmek istediği yere bırakın tabi yüklü miktarda bir para ile"
Kalbim acıyla beni sıkıştırırken yüzüne bakarak
"Se-seninle ge-geleceğim" dedim onu şaşkınlık içinde bırakarak. Şaşkınlığı üzerinden atınca
"Ben mafyayım kızım benimle gelirsen ölüm fermanını imzalamış olursun"
Elimde ki tüm fırsatları değerlendirmek için
"Ha-hayatını kurtardım" dedim kendimden emin bir ifadeyle.
"Yo-yoksa seni -bu-bulurum"
Bana ters bakışlarını atsa da umursamamaya çalışıp yüzüne bakmayı sürdürdüm.
"Benimle gelemezsin. Hayatımı kurtarmanın karşılığı olan parayı al ve evine dön"
Üzüntüyle iç çekip
"E-evim yok" dedim.
Yüzüme bakıp söylediğimin doğruluğunu ölçerken.
"O zaman sana yaşayacak bir yer ayarlarız ama seni yanıma alamam"
"Se-seni ko-korurum" dedim gücümün farkında olmasını dileyerek.
"Anlamıyor musun? Benim hayatım tehlikeli" diye bağırdı son gücünü kullanıp. Bu benim kalbimi kaçıncı kırışı bilmiyorum ama umursamayacaktım o benim eşimdi. Ne olursa olsun beni yanında götürmek zorundaydı. Sonra aklıma gelen fikirle son şansımı denedim
"Kö-kötü adamlar be-beni gö-gördü"
Derin bir nefes alıp düşünmeye başladı. Eğer biraz adamsa bir kızı o adamlara yem etmezdi. Adamına dönerek
"Yanıma gel Jeremy"
Bana dönüp
"Ona bir şey söyleyeceğim uzaklaş" dedi.
Ayağa kalkıp 4 adım geriye gittim.
"Onu ikinci villama götürüp bodruma kilitle. Hayatını araştırıp bana dosyasını getir. Onunla ne yapacağıma sonra karar vereceğim"
O sessiz konuşsa bile her şeyi duymuştum. Adamına yerde yatan adamlarla ilgili bilgi verip bana baktı. Duymamış gibi davranarak onu ayağa kaldırıp yürütmelerini izledim. Bir adam yanıma gelerek
"Gidelim" dedi.
Heyecan stres karışımı bir soluk bırakıp yürümeye başladım. Eşim önde ki araca binerken beni arkada ki arabaya aldılar. Kolunu arkasında bağladığım adam yanıma gelip gözlerime siyah bir kumaş bağlayıp yanıma oturunca yeni hayatıma olan yolculuğum başlamıştı. Hayatıma dair bir şey bulamayacaklardı. Bu konuda ne yapacağımı bilmiyordum ama onu korumak için onunla kalmaya ve onunla tamamlanmaya kararlıydım.