Arabanın içindeki sessizlik, yankılanan bir gürültüden farksızdı. Arel'in şok olmuş bakışları, kendi ağzından çıkan o zehirli, itiraf dolu sözler hâlâ zihnini kemiriyordu. *Sevgi. Senin ona asla veremediğin...* Direksiyondaki ellerindeki kesikler, yüzündeki yaralar sızlıyordu, ama hiçbiri kalbinde derinleşen o yaranın acısına erişemezdi. Çünkü söyledikleri bir yalan değildi. Ve bu gerçeği kabullenmek, dövüşten çok daha yorucuydu. Gözleri yola dikiliydi, ama düşünceleri kaçınılmaz bir şekilde Ayora'ya akıyordu. Onunla geçen aylar, bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti, ama kasıtlı olarak ilk karşılaşmalarını atladı. O anlar, şu an için fazla karmaşıktı, fazla savunmasızdı. Bunun yerine, daha sonraki anlar belirdi. Antrenman salonundaki o sabah. Ayora'nın, kum torbasına vurmak için

