Bölüm 6: Trip

1121 Words
05...: Bu mesaj silindi. 05...: Bu mesaj silindi. 05...: Bu mesaj silindi. Giray Kaya: Ne yazıp sildin sen öyle? Omuz kırarak telefona baktım. Bir elimde paspas bir elimde telefon Beyimiz odasında keyifle mesaj yazarken ben iki büklüm gizli saklı yazmaya çalışıyordum. 05...: Vaktinde baksaydınız okurdunuz Giray Bey! Çevrimiçi...Yazıyor... Giray Kaya: Sen bana trip mi atıyorsun? Yani, sanırım, evet, biraz. Olamaz mı? Ben onca işimin gücümün arasında mesaj yazmaya uğraşırken o vaktinde bakmıyorsa bu benim problemim değil. 05...: Ne münasebet ben kimim ki size trip atayım. Giray Kaya: Bende onu diyorum sen kimsin? Artık çıkacak mısın ortaya? Kafa salladım. "Karaca üst kata çıkıyoruz biz." Diyen Sude'ye bakarak "tamam." Dedim. "Ben çıkacağım birazdan. Önce eve sonra okula uğrayacağım. Yarın görüşürüz." Gülerek kafa salladı Sude "Vallahi işin iş Karaca. Oh ne güzel. Böyle iş zor bulursun." Öyle kim okul için izin verirdi ki başka. Bu şirketi o yüzden seviyordum. "Parasıda ona göre ama." Dedim buruk bir tebessümle. Neyse bunada şükür. Hiç yoktan iyidir. Onlar asansörle yukarı çıkarken ben de telefona döndüm gizlice. Kamera olan yerleri bildiğim için gizli saklı köşelerde yazıyordum. Yoksa yakalanırdım ve işime son verilirdi. Zaten regl günlerimdeydim iyice canım sıkkındı. Bir kavga ortamına dahil olmak istemiyordum. 05...: Çıkmayacağım diye bin kere söyledim Giray Bey. Hala kimsin diyorsunuz. Ayrıca bu kadar problemsem sizin için engelleyin niye uzatıyorsunuz? Bence sizinde hoşunuza gidiyor böyle gizli bir hayranınızın olması ama kusura bakmayın şuan çalışmam gerek. Patronum kızıyor." Çevrimiçi.. Yazıyor... Giray Kaya: Partonunu seveyim! Görüldü atıp bıraktım. Önce işlerimi bitirmem gerekiyordu. Okula geç kalmak istemiyordum. Son senemdi zaten. Uzatmadan bitirmeliydim. Sabah ki güvenliğin iğneleyici bakışları altında yerleri son bir kez sildikten sonra ben de ona ters bir bakış atarak giyinmek için elimde ki kovalarla birlikte içeri yöneldim. Az çalışmama rağmen fazlasıyla yoruluyordum. Temizlik gerçekten çok büyük işti ve bence daha ciddi paraları hakediyorlardı. Yani bende. Düz siyah pantolon, siyah bluz ile saçlarımı at kuyruğu yaparak odadan çıktm. Omuzdan asmalı çantamdan çıkarttığım akbili avcumun arasına alarak danışmada ki kıza "iyi günler" dedim. Dış kapıdan geçerken güvenlik bana bakmamak adına yan tarafa dönerken bende gözlerimi devirerek yanından geçtim. Bir kaç basamak vardı önümde ve aniden önüme yanaşan siyah lüks bir arabayla duraksadım. "İyi günler Giray Bey." Duyduğum güvenliğin sesiyle adımları yavaşlattım. Giray Bey yanımdan geçecekti ve ben onu görmek istedim. Yanımdan geçip gitmek yerine yanımda duraksayarak gözünde ki gözlükleri çıkarttı ve bana doğru baktı. "Sen o sabahki Kız mısın?" "E-evet" dedim titreyen sesimle. İlk kez bir karşılıklı diyalog kuruyorduk ve ben mesajlarda ki kadar cesur olamadığımı hissettim. Boyu benden 20 cm falan daha uzundu. Omuz kasları daha büyük geldi gözüme ve ben gözlerimi omzunda tuttuğum için kendime kızarak yüzüne odaklandım. "Daha mesai bitmedi. Bir sorun mu var?" Kaşlarını oynatınca arasında ki çizginin belirginleştiğini farkettim. "Yo hayır." Dedim tek düze bir sesle. "İzinliyimde ben." Kafa sallayarak "anladım. İyi günler." Dedi. "İyi günler Giray Bey." Normal bir sesle söylemediğime eminim. Sesim o kadar cızırtılı çıktı ki kendimden utandım. Bozuk plak gibi. O ise bunlara takılmadan merdivenleri inerken duraksayıp tekrar bana döndü. Bir ayağım merdivende takılı kalmıştı. "İstersen gideceğin yere kadar bırakabilirim." "Yo gerek yok zahmet etmeyin." Dedim cümlesini bitirir bitirmez. Bu kadar yardımsever olduğunu bilmiyordum. Güzelliğimden etkilendi desem öyle çokta güzel bir kız sayılmazdım. Gerçekten yardım etmek için teklif ettiğine emindim. "Zahmet olmaz. Hadi gel." O anahtarı alırken banada binmem için kapıyı açmıştı. İtiraz hakkım kalmamıştı yani. Aslında itiraz etmekte istemiyordum. Yere basık olan arabaya binerken kendimi epey garip hissettim. Zeminle eşit gibiydik sanki ve bu çok farklı gelmişti bana. Bindiğim otobüsler epey havalı olduğu için bu kadar alçaktan gitmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum. Siyah deri koltuklar bu sıcakta nasıl terletmiyor diye düşünüyor olmam fakirlikten miydi? Kapıyı olabildiğince nazik kapatmaya çalıştım. Bir zarar gelse eminim 1 yıllık maaşım bile yetmezdi. Emniyet kemerimi bağlarken o çoktan hareket etmeye başlamıştı bile. Son 1 haftadır yaşadıklarım hiç normal gelmiyordu. Önce mesajlaşmaya başladık. Şimdi arabasındaydım ve o benim yanımdaydı. Basit bir oyundan öte gidiyordu herşey. "Nereye gideceksin?" Diye sordu bana bakarak. Bende ona baktım ama çok kısa. "Siz beni durakta indirirseniz ben giderim." "Nereye gideceğini söyle sen önce." "Fatih." Dememle kafa sallayarak "tamam." Dedi. Arabada oluşan sessizliği ve gergin ortamı bozmak adına ki gerilen taraf bence bendim. "Bu sabahki olay için teşekkür ederim." Dedim. "Sizi de böyle bir durumun içine sokmak istemezdim. Benim hatamdı dikkat etmeliydim." "Senin hatanı yüzüne vurmakta onu ilgilendirmiyordu." Dedi gülümseyerek "hem kim olsa aynı şeyi yapardım. Böyle küçük düşürücü durumlardan hoşlanmıyorum. Her meslek kendine göre özel biri olmazsa diğeri düzgün işlemez ve temizlik herşeyden önce gelir." Ağzım açık söylediklerini dinlerken diksiyonunun ne kadar düzgün olduğunu anladım. Biraz daha açık tutarsam ağzımı salyalarım akacaktı. Onun telefonunun çalmasıyla bende önüme döndüm. "Alo Ayla." Sekreteri arıyordu. Daha adam 5 dakika olmadı çıkalı. Her dakika böyle miydi acaba? "Hı hı evet." Dedi dudaklarını dişleyerek." Sunum dosyasını ajans ile paylaştığınız maile attach ettiniz mi?" Ayla uzun bir şeyler anlattı sanırım. Dinledi onu baya bir süre. Sonrada "güzel." Dedi. "Projeyi yeni arkadaşa assign edelim lütfen." Hay hay edelim tabii Giray Bey. Sevsinler sizin iş görüşmelerinizi. "Tamam o zaman. Yarın tekrar konuşuruz." Diyerek kapattığı telefona gözüm kaydığında benim konuşma sayfamı kontrol etti göz ucuyla ve tekrar ceketinin üst cebine koydu. Beni, beni kontrol etmişti. Ellerim titremeye başladı. Sakin ol Karaca sakin. Derin nefes yöntemleriyle kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Bunu ona belli etmeden yapmak çok zor oluyordu. "Adın neydi?" Dediğinde "he efendim." Gibi saçma bir tepki verdim. "Adın neydi?" "Karaca. Adım Karaca." Neden iki kere söyledim hiç bir fikrim yok. Bana doğru bakıp süzdükten sonra "adının anlamını taşıyorsun." Demesiyle tebessüm ettim. "Ne zamandır bizimle çalışıyorsun?" "Çok olmadı. 6 ay kadar." "Memnun musun? Bir sıkıntı yok değil mi?" Gülümseyerek kafamı sağa sola salladım. Ellerimle oynuyordum. "Hayır bir sorun yok. Harika bir şirket." O kadar güzel ki temizlemeden duramıyorum. Yakınlaştığımızı hissettiğimde elimle ilerisini göstererek "sağa gireceğiz." Dedim. "Sonra sola, sonra tekrar sağa." Bana doğru baktığında kendimi geri yaslayarak sustum. Ne yapayım mahallenin en ücra köşesinde oturuyorsam. Daha ucuz. Mahalleye girdiğimizde kimse lüks araba görmediği için camlara bile çıkmışlardı. Eminim Giray Beyde böyle bir mahalle görmemişti. Arabanın etrafına üşüşen çocuklardan zar zor ilerliyorduk ve ben çok utanıyordum. "Burada durabilirsiniz." Dedim utana sıkıla. "Geldik mi?" Kafa salladığımda oda frene bastı. "Teşekkür ederim Giray Bey." Dedim oldukça nazik olmaya çalışarak. "Önemli değil Karaca. Bugün olduğu gibi bir sorun yaşarsan şirkette Ayla'ya söyle olur mu? " Kafa salladım. "Ben ineyim tekrar teşekkür ederim." Deyip kapıyı açtığımda çocuklar kafasını içeri sokmaya başladı. Bir kaç tanesini iteklerken "çocuğum hiç mi araba görmediniz. Bir dursanıza." Diyordum ve Giray bey bıyık altından gülüyordu. Rezil oldum resmen. İçlerinden bir kaçını evire çevire dövmek geldi o an içimden ama canım Giray Bey beni böyle hatırlasın istemezdim... Arabadan indikten sonra kafa sallayarak "iyi günler Giray bey." Dedim tekrar. "İyi günler Karaca." Dedi tebessümle ve ben kapıyı kapattım. Oda peşinde çocuk grubuyla yol aldı. Kısa ama güzel bir yolculuktu. Ben öyle hissettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD