"Karaca giriş kısmını sen siler misin?" Dediğinde kafa sallayarak elime aldığım kovayla kapıya doğru ilerledim. Sabah saatlerinin o sıcaklığına birde temizlik yapmak eklenince klima yetersiz kalıyordu. Terden alnıma yapışan saçları geri doğru atarak danışmanın hemen önünü silmeye başladım. Günde bir kaç kez bu kısmı siliyorduk.
"Hoş geldiniz Giray Bey."
Duyduğum sesle vücudum alarm verircesine yanmaya başlamıştı. Kafamı hafifçe geri doğru çevirdiğimde Giray Bey'in kapıdan giriş yaptığını gördüm. Mavi takım elbisesinin içine beyaz bir gömlek giymiş her zamanki gibi olağan-üstü duruyordu. Kaçamak bakışlarım onu süzerken viledanın ucundan süzmediğim pis suların yerleri aktığını fark edemedim.
Giray Bey önünde ki insanlara kafa selamı verip ilerlerken köşede beni fark etmemiş merdivenlere kadar ilerlemişti bile.
"Önüne bak önüne." Diye bağıran güvenlik görevlisiyle açık ağzımı kapatıp ona doğru döndüm. "Alt tarafı bir temizlik yapacaksınız onu da beceremiyorsunuz."
Neydi bu kendini beğenmişlik, bu küçümseme? Elimde ki vileda sopasına onun bir tarafına monte etmek adına kısılan gözlerimle ilerleyecekken "Ne dedin sen?" Diye duyduğum öfkeli ve tok sesle olduğum yerde durup olanları anlamaya çalıştım.
Giray Bey çıktığı merdivenleri tek tek inerken adımlarını büyük ve sağlamdı. "Giray Bey. Ben. Şey..." ağzının içinde gevelediği kelimeler az önce bana konuştuğu kadar cesur bir ses tonuna sahip değildi.
"Ne dedin sen, bir daha söyle!" Dedi öfkeyle. Hemen dibinde duran Giray Bey'in yüzüne dahi bakmadan ellerini önünde birleştirmiş yere doğru bakıyordu.
"Efendim ben..."
Konuşmasına izin vermeden kendi girdi söze. Ben hala olanları kenardan izliyordum.
"Senin o alt tarafı temizlik dediğin şey yapılmazsa bok içinde yaşayıp gideriz. Gerçi senin gibi geri kafalılara öylesi müstahak ama."
Şeklini bozmadan Giray Bey'in söylediklerini dikkatle dinliyordu. Girişte bulunan herkes sessizleşmiş onlara odaklanmıştı.
Kendi etrafında geri doğru dönüp işaret parmağını havaya kaldırarak orada bulunan bizlere ithafen parmağını uyarır nitelikte vurguladı.
"Bir daha birbirinizin mesleği hakkında küçümseyecek bir tavırda veya sözde bulunursanız direkt olarak muhasebeye uğrayıp çıkışınızı kendiniz alın. İlk ve son uyarımdır."
Sözleri bittikten sonra güvenlik görevlisine ters bir bakış atarak tekrar indiği merdivenlere doğru yöneldi. Yanımdan geçerken az önce bana vermediği kafa selamını vererek "kolay gelsin." Deyip yanımdan geçti.
Ben de kafamı sallayıp tebessüm ettim.
...
Bugün yaptığı şeyden sonra bu konuyu açmam gerektiğini düşünüyordum. Benim olduğumu bilmeden yapmıştı ve bu benim için daha önemliydi. Giyinme odasındaki sandalyeye oturarak bacak bacak üstüne attım.
05...: Giray Bey. Bugün olanlar tüm şirketin dilinde. Güvenlik görevlisini fena haşlamışsınız.
Görüldü...
05...: Yaptığınız doğru mu sizce? Tamam yanlış bir şey yapmış olabilir ama onca insanın içinde azarlamanız gururunu kırmıştır. Bir patron olarak köşeye çekip konuşabilirdiniz.
Çevrimiçi... Yazıyor...
Ya yazıyor. Özlüyordum artık onunla konuşmayı. İhtiyaç gibi olmuştu benim için.
Giray Kaya: Peki ya işini yapan o kız herkesin içinde öyle bir tepkiyi hakketmiş miydi? Birilerinin işini yargılamak ona mı düştü? O herkesin içinde yaptı, ben de öyle. Akıllanmıştır umarım. Kimsenin işine burnunu sokmamayı öğrenir. Ayrıca neyi yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Aklına ihtiyacım yok.
Kesinlikle yoktu. Kendisi kadar aklını da seviyordum. Sanırım kalbini de sevecektim.
05..: Giray Bey çok iyi bir insansınız.
Yazıyor...
Giray Kaya: Hayır. Adaletli bir patronum.
Giray Kaya'nın Anlatımından...
Kesinlikle iyi bir insan değildim. Bu konuda çok yanılıyordu.
Hayatında görüp görebileceği en kötü insan bendim. Acımasızdım, gaddardım, can yakardım, can alırdım ama adaletliydim. Tüm bu yaptığım her şeyi adaletli bir şekilde yapardım. Can alırken de adaletliydim, sağ bırakırkende.
İçimde okuduğum mesajlardan sonra bir sıkıntı oluştu. İlk defa adaletsizlik yaptığımı düşündüm. Nasuh'un hakkı bu şekilde ölmek değildi. Derin bir nefes aldım ve diğer hattı açtım.
Mesaj: Semih, buldunuz mu Nasuh'u?
Semih: İlhami Abi'den sonra Sidal'a geçmiş odanda yardım alamamış şimdi geri dönüyor abi. Alırız akşama. Adamları da terk ediyor tek tek bu iti zaten.
Mesaj: Güzel.
Mesaj: Sana daha önce Nasuh'la ilgili bir şey yazmıştım.
Semih: Evet abi?
Mesaj: Şimdi onu değiştiriyorum.
Semih: Dinliyorum abi.
O piçe az bir ceza vermiştim. Bu benim adalet anlayışıma sığmazdı. Hele de kararı verdikten sonra Semih'in anlattıklarını duyup da üzerine bu mesajı aldıktan sonra asla sığmazdı.
Mesaj: Nasuh'u önce Vincent'te sat.
Semih: Af buyur abi anlamadım?
Semih: Nasıl satayım?
Giray: Nasılı mı var Semih?
Giray: Koy adamların önüne
Giray: Sat.
Giray: De ki ister sikin, ister sevin, ister sıçın.
Giray: Keyfiniz, kahyamız, mideniz neyi kaldırıyorsa onu yapın.
Giray: Ama yapmaya başlamadan önce bir zamanlar sizin karınızı kızınızı ya da tanıdıklarınızı taciz edip İlber'in karısına da tecavüz eden puştun bu olduğunu bilin de.
Giray: Bir de de ki; Öldürmek istesenize öldürmeyin çünkü Giray abinin çakallarının karnı çok açmış de.
Semih: Abi...
Giray: Semih?
Semih: Ben en iyisi gidip işimi yapayım.
Semih: Bir de gözüne zaten batmıyordum da ekstra batmayayım.
Semih: Ne kadar kinin de yüce olsa da ben sevgine layık olmayı tercih ediyorum abi
Semih: Ve yüksek müsaadenle gözüne batmaya batmaya işime gidiyorum.
Güldüm.
Bu çocuğun kafadan tahtaları eksikti. Gerçi benim de sağlam sayılmazdı ama bununki arada kayışı kopartıyordu.
Giray: Yandan yandan Semih, hadi!
Semih: Emrin olur patron.
Semih: Ben gidip Nasuh'u alayım.
Telefonu cebime atarken odadan çıktım. Çıkarken keyifliydim ama keyfim birden kaçtı. Çünkü aklıma diğer telefonumu odada unuttuğum geldi. Geri dönüp telefonu aldığımda suratım daha da düştü. Çünkü az önce ki mesaj ekranı açık kalmıştı. Yüzüm buruştu.
"Kimsin ulan sen kim?" Diye mırıldanırken kendimi koltuğuma bıraktım. Spora gidecektim ama birden tüm hevesim kaçmıştı. Bu kızı bir an önce bulmazsam da hevesim falan da kalmayacaktı. Sinirli bir soluk verdim. Neden sürekli kafadan kontaklar beni buluyordu ki?
Telefonun kilit ekranını açıp yolladığı resme bir kere daha baktım. Güzel kızdı... Ya da seksi... Vücut hatları belirgindi. Aklıma dünkü hizmetçi geldi. Sesi inceydi. Kaçları ve göğüsleri dolgundu. Ve yüzü... Kesinlikle çok güzeldi. Eğer ilkelerim olmasaydı onu çoktan altıma almıştım.
Ben içindeyken adımı inlemesi ve bu adı tatlı sesinden dinlemek... Hay amına koyayım ya!
Kesinlikle bir bara ya da kerhaneye falan gitmem lazımdı bu iş böyle yürümezdi çünkü!
Söylene söylene kendimi az önce oturduğum koltuktan kaldırdım. Tamam şuanda işim vardı ikisine de gidemezdim ama en azından rahatlamalıydım ve bunun için öncelikle evime ulaşmalıydım.
Sonrasında... Eve geçince de sonrasına bakmak için bir yol bulurdum illa ki...