ATEŞ

1187 Words
Her ne kadar hayal ya da şaka olmasını istesem de maalesef ki değildi. Evran Bey, buradaydı ve Elif Hanım ve Vural Beyin beni bekledikleri masada oturuyordu. Dizlerimin titremesi şu durumda bence normaldi. Hele o keskin gözleri hemen üstümdeyken... Ufak bir nefes aldım. Bir an önce sakin olmalıydım. Bu durumdan başka türlü sıyrılamazdım. Duruşumu dikleştirirken profesyonel bir gülümsemeyle onlara doğru yürümeye başladım. Attığım her adımda kalp atışlarım hızlanıyordu. Görmezden geldim. Yanlarına varınca hissettiğim endişe ve heyecanı bastırıp ayağa kalkan Elif Hanımın elini sıktım. "Hoş geldin Sühancım biz de seni bekliyorduk." Zoraki bir gülümsemeyle "Hoş buldum," deyip elmi Vural Beye doğru uzattım. Kısa bir selamlaşmanın ardından ona doğru döndüm. Keskin yüz hatlarına baktığım an nefesim kesilmişti. Gözlerindeki karanlık ve tehlikeli kuyular ise dilimi damağımı kuruşmuştu. Fakat bana soğuk bakıyordu. Bunun nedeni muhtemelen sevgilimin olmasıydı. Böylesi daha doğru olsa da nedense üzgün hissettim ve bu saçmaydı. Düşüncelerimin arasından bana uzattığı elini gördüm. Sertçe yutkunup elimi uzattım. Hissettiğim çekim ürpertmişti. Elimi geri çekerken gözlerimi kaçırdım. Soğuk bir resmiyetle "Merhaba," diye selamladı beni. Gülümsemeye çalışarak"Merhaba," dedim. Ardından yerime oturdum. Bilin bakalım karşımda oturan kişi kimdi? Tabii ki Evran'dı. Gerginlikten bedenim kasılmıştı. Akşamım gittikçe ilginleşiyordu. "Nasılsın Sühan?" Elif Hanıma doğru döndüm. Sarı saçları düz saçları kulağının hemen altında bitiyordu. Açık kahverengi gözleri samimiyetle bakıyordu. Minyon tipli son derece tatlı bir kadındı. "İyiyim hocam, siz nasılsınız?" Yan gözlerle kocasına baktı. "İyiyim, Vural ile beraber izne ayrıldık, bu aralar sakin geçiyor." Masamdaki suya uzandım. Gözlerini üstümde hissediyorum bu yüzden ne yazık ki ellerim titriyordu. "Ne güzel," diye cevaplayıp suyumdan küçük bir yudum aldım. O sırada garson yanımıza gelip siparişleri aldı. "Evran ile çalışmalarınız nasıl gidiyor?" Bakışlarım onu buldu. Sırtını oturduğu sandelyeye yaslamış rahat bir şekilde oturuyordu. O kadar farklı ve güçlü bir enerjisi vardı ki çoğu göz onun üstündeydi. Adam son derece dikkat çekici biriydi. Bunu düşünmemeye çalışarak Elif Hanımın sorusuna döndüm. "Gayet güzel gidiyor, tabii yorucu olmadığını söylersem yalan olur." Sözlerimi duyunca bu akşam ilk defa gülümsedi. Saçımı kulağımın arkasına itelerken kirpiklerimin altından ona baktım. "Evran öyledir, zor beğenir. Kusursuzluk onun için önemlidir." Bu cümleden sonra Evran Bey araya girdi. "Kim kusursuzluğu sevmez ki?" Şimdi açık açık ona bakıyordum. Gözleri benim üstümdeyken devam etti. "Kusursuz güzellikler her zaman dikkat çeker." Bu cümleyi söylerken gözleri bir an dahi olsa bana kaymıştı. Kanım ağır ağır ısınırken yanaklarım kızardı. Ona bakmaya devam ederken "Benim için sorun yok," dedim. Kaşlarından biri havalandı. Dudağımın sağ tarafı havalanırken bakışlarını üstümden çekti. Vural Bey şarap kadehini kaldırdı. "O zaman kusursuz güzelliklere." Hepimiz dakikalar önce garsonun getirdiği kadehlerimizi kaldırdık. Kırmızı şarabımdan bir yudum alırken Vural Bey bana baktı. "Evran ile anlaşmana sevindim." Yemekler servis edildikten sonra Elif Hanımın açtığı konular üzerine sohbet etmeye başladık. Evran hakkında ufak da olsa birkaç şey öğrenmiştim. Mesela evli değildi, bu beni nedensizce mutlu etmişti. Acaba hayatında biri var mıydı? Bu düşünce mutluluğumu söndürdü. Benim hayatımda varsa onun hayatında da muhtemelen vardır. Üzgünce iç çektim. Elif Hanımdan otuz iki yaşında olduğu da öğrenmiştimAramızda on yaş vardı. Annem ve babam arasında da hemen hemen o kadar yaş farkı vardı. Kafamı iki yana sallayıp bu gereksiz düşünceyi kafamdan çıkardım. Neyin kıyaslamasını yapıyordum sahi? Onun haricinde gözlerimden anladığım kadarıyla düzenli ve titiz biriydi. Yemeğe başlamadan önce çatal ve bıçağı silmiş düzgün bir şekilde yerleştirmişti. Ayrıca çok konuşan biri değildi, genelde dinleyen taraftı. Ama kurduğu cümleler son derece ilgi çekiciydi. "Bu akşam burada toplanmamızın asıl amacına gelelim." Meraklı bakışlarım Vural Beyi buldu. Sabahtan beri bu anı bekliyordum resmen. Elif Hanım boğazını temizledi. "Sühan mezun olduktan sonra bizimle çalışmak ister misin?" Gözlerim irileşti. "Anlamadım?" "Şöyle ki Evran, Karacalı Şirketler Grubunun sahibi. Ben bu yıl orada çalışmaya başlayacağım. Sen de çok başarılı bir öğrencisin ve seni aramızda görmek isteriz." Şaşkınlıktan küçük dilimi yutabilirdim. Boş boş yüzlerine bakarken söze Evran Bey de dahil oldu. "Senin gibi başarılı birini şirketimizin bünyesinde görmeyi gerçekten isteriz, bu yüzden geri çevirmeden önce iyice düşün lütfen." Karacalı Şirketler grubu, ülkenin en iyi yeriydi ve ben oradan resmen teklif almıştım! Hayallerimin bile ötesinde bir durumdu. Bir daha böyle bir fırsat ayağıma gelmesi imkansızdı. Hemen kabul etmemek için dilimi ısırdım. Kendimi biraz ağırdan satmak en iyisi olacaktı. Yerimde kıpırdanırken "Ben ne diyeceğimi bilemiyorum," dedim. "Hemen karar vermek zorunda değilsin." Evran Beye bakıp gülümsedim. "Teşekkür ederim, karar verince size döneceğim." İçimde sevinç çığlıkları atıyordum oysa. Aradığım fırsat ayağıma gelmişti. Ailem de bu duruma çok sevinecekti. "Ben bir lavaboya gideceğim." Vural Bey masadan kalkınca Elif Hanım beni ikna etmek için şirketin çalışma politikalarını saydı. Hevesle onu dinliyordum, kabul edecek olsam da beni ikna etmeye çalışması hoşuma gidiyordu. Telefonu çalınca izin isteyip masadan kalktı. Şimdi masada Evran Bey ile ikimiz kalmıştık. Gözlerim onu bulurken "Sizin fikrinizdi değil mi?" dedim. "Evet, başarılı birisin. Senin gibi birini kaçırmak istemem." Gözleri ağır ağır üstümde dolaşmaya başladı. Gözlerimden başlayarak dudaklarıma indi, kuruyan dudaklarımı ıslatmamak için kendimi zor tutuyordum. Koyulaşan gözlerinde için için yanan bir ateş vardı, baktıkça ısıtıyor usul usul yakıyordu. Kan akışım yavaşlayıp ısınıyordu. "Çok güzel olmuşsun." Beklenmedik sözleri karşısında şaşırsam da son derece hoşlanmıştım. "Teşekkür ederim." Bana ilk defa bu kadar cesur ve samimi bakışlara bakıyordu. Başkası olsa rahatsız olurdum ama bu adamda bir şey vardı ve beni rahatsız etmiyordu. Tam aksi hoşuma gidiyordu, fazlasıyla. Tehlikeli bir durumdu. Masaya doğru eğildi, dizi hafifçe dizime değince irkildim. Ciddi bir ifadeyle "Teklifi reddetmeden önce iyi düşün," dedi. Cevap veremeden Elif Hanım gelmişti. "Çok üzgünüm ama geceyi burada bitirmemiz gerekiyor." Vural Bey yanımıza gelirken "Bir şey mi oldu hayatım?" diye sordu. Ben ve Evran Beyde ayaklanmıştık. "Melisa'nın ateşi çıkmış, bizi istiyor. Hastayken çok huysuzlanır." Gözlerinden endişe akıyordu. Kısaca vedalaşıp hızla ayrıldılar. Yemeklerimiz bittiği için bizde kalkmaya karar verdik. Evran Bey kesin bir dille taksi çağırmama izin vermedi. Beni eve o bırakacaktı. Yola koyulduğunda gerginliğim sürüyordu. Bu adamın yanında hep gergin hissedecektim sanırım. Sakin olmaya çalışırken "Tek yaşıyorsun sanırım?" dedi. Ona doğru döndüm. "Evet ailem yurt dışında yaşıyor." Bakışları bir an beni buldu. "Hangi ülke?" "Amerika." Kaşları çatıldı."Sen neden gitmedin?" Omuz silktim. "Hayallerim vardı." Birkaç dakika sessiz kaldı. "Peki siz?" Kırmızı ışıkta dururken "Ben de tek yaşıyorum," dedi. Başta sorup sormamak arasında kararsız kalsam da kelimeler dilimden döküldü. "Çok iyi bir işiniz varken neden üniversitede çalışıyorsunuz?" Tekrar yola koyulurken hızla cevap verdi. "Bir şeyler öğretmeyi seviyorum." Bu da onun hayaliydi demek ki. Yolun geri kalanı sessiz geçmişti. Arabada hafif bir müzik çalıyordu. Yollar boş olduğu için kısa sürede araba evimin önünde durmuştu. "Bıraktığınız için teşekkür ederim," derken kemerimi açmak için uzandım. Fakat kemer yine sıkıştığı için açılmıyordu. Ah, gerçekten yine mi? Bakışlarımı Evran Beye çevirdim. "Yine sıkışmış." Dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu. Bu durum resmen hoşuna gitmişti. Bana doğru uzanınca koltuğa iyice sindim. Olası bir teması engellemeye çalışsam da bana yaklaştığı an kokusu tarafından esir alınmıştım. Gözlerim kendiliğinden kapanırken erkeksi kokusundan derin bir nefes aldım. Öyle güzel kokuyordu ki tarif edecek kelimeleri bulamıyordum. Kemere uzanan eli bacağıma dokununca karnımın iç kısmında sert bir düğüm atıldı. Büyük ve gergin bir düğümdü. Nefesimi kesiyor, tenimi yakıyordu. Kemer bir türlü açılmıyordu. Rahatsızca kıpırdanırken bu yakınlıktan bir an önce kurtulmak istiyordum. En son başımdan çıkarmayı önerecektim. Başımı eğip kemere baktım. Konuşacağım sırada yüzünü bana doğru kaldırdı, kemer aniden açılırken bana doğru yükseldi.Gözlerim kocaman açıldı. Sıcacık dudakları, aralık duran dudağıma sürtündü. Elektrik akımı dudaklarımdan bedenime doğru dalga dalga indi. Dudaklarının teması beni baştan ayağa sarsmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD