Bölüm ( Dilek Mührü )

1473 Words
o zenci adam koşarak Azra denilen kadının yanına doğru gelip yanına eğilmişti... __ Azraa! İyi misin? Lanet olsun bunu ona nasıl yaparsın öfke ile belindeki silahı çıkartıp birden ona doğrultmuştu o ise öfkesinden çılgına dönmüş bağıran adamı bu hareketinden sonra kısık bakışlarıyla baştan aşağıya süzmüştü. __ Lanet okumamalısın insan. Bu sana öğretilmedimi? Son sözleriyle birlikte, bakışları daha da bir kısılmış tehlikeli bir hal almıştı. Zenci adam ise daha ne olduğunu bile, anlayamadan elinde tuttuğu silahı aniden kendi başına doğru çevrilince dehşete kapılıp ne yapacağını şaşırmıştı ve görüyordum ki bunu ona yaptıran su ciniydi o bir şekilde onun bedenine hükmediyor olmalıydı. __ Lanet olsun neler oluyor! Dur yapma! Lütfen acı bana ölmek istemiyorum derken cinin yüzünde gördüğüm ifadeden sonra karşısındakinin hayatta kalmak için en ufak bir şansı bile kalmadığını fark etmem uzun sürmemişti. __ Demin önceki cesaretine ne oldu insan. Bir anda pek bir değiştin. Ama hala bir şeyi öğrenememişsin. Sana lanet okuma demiştim Son sözleriyle birlikte düşündüğüm olmuş zenci adama kendi elleriyle tetiği çektirip kendi hayatına son vermesini izlemişti. O an cin yüzüne saçılan zenci adamın kanını elinin tersiyle silerken şimdi tüm dikkati kan kaybetmekte olan o kadına yönelmişti. Kadın ise fazlasıyla kan kaybetmiş olmasına rağmen, ondan kaçabilmek için yerde geri doğru sürünürken onun daha fazla kaçamaması için kıyafetinin üzerine basmıştı. __ Lütfen acı bana! Beni öldürme Tanrım! Yardım et bana dedi inleyen bir sesle kadın o anın verdiği korku ile. __ Tanrı? Hangi Tanrın dedi alaycı bir sesle. __ Sen sen! Bir şeytan mısın? İnançsız nesin sen? Nasıl Tanrıyı alaya alıp böyle pervasızca konuşursun? __ Ben ne şeytanım nede bir melek Tanrıya gelince o sadece senin Tanrın benim değil ve sen benim ne olduğumu biliyorsun hafızanı tazeleme mi ister misin insan? Sağ elini havaya kaldırıp tavandaki taşları tek bir hareketiyle söküp koca parçalar halinde kadının üzerine yağdırmaya başlayınca, bu gördüklerimden sonra onlarla aynı sonu paylaşmamak için tüm cesaretimi toplayıp fırsatını bulduğum bir anda kendimi zor bela dışarıya atmıştım. İnce ve dar merdivenlerden aşağıya hızla inerken, birden dengemi kaybedip bir kaç basamak yuvarlandıktan sonra zorlukla merdivenin korkuluklarına tutunabilmiştim. Fakat tutunduğum sırada başımı merdivenin, korkuluğuna çarpmış ve çarpmanın etkisiyle sanki bütün dünyam kararmış zaman durmuş gibiydi. Merdivenlerin bütün basamaklarını çift görüyordum ve bir türlü zihnimi toparlayamıyor kendimde tekrar ayağa kalkacak gücü bulamıyordum. Fakat onun peşimde olduğundan da emindim. Bir şeyler yapıp buradan uzaklaşmalıydım. Bütün gücüm tükenmiş olsa da buradan bir çıkış yolu bulmak zorundaydım. Zorlukla ayağa kalkıp korkuluklara tutunarak bir çıkış yolu aramaya başladığımda, ne kadar bir çıkış yolu arasam da adeta her koridor beni bir diğer çıkmaz duvarla karşı karşıya getiriyor, panikle daha da çok elim ayağıma dolanıyor yerimde bocalıyordum. Artık bütün gücümün tükendiğini hissettiğim an sonunda dışarıya açılan, bir kapı gözüme ilişmişti. Kapıya vardığımda kapının kilitli olduğunu fark etmiştim artık umudum tükenmek üzereydi. Korkunun verdiği panikle o an elim ayağıma dolanmıştı bir an önce buradan çıkmayı istiyordum. Bu şekilde kapıyı açamazdım. Sonra birden odada dışarıya bakan kırık bir cam gözüme ilişmişti, hızla o yöne yönelmiş zorlukla kırık camdan, dışarıya çıkmıştım. Artık sonunda oradan çıkabilmiştim. Ama gücümün git gide tükenmeye başladığını hissediyordum son gücümü de kullanarak o can havliyle ilerlerken gözlerim bulanıyor adeta zemin ayağımın dibinden kayıyor gibiydi, ben ise bilmediğim bir yolda ilerlemeye devam ederken, git gide ağırlaşan adımlarım, beni adım adım sonuma götürüyor gibiydi. Nefes nefese kalmıştım bu yaşadıklarım kanımı dondurmuştu. Bu nasıl bir varlıktı? Böyle ve o bu aleme çağırılan bir su ciniydi. Bulanık görüntüm zaman zaman netleşiyor ve azda olsa etrafımda olanları seçebiliyordum. Ondan kaçarken bir mezarlığa gelmiş olduğumu şimdi fark etmiştim. Etraf ise sessiz ve ürkütücüydü, yolumda ilerlerken bir ses üzerine yerimde dona kalmıştım? Bu onun sesiydi... __ Benden kaçabileceğini mi sanıyorsun insan? Sence bu mümkün mü? __ O an arkama dönüp baktığımda ise etrafta hiç kimse yoktu, o halde benimle nasıl konuşmuştu? Korkmaya başlamıştım. Kulaklarımı ellerimle kapatıp gözlerimi sıkıca kapatmıştım. Hayır Hayır! Seni duymayı istemiyorum, beni rahat bırak seni ben çağırmadım. Çık kafamdan ve düşüncelerimden, beni rahat bırak. __ Seni rahat bırakmamı mı istiyorsun? O halde üç hakkın olan dileğini dile insan. __ Üç dilek mi diye düşünürken birden gözlerim bileğimdeki üç işaretine takılmıştı şimdi yani bu üç rakamı onun bahsettiği üç dilek ile mi bağlantılıydı kafamdan geçen bu soruların yanıtını bulduğum sırada yine onun sesini işitmiştim... __ Aynen düşündüğün gibi insan seninde dediğin gibi o mühürden kurtulmayı istiyorsan dilek dile sesi bu kez sabırsızdı. __ Onu çağıran kadına ve o zenci adama yaptıklarından sonra, onun bu söylediklerini yapmaya asla niyetim yoktu. O bir cindi ve büyük ihtimal beni de dilek dilettirip öldürmeyi planlıyordu; dilek falan dilemeyeceğim beni rahat bırak, seni ben çağırmadım. Geldiğin gibi geri dön ve rahat bırak beni, diye avazım çıktığınca bağırmıştım... __ Sende beni çağıranların arasındaydın. Bunu inkar mı edeceksin. Öyle ya da böyle beni çağıranlar arasındasın. Kurtulmayı istiyorsan dilek dile insan. __ Seni ben çağırmadım. o ayine kurban olarak getirildim ve senden asla dilek dilemeye niyetim yok cin derken birden önümde belirmişti gözleri yine o zifiri siyahlığa bürünmüştü bu kez ondan kurtulmak için ters yöne doğru geri geri gitmeye başlamıştım ardımdan bu şekilde benden kurtulamazsın insan bunu ne zaman anlayacaksın diye bağırırken onun sesi adeta bütün her yerde yankılanıyordu. Öfkelendikçe etrafımda olan tüm mezarları darmadağın ediyor mezar taşlarını yerinden söküp yoluma fırlatıyordu bir ara arkama baktığımda onu görememiştim o an korkudan nefes almayı unutmuş kalp atışlarım kulaklarımda yankılanıyordu o ise aniden tam önümde belirince yakalanmış dengemi kaybedip yere düşmüştüm cin kaçmamam için elbisemin eteğine basmış bir dizinin üzerine oturup bana doğru eğilmişti gözlerinde yine o zifiri karanlık vardı gözlerimin içine bakan o karanlık gözleri tümüyle beni baştan tırnağa ürpertiyordu. __ Sana benden kaçamazsın demiştim değil mi? __ Benden ne istiyorsun beni rahat bırak konuşurken ona bakamıyordum bile korkudan tüm vücum kitlenip kalmıştı. __ Seni rahat bırakmamı mı istiyorsun o halde dilek dile bende seni sonsuza kadar rahat bırakayım dedi fısıldayan bir sesle. __ Sana inanmıyorum onlara yaptığını gördüm cin beni de onlar gibi öldüreceksin sana söylemiştim su cini asla dilek dilemeyeceğim beni rahat bırak korkudan tüm vücudum kaskatı kesilmiş tümüyle gerilmiştim ama ona korktuğumu da belli edemezdim. __ Sorun değil ben beklerim elbet dileğini dileyeceksin derken ayağa kalkıp geri çekildiği sırada arkamda bir yeri işaret etmişti; dönüp baktığımda ise onun bana gösterdiği yolun üzerinde bana doğru gelmekte olan evrim geçirmiş insanları görmüştüm hızla bana doğru geliyorlardı ve bir hayli kalabalıklardı. __ Olamaz lanet ucubeler! __ Sanırım o ucubeler seni birazdan parçalara ayıracak dedi alaycı bir sesle. __ Bunu dilek dilemem için yapıyorsun öyle değil mi ama senden asla dilek dilemeyeceğim zorlukla ayağa kalkıp etrafıma baktığımda mezarların etrafının dört duvarlarla çevrili olduğunu görmüştüm artık kaçacak hiç bir yerim de yoktu bütün gücüm ise tükenmişti zorlukla nefes alıyor arkamdaki duvardan destek alarak ancak ayakta durabiliyordum. __Yolun sonuna geldin insan bu senin son şansın onlardan nasıl kurtulacağını biliyorsun dilek dile dedi fısıldayan bir sesle. __ Asla dilemeyeceğim beni duydun mu eninde sonunda zaten öleceğim ama bugün ama yarın ama senden asla dilek dilemeyeceğim cin. __ Çok inatçısın insan ama bu inadın nereye kadar şuraya bak ne kadar kalabalıklar yaşamak istiyorsan dilek dilemelisin yoksa seni öldürecekler yaşamayı istemiyor musun dedi. Bakışları daha da kısılmıştı bana bakarken. __ Şu an oldukça korksam da onun tuzağına düşmemeli idim onlardan kurtulsam bu kez o beni öldürecekti her ikisi de aynı yere çıkmıyor muydu doğrusu her iki tarafta kanımı donduruyor beni ölesiye korkutuyordu fakat birşeyler beni ona karşı tetikliyor belki de o an benim korkularımdan onun ne kadar zevk aldığını görmek istemiyordum; Asla dilek dilemeyeceğim emeline ulaşamayacaksın su cini dedim evrim geçiren insanlar gittikçe bana doğru daha da çok yaklaşıyordu korkudan yerimde iki büklüm olmuş sonumu bekliyordum her şey buraya kadar dedim kendi kendime artık yolun sonuna geldim diye mırıldanırken evrim geçirmiş insanlar tam bana saldıracağı sırada ortalığı kara bir toz bulutu sarmıştı onun yüzüne doğru dönüp baktığımda ise boynunda ve vücudunun belirli bölgelerinde kırmızı ince damarlar belirmiş ve sert bir rüzgar esmeye başlamıştı. O an tek bildiğim ise artık onları etrafında istemiyordu çünkü onlar istediğine ulaşmasını sağlayamamışlardı evrim geçirmiş insanlar birden bir kargaşayla birbirlerine dönüp saldırmış birbirlerini parçalamaya başlamışlardı ve adım kadar emindim ki bunu o yapıyordu tıpkı o zenci adama yaptığı gibi onlara da kendi kendilerini öldürtmüştü o ise şu an tam önümde duruyordu yüzünü bana doğru döndüğünde ise tek bildiğim şu an kendimden geçmek üzere olduğumdu o an dizlerimin bağı çözülmüş de artık beni taşıyamıyormuş gibiydi. __ Seni baş belası dilek dilemeden ölmene izin vereceğimi mi sanıyorsun yoksa bu ucube dünyada ebediyen sıkışıp kalacağım Onun kelimelerinin ardından yine istemsiz bir şekilde dudaklarımdan bir kaç kelime olup aynı sözler dökülmüştü asla dilek dilemeyeceğim dedim göz kapaklarımı artık açık tutmakta zorlanıyordum vücudum kendini istemsiz bir şekilde boşluğa bırakırken onun beni tutması ile başım onun göğsüne çarpmıştı. Onun kalp atışlarını şu an net bir şekilde duyabiliyordum bu çok garipti aklımda bin bir soru oluşmuştu bu gibi varlıklarında bizim gibi kalpleri mi vardı neden onun vücudu bu kadar sıcaktı bense soğuktan neredeyse donmak üzereydim yoksa ateşten yaratılmış bir cin olduğu için mi vücudu bu kadar sıcak ve ürperticiydi o an nasıl
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD