Arin dudaklarını bastırmaya devam etti ve kontrolü Varion aldı. Dudaklarını aralayıp Arin’in alt dudağını emmeye başladı.
Ve sonra üst dudağı...
Ve sonra alt dudak...
"Varion!" diye bir çığlık duyup başını kaldırdığında nefes nefese kaldığını fark etti.
Karşısında Vera vardı. Gözleri dehşetle açılmıştı.
Arin’e döndü yüzü.
Gülüyordu.
Dalga geçiyordu.
Bilerek yapmıştı bunu.
Anlayamamıştı Varion.
Vera, Arin’i kolundan tutup mahzenine götürdü.
"Sen ne yaptığını zannediyorsun?" diye boğazı yırtılana kadar bağırdı Vera.
Arin sadece sırıtmakla yetindi.
"Gülme!" diye bağırdı Vera.
Üzerine atıldı. Dövecekti. Arin geriye çekildi.
Hafif sendelendi Vera. İşte o an da Arin atılıp karnına tekme attı.
Vera yere yuvarlandı.
Yerdeyken de vurmaya devam etti Arin.
Sonra üzerine oturup tokat atmaya başladı.
Varion durdurmasaydı belki de öldürecekti.
"Bana bak Arin, kendine gel! Arin!"
Ağır hareketlerle kalktı Vera’nın üzerinden. Baktı vurduğu surata. Dağılmış, şişmiş bir yüz...
Varion, Vera’yı kucaklayıp götürdü.
Bir süre sonra kendisini almaya birileri geldi.
Bakışları, küçümseyici ve nefret doluydu.
Araba büyük, soğuk bir binanın önünde durdu.
Arin’i bir odaya attılar. Bembeyaz bir odaydı.
Orada bir süre kaldı.
Sonra içeriye elinde kahve bir adam girdi.
Beyaz sandalyeyi odanın ortasına çekip oturdu.
Birkaç saniye kendini düzeltti.
Kravatını, gömleğini...
Kahvesinden bir yudum alıp sert bakışlarını Arin’e çevirdi.
"Geç karşıma!" diye bağırdı.
Arin korkuyla sandalyesini ona doğru sürükleyip oturdu.
"O kadını sen mi dövdün?"
Arin cevap vermedi.
"Konuş!"
Arin susmaya devam ediyordu.
"Ölüm cezası alacaksın!" diye sırıttı adam. Ve koluna iki kere dokunup çıkan ekrana bir şeyler yazdı.
Kalktı, kapıya yürüdü.
Madem ölecekti o zaman giderken öfkesini kusacaktı. Gözlerindeki korku silindi, ayağa kalktı,
Sandalyeyi itti...
Çıkan gürültüyle adam geri döndü.
Karşısındakinin az önceki halinden eser yoktu.
Saldırgandı...
Ölümcüldü...
Ve şimdi bağıran oydu...
"Ben denek değilim...
Ben değersiz değilim...
Ben insanım...
Yaşamayı hak ediyorum.
Saygı görmeyi hak ediyorum.
Özgür olmayı hak ediyorum..."
Yüzü kıpkırmızıydı.
Göğsü inip kalkıyordu...
Hızlı nefes alıp veriyordu...
Adam uzun uzun baktı Arin'e.
Yüzündeki ifadesizlik korkutucuydu.
Ne düşündüğünü anlamak imkansızdı.
Sonra çıkıp gitti.
Kafasında bin bir türlü ihtimal dönüyordu.
Bir kez ölüme girmişti, korkmuyordu.
Korktuğu işkenceydi.
Gözleri kapanıyordu, yere uzandı...
Soğuk zeminde uzun süre uyudu.
Seslerle uyandı, bağırış çağırış...
Kafasını kaldırdığında Varion'u engellemeye çalışan görevlileri gördü.
Varion bağırıyordu.
"Çıkaracağım seni buradan Arin... Seni bu hale ben getirdim. Özür dilerim...
Korktuğum için özür dilerim..."
Arin’in kalbi hızlandı.
Ayaklandı. Kapıya doğru yürüdü.
Bir görevli de onu tutmak için hamle yaptı.
"İyiyim Varion. Git buradan!"
"Gitmeyeceğim Arin!"
Akay'ın sesi duyuldu arkadan.
"Gel buraya, Vari!"
diye çekiştirip bir odaya götürdü.
Arin duvara sırtını dayayıp çömeldi.
Akay da buradaydı demek!
Gülümsedi Arin.
Bir umut kapladı yüreğini.
Birkaç dakika sonra kendisini sorgulayan adam geldi.
"Hadi gel!" sesi sevecendi.
Takip etti Arin onu.
Geniş, ferah bir odaya girdi adam. Arin de peşinden.
Odaya girdiğinde ortada yuvarlak bir masa, masanın en başında oturan orta yaşlarda bir adam, sağında iki kadın solunda üç adam...
En sonda Akay ve Varion vardı.
Varion onu görünce koşup sarıldı.
"İyi misin? Bir daha bırakmayacağım seni!" diye kulağına fısıldadı.
Bu sözler içindeki öfkeyi eritmişti.
Boşta sallanan kollarını kaldırıp onun sırtına koydu.
Sardı Varion'u.
Sarıldı sımsıkı.
Boğazında bir yumru...
Tuttu kendini...
Gözleri doldu.
"Yeter, bitirin şunu. Vaktimiz az Varion!" dedi Akay.
Masadaki kadınlardan biri ayağa kalktı.
"Gel, Arin!" diyerek masaya oturdu.
Masanın en başında oturan adam büyük bir ciddiyetle konuşmaya başladı.
"Arin, seni buradan kurtaracağız. Sahte bir kimlik oluşturduk... Yeşil Kart alman için bir imtiyazlıyla evlenmen lazım."
Varion;
"Tamam, biz evleniriz!"
Masada bir sessizlik oldu.
Kadınlardan biri;
"Varion, bunun için daha güçlü birine ihtiyacımız var."
Sonra herkes Akay'a baktı.
"Hayır!" diye bağırdı Varion.
Akay;
"Mecburuz!"
"Hayır!" diye tekrarladı Varion.
Adam;
"Varion konuştuk bunu!"
"O benimle, onu yalnız bırakamam!"
"O artık yalnız değil, biz varız..."
Arin bir tuhaflık seziyordu. Kimdi bu adamlar, neden yardım ediyorlardı...
Varion;
"Ben de yapa..."
"Yeter, neler oluyor burada! Ne evlenmesi?
Neden kurtarıyorsunuz beni?"
diye bağırdı Arin.
Akay;
"Haklısın aslında kendimizi tanıtmamız gerekirdi. Bizler, savaşçılarız... Yeni bir düzen için hazırlık yapan orduyuz... Muhalifler diyebilirsin..."
"Anlamıyorum benimle ne alakası var sizin savaşınızın?"
"Sen de bizdensin Arin ve biz, bizden olanı koruyup kollarız. Tek bir can bile önemli!"
"Ne savaşı... Ne için savaş..."
"Kart sisteminin sona erdiği, insanın en yüce canlı kabul edildiği bir toplum...
Bunu istemiyor musun Arin?"
Adam;
"Seni bir savaşçı yapmamıza izin ver!"
Arin, Varion'a bakarak;
"Yeni kimlik kazanabilmem için Akay'la evlenmem lazım öyle mi!?
Kabul..."