BÖLÜM ÜÇ- Dönüşüm

818 Words
Hala rüyada olduğunun farkındaydı. Annesinin donmuş yüzüne dokundu ve o sesi tekrar duydu. “Arin!” diye seslendi. Bu ses ona güvende olduğunu hissettirmişti. Tekrar Tekrar seslenişini duydu. Onu bulmak için arabadan çıkması gerekiyordu ama ters dönmüş ve yerden bir metre yukarıda donmuş halde olan arabadan çıkmak zordu. En sonunda kapıya ayağıyla tekme attı ve kapıdan çıktı. Kendisini ailesinin evinin salonunda buldu. Bir kadın ona doğru yaklaştı. “Birazdan annen ve baban burada olacaklar!” dedi. Ve birkaç saniye sonra anne ve babası taze vücutlarıyla karşısındaydı. Onlar anne ve babasıydı. Oturduğu koltuktan kalkıp onlara doğru koştu. Sarıldı ikisine de ama bir terslik vardı. Sıcaklıklarını ve kokularını alamıyordu. Ama yine de annesi ve babasıydı onlar. Gözleri doldu. Hayır burada ağlamamıştı o zaman neden gözleri doluyordu ve yaşlar akmaya başladı. Sıcak yaşlar yüzüne değince bir ürperti geçirdi. Gözlerini sertçe kapattı. Tekrar açtığında uyanıyormuş gibiydi. Bulanıktı her şey. Ameliyat masasına benzer bir yerin üzerinde uzanmıştı. Başında bir adam bekliyordu. Gözlerindeki yaşlar izin verse onu görecekti ama izin vermiyorlardı. En sonunda gözlerini sertçe sıkarak bu bulanık görüntüyü netleştirmeye çalıştı. Ve yavaş yavaş her şey netliğe kavuşuyordu. Ayakta dikilmiş ve kendisine doğru eğilmiş adama baktı. Pürüzsüz teni ve hissetmediği nefesiyle onun bir insansı robot olduğunu anladı. Adamdan gözlerini çekip etrafa bakmaya çalıştı. Nerede olduğunu anlaması birkaç saniye aldı: bir laboratuvardı. Adama baktığında onun gülümsemesiyle karşılaştı. “Dönüştüm mü?” diye sordu Arin. Adam cevap vermedi. “Niye bu kadar ağrı hissediyorum?” diye sordu Arin. Adam gülümseyerek; “Kalkmak ister misin?” Başını salladı Arin ve adam ona doğrulması için yardım etti. Doğrulduğunda başının arkasında bir ağrı hissetti. Elini hemen oraya attığında kapatılmış bir kesikle karşılaştı. “Bu ne?” diye çığlık attı. Bedenini kontrol etmeye devam etti. Nefes alıp veriyor, kalbi yerli yerinde atıyordu. Ellerine, bacaklarına, yüzüne tekrar tekrar dokundu. “Çok gerçekçi!” Varion göz devirdi. “Şaka mı yapıyorsun?” Arin bu ses tonunu ve kelimeleri anlamaya çalıştı. “Ne demek istiyorsunuz?” diye sordu adama. Adam güldü. “Aynı bedenindesin bunun farkında değil misin?” “Ama ben… Ötenazi… İptal mı oldu!” diyerek gözleri kocaman açıldı Arin’in. “Hayır iptal olmadı küçük hanım. Resmiyette ölüsünüz!” Arin dehşet içinde adama baktı. “Ne öl… Ölü mü? Eve gidebilir miyim artık?” diye sordu Arin. “Hayır, senin evin artık burası!” “Ama ailem beni bekliyor!” dedi Arin. “Ha! Onlar mı, hurdalığa gönderildiler!” “Ama neden?” diye bağırdı Arin. Hayatında ilk defa sesi bu kadar yüksek çıkmıştı. “Onlar annenle baban değil Arin. Onlar sadece annenle baban gibi olması öğretilmiş yapay zekalar! Ailen yıllar önce öldü Arin!” Arin başını tuttu. “Bu sözlerin neden midemi bulandırıyor?” diye bağırdı Arin. “Özür dilerim” dedi Varion. Arin ayaklarını oynatıp yataktan çıktı. Laboratuvardan çıktı. Duvarlarda kitaplar vardı, gerçek kitaplar. Kâğıt, mürekkep… Dokunulabilir şeyler… Mobilyalar sade ama pahalıydı. Arin terası görünce koştu. Şehirden uzak tek tük evlerin olduğu bir yerdelerdi. Bu ıssızlık Arin’i heyecanlandırdı. Derin derin havayı içine çekti. Hava kararmak üzereydi, büyük bir mutlulukla güneşin batışını izledi. Varion peşinden gelmişti. Onu izledi bir süre… Arin son ışıkta kaybolunca büyülendiği manzaradan gözlerini alıp Varion’ın durduğu yere baktı. Varion ona gülümsedi. “Acıkmışsındır sana güzel bir yemek yapacağım! Gel hadi!” Arin onu dinleyerek peşine takıldı. Mutfağa doğru yürüdüler. “Neden mutfağın var, sen bir robotsun!” dedi. Varion o sırada sebzeleri buz makinasından çıkardı. “Nereden çıkardın robot olduğumu?” “Nefes alıp vermiyorsun, kokun yok, tenin onlarınki gibi!” dedi Arin. Varion aniden elindekileri bırakıp onu kendine doğru çekti. Arin ne olduğunu anlamaya çalışırken kendisine yaklaşan yüzden korkup gözlerini kapattı. Varion dudaklarına yaklaşıp birkaç saniye bekledi. Nefesini dudaklarına üfledi. “Şimdi ne düşünüyorsun?” diye sordu. “Sen…” dedi Arin gözlerini açarken. O nefes onu sarhoş etmişti sanki. Kalbi deli gibi çarpıyordu. “Ben o kadar iyi tasarlandım ki neredeyse insandan ayırt edilemem! Senin hemen anlaman canımı sıktı” dedi Varion. Yemeği yapmaya devam etti. Arin bir süre onu izledi. Güçlü vücudu, yakışıklı yüzüyle içinde bir dalgalanma oluyordu. Varion; “Sistem bütün bir insanlığı değersizleştiriyor! Ölecektin ama seni satın alıp tekrar yaşama şansı verdim. Hayatının bir değeri var Arin! Bizi yaratan siz insanlardınız ama nasıl olduysa her şey unutuldu. İnsanlığınızı unuttunuz. Kırmızı ve mavi kartlılar… Sistemin kendine yük gördükleri… Ne acı ama… Koca bir insanlık medeniyeti tamamen makineleşmek için can atıyor! Kendi özünü unutuyor, yaşamanın değerini unutuyor veya bütün bunlar unutturuluyor…” dedi Varion hüzünlü bir sesle. Arin cevap vermedi. Ne diyeceğini de pek bilemiyordu. Yemek hazır olunca birlikte sofraya oturdular. Arin çok acıkmıştı hızlı hızlı yedi yemeğini. O da karşısında yemek yiyordu. “Nasıl yiyebiliyorsun? Tat alıyor musun? Yediklerin nereye gidiyor?” diye peş peşe sorular sordu Arin. Varion yerinden kalkıp mutfağa girdi elinde kırmızı bir şarapla geri döndü. “Bunu denemelisin!” diyerek bardağı doldurdu. Arin şaraptan bir yudum alıp bıraktı. “Merak ediyorum ne olacak şimdi bana?” “Benim projem için deneksiniz küçük hanım!” diye cevap verdi Varion.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD