Tecavüz Girişimi

2156 Words
Malik'ten Kapıyı tıklatıp içeriye girdim. Amcama bir bakış atarken "İyi sabahlar amca. Şirkete gelince seni görmemi istemişsin" "Geç otur amca yeğen biraz muhabbet edelim" Bu konunun nereye varacağını biliyordum. Gösterdiği sandalyeye oturdum. Şirket amca ve babam arasında bölünmüş yarı hisseler benim ailemin üzerindeydi. "Nasıl gidiyor?" "Bildiğin gibi amca" bakışları sertleşti. "Diğer konuda?" aramızda ki hava ağırlaşmıştı. "Bu konuyu bana bıraktıysan gözün arkada kalmasın" hafif geriye yaslandı. Bakışları sert ve kararlıydı. "Bu intikamı almak senin hakkın diye konuya dahil olmadım. Bu konuda beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyorum" ifadem sertleşti. Amcam benim bu konuda taviz vermeyeceğimi biliyordu. "Bana güvenebileceğini biliyorsun" "Babanın ölüm yıl dönümü yaklaşıyor. Biraz kuran okutup yoksullara gıda dağıtımı yapacağım" "Bu işi bana bırak amca" "O benim de kardeşim" "Benim de babam" amcam uzatmadı. "Berrin ile akşam yemeğini duydum. Aşiret artık evlenmeni ve veliaht vermeni bekliyor. Berrin iyi bir kız ve ailemize uygun" bedenim kasıldı. Neden bilmiyorum, belki o kızı bana dayattıkları için ona karşı içim ısınmıyor. Yada benim hiç bir kadını sevemeyecek oluşum buna engel. Evlenmem gerektiğini biliyorum ama bunu şu an istemiyorum. Belki kısa bir süre daha. "Şu an bir proje üzerinde çalışıyorum." "Başka biri mi var? Yani sevdiğin bir kız?" "Hayır yok" "Eğer varsa çekinme. Töremize uygun bir kızsa onunla evlenirsin" "Yok dedim amca. Olsa söylerdim" konunun uzamasını istemediğim için ayağa kalktım. "Başka bir şey yoksa odama geçiyorum" "Tabi gidebilirsin" başımı sallayıp kapıya döndüm. "Babanın ölüm nedenini unutma. Babanın ölümü o kızların annesi yüzünden, babaları tarafından oldu. Babaları senin babanı öldürürken merhametli davranmadı" içimi yeni bir soğukluk kapladı. Amcama dönüp bir bakış attım. Yüzümde ki ifade onu memnun etmiş gibi bakışları yoğun bir gururla parladı. "Hiç unutmadım. Unutmam da merak etme" başını bana salladığı zaman ayrıldım odadan. Kendi odama geçtiğim zaman içimde keskin bir öfke vardı. Elimi sert şekilde masaya vurdum. Bakışlarım kapıya çevrildi. Aklımdan geçen farklı senaryolar ve görüntüler bir süre başımı meşgul ettikten sonra işime döndüm. Devin'den devam Sabah aynı uyuşuk kafayla uyandım. Diğer hastalar ne yapıyor bilmiyorum ama benim kimseyle görüşmeme izin verilmiyor. Sadece bir kaç hasta bakıcı ve o doktor geliyor. İtilip kakılmaya alıştım ama o adamın bana bakışı ve ilacı zorla yuttururken teması beni ürpertiyor. Diğer doktor böyle şeyler yapmıyordu ama bu adam beni taciz ediyor. Dokunuşların masum olmadığını biliyorum. Tuvalete girdiğim zaman bol geceliğimin eteğini yukarıya doğru sıyırdım. Normalde dikkat etmem ama çamaşırı mı aşağıya çekerken bakışlarım bacaklarıma kaydı. Kaşlarım şaşkınlıkla çatıldı. Bakışlarım tüm bacaklarımı ayrıntılı incelerken bu morlukların nerden geldiğini düşündüm. Dengemi sağlayamadığım zamanlar oluyor ama ilk defa bu derece yoğun morluklar görüyorum. Bacaklarımın belli yerlerinde var sadece. İç bacaklarımda olan morluklar yeniydi. Belki ilacın tozu artmış ve alerji olmuştum? Derin bir nefes alıp oturdum. İşimi hallettikten sonra odama döndüm. Haftada bir yıkanma günüm vardı. Onun dışında odamda sadece içme suyum oluyordu. Yatağımın kenarına oturup pencereye baktım. Pencere kaç kat camdan oluşuyor bilmiyorum ama kırılmadığı kesindi. Zaten kim böyle bir yerde pencereyi kırılacak şekilde yapardı ki? İç çektim. Acı hissetmiyorum. Beynim sisli. Merve'nin iyi olduğunu hissediyorum ama plan yapıp burdan çıkmam lazım. Beni buraya kapatma amacını çok düşündüm ama nedenini anlamıştım. Beni deli olarak damgalıyordu. Günlerdir ilacımı kendi isteğimle içiyordum. Doktorun dediklerini dinleyip güvenini kazanmaya çalışıyordum. Bir boşluğunu bulup kaçmak zorundaydım. Kapının kilidi çevrildiği zaman sessiz bir nefes verdim. Açılan kapıdan kimin geldiğini biliyordum. Pencereye bakmayı sürdürdüm. "Bugün nasılsın?" diye sordu doktor. Ona dönüp baktım. Kaşlarım hafif çatıldı. Kahvaltı mı neden o getirmişti? Hasta bakıcı yoktu. Yüzünde her zaman ki memnun sırıtış vardı. "Tüm işlerimi halledip seni sona bıraktım" dedi. Yüzünde ki iğrenç tebessümü midemin kasılmasını sağladı. Tepsiyi gözlerimin içine bakarak yatağın üzerine koydu. Daha sonra geriye çekilip sırtını duvara yasladı. "Kahvaltını yap ilacını vereceğim" dedi. "Beni mi izleyeceksin?" diye sorduğum zaman başını olumlu anlamda salladı. Nefesim titredi. Bu fikir beni rahatsız etti ama mecburdum. Bir süre pencereye dönüp rahatlamaya çalıştım. "Ye" dedi. Kalbim stresle biraz hızlandı. İlaçlar etkili olmasaydı şu an beynimin içinde alarm çalıyor olmalıydı. Ona hiç bakmadan tepsiyi elime aldım. Çatala biraz peynir alıp ağzıma attım. Hiç bir şeyin tadı tuzu yoktu. Zaten hissetmiyordum. Çok yiyemesem de açlığımı sindirecek kadar yemiştim. Daha sonra doktor yanıma doğru yürümeye başladı. Kendimi yukarı çektim. Korkuyordum. Beni bir avcı gibi köşeye sıkıştırıyordu. "Aç ağzını. Benden korkma" dedi. Sesi bile ürkütücüydü, nasıl korkmayacaktım? "Ben içerim" dedim. Başını olumsuz anlamda salladı. "Aç" dedi tekrar. Tereddüt ettiğimi anladığı için tekrar "Aç" dedi. Sabrı tükeniyordu. Bir süre tereddüt etsem de dudaklarım aralandı. İlk ilacı ağzıma koyarken yavaş ve dudaklarıma odaklıydı. İlacı ağzıma koyunca "Yut" dedi sesi boğuk. Boğazım kurudu. İlacı yutmak benim için zordu. Şişe suyu elime verdi. Suyla zor içtim ilacı. Defalarca yutkunduktan sonra ancak yutabilmiştim. İlacın acılığı boğazımı yakmıştı. İlacı yuttuktan sonra bir kaç kez öksürdüm. Benim izliyordu. 170 boylarında, hafif kır saçlı idare eden bir yüzü vardı. Bana böyle bakıyorsa kim bilir kaç hastaya... Düşünmek istemedim. Onun kurbanı olamazdım. Olmayacaktım. "Tekrar aç" dediği zaman istemsiz yutkundum. "Dilini kaldır" dedi ağzımı açar açmaz. İlacı yuttuğumdan emin olmak istiyordu. Zaten yuttuğum için sorun yoktu. Yuttuğuma emin olduktan sonra diğerini verdi. Uzun uzun beni izledi. Sapık olduğunu anlamak zor değildi. Böyle bir insanı bu alanda nasıl çalıştırırlardı? Kendimi hafif geriye çektiğim zaman derin bir nefes alıp kalktı. "Uslu olduğun için seni ödüllendireceğim. Akşam sana çikolata getireceğim" dedi yüzünde ki iğrenç ifadeyle. Sonra kapıdan çıkıp gitmişti. Midem bulandı. Koşar adım tuvalete koştum ne var ne yoksa kustum. Artık mide koruyucu vermedikleri için sanırım midem daha kötüydü. Saatler sonra Elimi yakama koyup sıkıntıyla çekiştirdim. Soğuk soğuk terliyordum. Aklıma Merve geliyordu. Yüzü netti. Kır saçlı ağanın beni doktora emanet edişi daha netti. Öfkem, nefretim yoğundu. Kalbim sıkışıyordu. Bağırıp çığlık atmak istiyordum. Kendimi sakinleştirmek için odanın içinde tur atmaya başladım. Kalbim tuhaf şekilde hızlı, beynimin içi çatlayacak gibiydi. Titreyen elimin üzerine diğerini getirdim. Bedenimi o ilaçlara alıştırmışlardı. Onlarsız hiç iyi değildim. Hıçkırarak ağlamaya başladım. Nerdeyse ilaç için yalvaracak durumdaydım. Ellerimi kumral saçıma getirip çekiştirdim. Kalbimin hızı göğüs kafesimi fazlasıyla zorluyordu. Kendimi yere atıp taşın üzerine uzandım. Soğuk zemin biraz beni rahatlatmıştı. Kalbimin hızı zamanla azaldı. Beynimin içinde ki alarmların sesi yavaş yavaş azaldı. Bedenim hala uyuşuktu ama yaşadığım her şey daha netti. Uzun süre taşın üzerinde kaldım. Aklımda yalnızca Merve ve intikam vardı. O ağa bozuntusunu gebertmek için kanım alev alev kaynıyordu. Üşüdüğümü hissedene kadar yatmıştım taşın üzerinde. Daha sonra yatağıma geçtim. Akşama kadar aynı döngü devam etti. Kafamı duvarlara vurmak istediğim zaman kendimi yere atıyordum. Nefesim sık ve düzensizdi. Bedenim verdikleri ilaca alışmıştı. Buraya gelmemin üzerinden 5 ay geçmişti. 5 aydır sabah akşam ilaç alıyordum. Bedenim bağımlı hale gelmiş gibiydi. Hepsini atlatacaksın Devin güçlü ol dedim kendi kendime. Merve'yi alıp uzaklaşınca her şey düzelecekti. Biliyordum. Şimdi ise yatağımın kenarına oturmuş pencereden kararan havayı izliyordum. Odada silah olarak kullanabileceğim hiç bir şey yoktu. Kapının kilidi yeniden oynadı. Kalbim sıkıntıyla kasıldı. Kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Bakışlarım bu sefer kapıya döndü. Doktor yine tek başına gelmişti. Bana doğru ilerledi. Tepsiyi kucağıma koydu. "Ye" diyerek geriye çekildi. Yine beni izleyecekti. Sıkıntıyla tepsiye döndüm. Söz verdiği gibi tepside dört dilim çikolata vardı. Paketli değildi. Herhalde kırıp getirmişti. İlk çorbanın yarısını içtim. Biraz salata yedim. Fazlasını midem almıyordu. Elim çikolata parçasına gitti. Ondan yemezsem kızabilirdi. Bu adam üstümde otoritesini kullanıyordu. Bazen sert konuşuyordu. Bir dilim yedim. Bu iyi hissettirdi. Bir dilim daha yedim. Daha fazlasını yiyemezdim. Bana bakmaya devam ediyordu. İlaçlarımı vermesini bekledim ama o hala orada dikiliyordu. Gözlerini hiç kaçırmadan beni izliyordu. Ona baktım ilaçları verip gitsin diye. İlaçları aldıktan sonra kendimi kusturacak ilaçları atacaktım. Yarım saat civarında benimle kaldı. Daha sonra ilacı bana getirdi. İki tane verdi yine aynı renk. İlaçları kısa sürede içtim bir an önce kurtulmak için. 10 dakika kadar daha bekleyip odadan ayrıldı. Gittiğine emin olduktan sonra tuvalete koştum. Her şeyi çıkardım. Geceye doğru Bedenim bu sefer sıcak sıcak terliyor. Sabahkinden farklı hissediyorum. Sanki tüm sızı kasıklarımda toplanmış. Kasıklarım sızlıyor ve elimi oraya getirip ovuşturuyorum. Aklım karmakarışık. Bu seferde böyle saçma bir şeyle uğraşmak zorundayım. Tuvalete koştum tekrar. Elimi yüzümü yıkamam için yüksekte bir musluk olmasına minnettardım. Gönüllüler yaptırırken her ayrıntıyı düşünmüş olmalı. Ama bilseler buraya bazende masumları kapattıklarını sanırım üzülürlerdi. Suyu peş peşe yüzüme attım. Suyu o kadar şiddetli atıyordum ki yakalarımdan aşağıya sular akıyordu. Musluğu kapatıp sersemlemiş bir şekilde odaya döndüm. Yatağımda oturan bir slüet görünce korkuyla irkildim. Doktorla bakışlarımız kesişti. Bu hiç iyi bir şeye alamet değildi. Yemeğime bir şey mi katmıştı? Bakışları yakama ve göğsümün üzerine indiği zaman gözleri açlıkla parladı. "Bana ne yaptın?" diye sordum. Yakamı çekiştirirken. Utanmak şu an düşündüğüm son şey bile değildi. Yavaşça ayağa kalktı. Bana doğru gelirken kendimi duvara ittim. Sırtım duvara yaslandı. "Zevkli değil mi küçük fahişem" dedi. Bulanık aklımla fahişenin anlamını düşündüm. Evet şu an bir fahişe olmak bile benim için sorun değil. Aklımı kaçırmış gibiydim. "Sen... Ne saçmalıyorsun? Çık odamdan" derken ellerimi kasıklarıma indirmemek için zor duruyordum. Kalbim çıkacak gibi hızlı atıyordu. "Bana ihtiyacın var güzelim. Şimdi uslu bir kız ol ve ateşini bana aldır" dedi. Yüzünde ki keyif midemi bulandırdı. Yana çekilirken eliyle beni durdurdu. Zayıf bir hareketle elini ittim. "O taze bedenini bu gece doyuracağım" dedi nerdeyse inler gibi. Onu ittim. "Hayır bırak" dedim. Tüm gücümü toplayıp ona vurmaya ve bağırmaya başladım. "Kurtarın beni" diye bağırıyordum. "Bağır" dedi keyifli sesiyle. Elini geceliğimin alt tarafına indirip eteği yukarı sıyırdı. Bacaklarımı okşarken çığlıklarım hızlandı. O hem okşuyor hem ona vurmamı engelliyordu. Yüzüne bir tokat geçirmeyi başardığım zaman elimi tutup bana tehlikeli bir şekilde sırıttı. Beni kapıya doğru çekerken yeniden çığlık atamaya başladım. "Ne oluyor doktor bey?" Hasta bakıcı sordu. "Bugün tuhaf davranıyordu. Onu kontrol etmek için geldim. Biliyorsun bu akşam nöbetçiyim" "Anladım" "Onu terbiye odasına götürüyorum" diyerek beni sürüklemeye devam etti. Çığlıklarım koridoru inletirken bir kaç insandan yardım istedim. Ağzımı kapatıp beni başka bir odaya götürdü. Beyaz bir odaydı ve tek kişilik bir yatak vardı. Kapıyı üzerimize kilitleyip kilidi cebine koydu. Sırtım yeniden duvarı bulduğu zaman yüzüne bir gülüş yerleştirip vurduğum yanağını ovuşturdu. "Burda istediğin kadar bağırabilirsin güzelim. Kimse seni kurtarmaya gelmeyecek. Bu odada sadece bağırış değil inleme seslerin yükselecek. Sana iyi davranmayı hedeflemiştim ama attığın tokatın bir bedeli olacak" nefesim boğazımda düğümlendi. Korkum giderek artıyordu. Bana büyük bir adım attı. Ben kaçarken saçlarımı kavrayıp çığlık atmamı sağladı. Bir süre kurtulmaya çalışıp ardından yalvarmaya başladım. Beni diz çöktürdü. "Seni affetmem için beni memnun et. Çıkar onu" dedi. Midem bulandı. Şu an arzu dolu olsam da bu adamı istemiyordum. Ayağa kalkmaya çalıştığımda beni bastırdı. Boğuşma yaşandı aramızda. Güçsüz ve sefildim. Kendimi korumaya bile gücüm yoktu. Beni ayağa kaldırıp geceliğimi tek seferde yarıya kadar yırttı. "Bu kadar güzelini görmedim" dedi beyaz tenime bakarak. İyice çıkmaza girdim. Onu itmek çözüm değildi. Başka bir çözüm bulmam gerekiyordu. Mantığım el verdiğince düşündüm. Fırsat buldukça etrafa baktım. Tekme atabileceğim mesafeye gitmesi için bir şey yapmam lazımdı. Boynumu dudakları arasına sıkıştırıp emmeye başladığı zaman saçlarımı sıkıp canımı yaktı. Onu itsem de baş edemedim. Geriye çekilip boynuma baktı. "Bedenin çok kolay morarıyor. Evimde bana kadınlık yapıyor olsan sorun değil ama burda morarman sorun oluyor" dedi. Kaşlarım daha da çatıldı. Buğulu gözlerimle yüzünü net göremiyordum. O kadar ağladım ki gözlerim ağrıyordu. "Sendin" dedim. Bacaklarımı morartan oydu. "Seni ilk gördüğüm zaman benim olacağına karar verdim" dedi. Mantıklı kalan yanımla çok tepki vermek istemedim. "Çok sıcakladım" dedim. "O zaman seni becermeme izin ver" "Bu benim ilkim. Beni acıtma" dediğim zaman yumuşayacağını biliyordum. Öylede oldu. "İlk seferinde nazik davranabilirim" dedi. "Ne kadar büyük olduğunu görmek zorundayım" dedim nefes nefese. Sırıttığını bulanıkta olsa gördüm. Kemerini çözüyordu. Pantolon ayaklarına indi. Midem bulandı onu öyle görünce. Erkekliği boxerini zorluyordu. "Canım yanıyor doktor" dedim inleyerek. "Acım çoğalıyor" diye ekledim "Seni rahatlatacağım" dedi. "Yatakta olsa" dedim. Bir süre düşünür gibi oldu. "Tamam" dedi. Yatağın kenarına oturup geceliğimin eteğini yukarıya sıyırdım. Sadece çamaşırımı görmüyordu. Bakışları bacaklarımdaydı. Gözlerinden nerdeyse alev çıkacaktı. Çorba yada salataya değil ama çikolataya bir şey eklemişti. Diğerlerine ekleyebileceğini sanmıyordum. Hızla pantolonu çıkardı. Ayağa kalktım. O bana bir adım attı. "Dayanamıyorum çıkar" dedim yumuşak bir sesle. Bu aslında yalan değildi. Arzu doluydum. Baştan çıkmıştım. Gülümsedi. Eli boxerini buldu. Aşağıya doğru çekerken bacaklarını araladı. Hafif eğildi. Bakışları çıkardığı boxere giderken bacak arasına tekmeyi geçirdi. Acıyla hırltılı bir nefes bıraktı. Tüm şehrin üstümden geçeceğini bilsem bu gece bu sapıkla birleşmeyecektim. Dengemi sağlayıp tekrar ve tekrar vurdum neresine denk gelirse. Sonunda yere düştü. Pantolonu elime alıp kilidi çıkardım. Ona bir bakış atarak kapıyı açtım. "Seni sürtük, gel buraya hemen" diye böğürdü. Yırtılan geceliğimin önünü tutup sendeleyerek koşmaya başladım. Nereye gittiğimi bilemiyordum. Birinci kat olduğu için pencerelerden birine koştum. Sesler yükseldi. Yakalanmamak için bir pencereyi açıp zorla tırmanıp kendimi dışarıya attım. Hiç beklemeden yürümeye başladım. Bulanık aklımla koşarken bir bedene çarptım. "Efendim geldiniz" dedi bir adam. "Neler oluyor burda?" ses tanıdıktı ama nerden? "Lütfen beni kurtarın. Tecavüz" dedim. "O doktor nerde?" diye kükredi. Biliyor muydu doktorun niyetini? Adamın beline sarılmıştım. Islak geceliğim, çıplak ayaklarım bile ateşimi söndürmüyordu. Adam beni kendinden ayırdı. Ayakta duracak durumda olmadığım için yeniden devrildim. Sinirli bir soluk bırakıp beni tuttu. Kısa süre sonra doktorun sesini duydum. Adama daha fazla sokuldum. "Ona tecavüz etmeye nasıl cüret edersin?" diye bağırdı adam. Sesi hem tanıdık hem yabancıydı. Gözlerim zaten ağlamaktan şişmiş ve bulanık görüyordu. Kimseyi net görmüyordum. Doktorun yalvarışlarını duydum. Sesi bile midemi bulandırıyordu. Beni tutan adam elini aşağıya indirip bir şey aldı. Sonrasında ise duyduğum keskin silah sesiyle çığlık attım... Devam edecek...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD