Köy, o sabah her zamanki gibi sessizdi. Sabahın ilk ışıkları, çiğ düşmüş buğday başaklarına yumuşak bir parıltı veriyor, rüzgâr usulca toprağın geçmişini fısıldıyordu. Konak, sabaha karşı yaşanan uykusuz gecenin ardından hâlâ derin bir sessizlik içindeydi. Hazal, elini karnına koymuş, odanın penceresinden dışarıyı izliyordu. İçindeki can kıpırdamıştı. Yaşam, tam da ölümün gölgesinde yeşeriyordu. Gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Hem korku vardı içinde, hem umut. Murat’ın söyledikleri, gözlerinde dönüp duruyordu: “Yahya’nın mirası benim omzumda. Ama bu çocuk... belki her şeyi değiştirebilir.” O sabah, Murat yine ortadan kaybolmuştu. Ne tehdit savurmuştu ne de başka bir hamle yapmıştı. Sanki ortalık, fırtınadan sonra gelen geçici bir durgunluğa bürünmüştü. Gün batımına yakın, köyün meza
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


