2 ay sonra. “Halacım uyan,” diye bağıran iki yeğenimin sesiyle gözlerimi açtım. Yine her sabah olduğu gibi bahçeden bana bağırıyorlardı. Haziran ayının başları olduğu için hava güneşli ve güzeldi. Bizimkiler evde durmayı pek sevmediklerinden her sabah kahvaltıyı bahçeye hazırlarlardı. Umut abimle Ömer abimin evi bizim eve yakın olduğu için her sabah kahvaltıya buraya geliyorlardı. Dağınık saçlarımı toplayıp pencereye ilerledim. İki afacan babamı karşılarına almış top oynuyordu. “Dedenizi yormayın canavarlar,” diye bağırdığımda üçü de başlarını yukarı kaldırdı. “Hala, hadi sen de gel top oynayalım.” “Geliyorum, tekrar söylüyorum babamı yormayın.” İkisi kıkır kıkır gülüp babama koştuklarında canına minnet olan babam ikisini kolları arasına alıp omuzlarına oturttu. “Baba dikkatli ol.”

