Güneş, Rüzgar'ın beklenmedik hamlesiyle ön koltuğa itildiğinde, şaşkınlık ve öfke içinde kalakaldı. Ne olduğunu idrak edemeden, Rüzgar gaza yüklendi ve araç hızla sokağı terk etti. Başını çevirip Rüzgar'a baktı ama onun yüzünde sadece yola odaklanmış, kararlı bir ifade vardı. Güneş'e bakmıyordu bile. "Rüzgar! Ne yaptığını sanıyorsun sen?" diye bağırdı Güneş, sesi şaşkınlıktan ve adrenalinden titriyordu. "Beni nereye götürüyorsun? Hemen durdur arabayı!" Rüzgar, Güneş'in çığlıklarına karşı sağırlaşmış gibiydi. Direksiyonu sıkıca kavramış, şehrin kalabalıklaşmaya başlayan sokaklarında ustaca ilerliyordu. Trafik ışıklarını, diğer araçları umursamadan, sanki görünmez bir kuvvet onu ileri doğru itiyormuş gibi sürüyordu. Arabanın içindeki sessizlik, sadece motorun gürültüsü ve Güneş'in öfkeli n

