Ceylan Kilerin loş, serin havası ciğerlerime dolarken, sırtımı dayadığım taş duvarın soğukluğu ince keten elbisemin arasından geçip tenime işliyordu. Ama içimde, Tahir’in dokunuşunun bıraktığı izlerden yayılan bir sıcaklık vardı. Gardıroptaki vahşi sahiplenişin hatırası, her yerimi yakıyordu. Öfkem, bir volkan gibi kaynıyor, ama garip bir şekilde, bu öfke beni ona karşı daha da bileniyor, daha da canlı hissediyordum. Tahir, önümde, bir vahşi hayvan gibi nefes nefeseydi. Gözlerinde, avludaki olayların tetiklediği kıskançlık fırtınası hâlâ hırçınca esiyordu. Onun bu halini görmek... itiraf etmek istemesem de, içimi garip bir şekilde tatmin ediyordu. Onu bu kadar kıskançlıkla çıldırtabildiğimi bilmek, zayıf hissettiğim anlarda bile bana bir güç veriyordu. “Bence,” diye söze başladım, sesi

