Ceylan Gözlerimi açtığımda, her seferinde olduğu gibi, önce nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Beyaz tavan, steril hastane kokusu... Evet, güvendeydim. Ama bu güven hissi, zihnimin derinliklerinden gelen bir korkuyla sürekli savaşıyordu. Gökhan’ın elinden kurtulduğuma hâlâ inanamıyordum. O soğuk, ıslak zeminde, her darbeyi hissettiğim o anlar... Gözlerimin önünden gitmiyordu. Uykuya daldığım her an, o kabuslar beni buluyor, o pis kahkahasını duyuyor, yüzüme vuran yumruğun şiddetiyle irkilerek uyanıyordum. Son iki gün, parça parça geçmişti. Uyanıyor, Tahir’in, doktorların, hemşirelerin yüzlerini görüyor, birkaç kelime konuşuyor, sonra yeniden bitkinlik ve korkunun ağırlığına yenik düşüp uykuya dalıyordum. Ağzımdan çıkan ilk, ve genellikle tek cümle hep aynıydı. “Korkuyorum.” Çünkü Gökhan’

