Ceylan Karanlık... Önce sadece karanlık vardı. Sonra, zonklayıcı bir baş ağrısı ve boğazımda yanık, kimyasal bir tat. Gözlerimi açmaya çalıştım, ama göz kapaklarım kurşun gibi ağırdı. Zorlayınca, loş, tek ışıklı bir oda ve etrafımda yükselen derme çatma raflar gördüm. Burası bir depoydu. Toz ve nem kokusu ciğerlerimi yakıyordu. Hareket etmek istedim, ama kollarım ve bacaklarım sıkıca bağlanmıştı. Ağzım bantlanmıştı. Çırpındım, bağırmaya çalıştım, ama sesim bantın ardında boğuk bir iniltiye dönüştü. Korku, midemi burktu. Esmer’e ne olmuştu? Onu düşündüm. Ona zarar vermişler miydi? Tam panik içinde debelenirken, kapı gıcırdadı. İçeri, uzun boylu, iri yarı bir adam girdi. Işık arkasındaydı, yüzünü net seçemiyordum, ama o silüeti, o duruşu... Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi hızlandı. Bu

