CEYLAN Klinikten çıktıktan sonra araba yolunu tutar tutmaz, beni hâlâ tutan hafif titremeyi fark ettim. Tahir sessizce direksiyon başındaydı ama göz ucuyla sık sık bana bakıyordu. Marina’nın cıvıl cıvıl ışıkları, vitrinlerde dans ediyordu. Ancak bizim içimizde cıvıltı değil, yeni bir yolculuğun ağır ve ciddi heyecanı vardı. “Acıktın mı?” diye sordu sonunda, sesi normalden biraz daha yumuşaktı. “Bir şeyler yiyelim mi? Ya da... Direkt villaya dönmek mi istersin?” Aslında acıkmamıştım. Midem, hâlâ muayenehanedeki gerginlikle düğümlenmişti. Ama dışarıda normal bir şeyler yapmak, hayatın devam ettiğini hissetmek iyi gelirdi. “Biraz dolaşalım istersen,” dedim camdan dışarı bakarken. “Sahilde bir yerde oturur, bir şeyler içeriz. Fazla kalabalık olmayan bir yer.” Tahir hemen başını salladı. “

