CEYLAN Bodrum çarşısı, öğle sonrasının canlı enerjisiyle dolup taşıyordu. Dar, taş döşeli sokaklar, turistler ve yerlilerle kaynıyor, vitrinler renkli kumaşlar, deri ürünler ve parıltılı takılarla ışıl ışıldı. Tahir, kolumu sıkıca tutmuş, beni kalabalığın içinde adeta bir zırh gibi koruyordu. Ama bugün, bu korumacılık canımı sıkmıyordu. Aksine güven vericiydi. Aslında çarşıya sadece dolaşmak, hava almak için çıkmıştık. Doktor hafif yürüyüşler önermişti ben de bu renk cümbüşünü özlemiştim. Ama nasıl olduysa adımlarımız kendiliğinden, çarşının kenar mahallelerindeki daha sakin, butik mağazalara doğru kaydı. Ve orada, küçük, ahşap kepenkli bir dükkânın vitrininde gördüğüm şey, aklımızı başımızdan aldı. Ahşaptan oyulmuş, sade bir beşik. Üzerine elle işlenmiş minik zeytin dalları ve yıldızla

