Merhaba.
Soru:İlk görüşte aşka inanır mısınız?
İyi okumalar.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Bir anda kollarımdan tutulup çekilmemle Arın'ın göğsüne sığındım. Ben hıçkırarak ağlarken Arın saçlarımı okşuyordu.
"Ah be güzelim , neler yaşamışsın sen. Ben senin uğruna öleceğim gözlerini ve kalbini sevdim. Sen sadece bana ait olacaksın, içinde ki küçük kızı ikimiz büyüteceğiz."diyip saçlarımı öptü.
Yaşadığım o kadar zorluklar sanki Arın'ın beni sarmasıyla her şeyi geçip gitti.
Kafamı hızla iki yana sallayıp gözlerinin içine bakarak konuştum. "Olmaz,ben masum değilim. "Her söylediğim cümlede elimin altında duran gömleği biraz daha sıkarken kafamı bilinçsizce Arın'ın boynuna koydum.
Aslında tecavüze uğrayanlar masum değil diye bir şey yoktu asıl masum onlardı.Öyle şeyler yaşamıştım ki kendimden iğrenecek duruma gelmiştim.
"Işıl, öyle söyleme güzelim. Sen tertemiz,saf ve masumsun seni nasıl bırakacağı mı düşünürsün. Sen istesen de seni asla bırakmayacağım."
"Arın.""Söyle güzelim."Titrek bir nefes alıp kafamı daha çok boyun girintisine yerleştirdim. "Canım çok acıyor. Kendimi ölü gibi hissediyorum."
Arın dediklerimle beni daha çok sarmalarken dikkatli bir şekilde kucağına aldı beni.
Ellerimi sıkıca boynuna sarıp yüzümü gögüsüne doğru koydum.
Arın yavaş adımlarla yukarıya doğru çıkmaya başladı. Kapının önüne geldiğimizde sırtımda ki elini bırakıp kapıyı açtı.
Eli tekrar sırtımda ki yerine aldığında zaman kaybetmeden içeriye girip yatağın üzerine oturttu beni.
"Arın "titreyen sesimle ona seslendiğimde dizlerinin üzerinde yere çöküp yüzüme bakmaya başladı.
"Söyle güzelim.""Beni bırakacak mısın?"diyip kafamı önüme eğdim. Daha iki gün önce buradan gitmek isteyen ben şimdi bu kocaman kalbe sahip adama sığınmak istiyordum.
Kendimi o kadar kötü hissediyordum ki anlatamam. Şimdiye kadar kimseden sevgi görmeyen ben hissettiğim ufacık bir sevginin arkasına sığınacak kadar zavalıydım.
Gözlerim ağlamaktan ağrımaya başlamıştı. Ne kadar ağlamamak için çabalasam da olmuyordu.
"O nasıl söz, ölünceye kadar seni asla bırakmayacağım, sen bana gönderilen en değerli ve en güzel hediyeyken ben seni nasıl istemem."diyip kafasını dizlerime koydu.
Dedikleriyle hıçkırarak ağlarken Arın'ın benim için tüm çektiklerimin mükafatı gibi görüyordum.
Dizlerimde hissettiğim ıslaklıkla Arın'ın ağladığını anladığım da kafamı eğip saçlarının üstünü öptüm.
Kafamı kafasının üzerine koyup bir an da olsa herşeyi unutup sadece Arın ve beni düşündüm.
Dizlerimde hissetiğim küçük öpücüklerle kafamı kaldırıp ellerimi saçlarının içine daldırdım. İlk defa biri diz kapaklarımdan öpüyordu.
***Bir kadını diz kapaklarından öpmekten ala şiire rastlamadım henüz.çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; "bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifa niyetine." demektir bir nevi. "çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin" diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. "seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisanı hissediyor" diyebilmektir.***
Bu cümleler tam olarak beni anlatıyordu. Belki Arın öperse geçerdi tüm acılarım.
Kısa bir süre sonra Arın dizlerimden kafasını kaldırmış yavaşça ayağa kalkmıştı.
"Nereye."diye titrek bir sesle sordum.
"Sana kıyafet getireceğim."diyip saçlarımı öptü.
Yanımdan ayrılıp giyinme odasına doğru ilerledi. Kısa bir süre sonra Arın altında siyah bir eşofman giymiş,üstü ise çıplaktı.
Utançla kafamı yere eğip yanıma gelmesini bekledim.
"Güzelim, hadi üzerini değiştirelim."diyip ellerini gömleğimin uçlarına getirip pantolonumun içinden çıkarttı.
Arının gözlerine baktığımda gözleri vücudumda değil gözlerimde oyalanıyordu.
Üzerimden çıkan gömlekle utançtan yanan yanaklarımı görmemesi için kafamı yere eğdim.
Çenem de hissettiğim ellerle kafamı yavaşça kaldırdım.
"Sakın bir daha ne olursa olsun kafanı eğme, ne yaparsan yap kafan hep dik olsun. Hiç bir kadının yüzü yere bakmamalı."diyip çeneme ufak bir öpücük kondurdu. Kafamı tamam anlamında sallayıp dik bir şekilde durdum.
Arın elinde duran askılı tişörtü üzerime geçirip aşağıya kadar indirdi. Elleri bu sefer pantolonumu bulduğunda ne kadar utanırsam utanayım gözlerinin içine bakmaya devam ettim.
Dikkatli bir şekilde pantolonu bacaklarımdan çıkartıp yere koydu. Eline aldığı şortu bacaklarımdan geçirip giydirdi.
Yerde duran kıyafetlerimi tekli koltuğun üzerine koyup ellerimden tutup ayağa kaldırdı.
Yatağın üzerinde serili ince çarşafı çekip yatağa girmem için yönlendirdi.
Kendi tarafıma uzanıp Arın'ın da uzanması'nı bekledim.
Arkam Arın'a dönük bir şekilde uzandım. Arın hiç zaman kaybetmeden elleriyle belimi sarmalayıp sıkıca beni gögüsüne doğru çekti.
Saçlarıma ufak ufak öpücükler kondurup kulağıma doğru eğildi.
"Işıl, yaşadığın her şeyi bilmek istiyorum. Anlat ki yanında olamadığım her anı sana unutturayım."
"Tamam ama sözümü kesme sadece dinle tamam mı?" Diye sordum. "Tamam güzelim."Derin bir nefes alıp yüzümü ona doğru çevirip yüzümü göğüsüne doğru yasladım.
"Ben kendimi bildim bileli yetimhanede büyüdüm. Yetimhane müdürü çok kötü biriydi. Durmadan bizlere eziyet eder,onun sözünden çıktığımız her an döverdi.
Sırtımda ki izler on yaşında oldu.Ben gece karnım acıktığı için odadan çıktım. Yetimhane de gece olduğu için çok karanlıktı. Önümü görmeyip merdivenlerden düştüğüm için yetimhanede düşme ve çığlık sesim yankılanmıştı.
Müdür yanıma geldiğinde önce yardım edicek sanmıştım ama öyle olmadı. Saçlarımdan sertçe tutup ayağa kaldırdı. Düştüğüm için ağlarken bir de buna saçlarımın acısı eklenmişti.
Beni yattığımız odaya sokup tüm herkesin önünde acımasızca dövdü. Hırsını alamamış olucak ki duvarın dibinde duran kalın sopayla vurmaya başladı. Kendimi korumak adına yüzümü kapatıp sırtımı ona doğru döndüm.
Acımasızca indirdigi sert sopa darbeleri sırtımda ki şuan ki izler ile kaplı.
Kimse yardım etmemiş sadece izlemişlerdi. O zamanlar saçlarımı çok seviyordum asla kestiremezdim. O gün benden saçlarımı da aldı. Hırsla eline geçen makasla uzun saçlarımı enseme kadar kesti.
O gün en çok canımın acısına değil saçlarımın kesildiğine ağlamıştım." soluklanmak adına susarken eskiyi hatırlamak hiç hoş olmamıştı benim için.
Arın sertçe saçlarımı öperken tek kelime dahi etmemişti.
"Aradan uzun zaman geçti. On iki yaşlarına geldiğim sıralarda. Bir iş adamının evlat edineceği duyuruldu. Şansa bak ki o kişi ben oldum. İsmi Cemaldi. Beni evlat edindi.
Bir ay onunla kaldım tam dedim her şey düzeliyor güzel bir hayatım olacak dedim ki erken konuşmuşum.
Bir gün evde tek olduğum gün Yiğit geldi. Öncelerde Cemalin yanında görüyordum. Cemalin yeğeniymiş meğersem.
Evde kimse olmadığı için tedirgin olsam da bir şey demedim.
O eve girer girmez hızla bana verilen odaya girdim.
Tam çalışma masama oturacakken odamın kapısı sertçe açıldı. Ben bir şey isteyecek sanırken o çoktan bana göz dikmişti bile.
Ne dersem ne yaparsam yapayım ona engel olamadım. Zorla bana orada on iki yaşımda tecavüz etti.
O odada tüm benliğimi,masumluğumu ve ruhumu bıraktım. On iki yaşında ki çocuk gitmiş yerine ölü bir beden ve ruh gelmişti.
Tecavüzü kaldıramadım. Kim kaldırır ki zaten. O gün hiç düşünmeden o evden kaçtım. Bir inşaata çıktım ağlayarak.Çocuk aklı işte atlarsam tüm yaşadıklarımdan kurtulurum sandım.Bir dakika bile düşünmeden kendimi aşağıya attım."Nefeslenmek adına bir kaç saniye durup devam ettim. Yaşadıklarımın tam tersi olarak anlatmak ne kadar da kolaydı.
"Gözlerimi bir hastane odasın da açtım.Bir buçuk ay komada kalmışım. Yaşım küçük olduğu için İstanbul'da ki başka bir yetimhaneye tekrar verildim.Hastanede polise şikayet etsem de bir işe yaramadı. Olayın üstünü çoktan kapatmışlardı.
O günden sonra Yiğit'i hiç görmedim.Bu yaşıma kadar kimseyle yakın olmadım. Korktum."diyip sözlerime son verdim.
Geçmişin ağır yükünü tekrar omuzlarımda hissederken boğazıma büyük bir yumru oturdu.
Göz yaşlarım Arın'ın çıplak üstünü ıslatırken daha da gögüsüne sokuldum.
Arın bir anda komodi'nin üstünde duran telefonu da alıp hızla yataktan kalkıp odadan çıktı.
Kendimi çarşafın altına sokup cenin pozisyonunu alıp Arın'ı düşünmeye başladım.
Aradan geçen yarım saatin ardından nefes alamayacak kadar ağlarken odanın kapısı açıldı. Çarşafın altından çıkıp baktığımda Arın hızla yanıma geliyordu.
Yanıma gelip hızla bana sarıldığında kollarımı sıkıca boynuna sardım.
"Neredeydin.""Kapının önündeydim güzelim,merak etme. "diyip kendiyle birlikte beni de yatağa uzandırdı.
Gözlerinin içine baktığımda ilk defa kendimi değerli hissettim. Ya da gördüğüm ufacık değere kanacak kadar aptaldım.
Kendimden beklenmeyecek bir şey yapıp Arın'ın dudaklarına kapandım.
Arın şaşırmış olacak ki ilk başta tepki vermese de sonradan sertçe dudaklarımı kavrayıp öpmeye başlamıştı.Hem ağlayıp hem de ona acemice karışık verirken sanki Arın tüm yaşadıklarımı unutturmak için yavaş ama bir o kadar da sert bir şekilde öpüyordu.
Birbirimizden ayrıldığımız da alınlarımızı birleştirip soluklanmaya çalıştık.
"Senin için ölmeye razıyım.""Ölme sen, birlikte yaşayalım."diyip kafamı boyun girintisine koydum.
"Uyuyalım artık güzelim. Yarın gitmemiz gereken bir yer var."diyip sıkıca sarmaladı beni.
Gözlerimi yaşadığım onca kötü şeye rağmen yanımda ki adam sayesinde huzurla kapattım.
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Sabah Arın'ın seslenmesiyle gözlerimi istemesem de açtım.
Arın karışımda giyinmiş bir şekilde bana bakıyordu.
"Kalk güzelim gitmemiz gereken bir yer var."Uyku mahrumluğuyla ona bakıp sersemce yataktan kalktım.
"Nereye gideceğiz.""Gidince görürsün hadi giyin, aşağıda bekliyorum seni.Kahvaltı yapıp çıkacağız."
"Tamam hemen geliyorum." diyip hızla giyinme odasına girdim.
Boydan beyaz çizgili bir pantolon giyip üzerinde de siyah v yaka tişörtümü giydim. Hiç zaman kaybetmeden lavaboya da girip işlerimi halledip saçlarımı tepeden sıkıca topladım.
Arın'ı kızdırmamak için hızla aşağıya inip kahvaltı masasına oturdum. Dün fazlasıyla ağladığım için gözlerim ağrıyordu. Artık geçmişi unutmak istiyordum. Her şeyi bir kenara bırakıp sevilmek ve sevmek istiyordum. Bu da karşımda bana merhametle bakan adamla birlikte olacaktı.
Arın bana iyi gelecekti,bunu hissediyordum.
Uzun bir kahvaltıdan sonra evden çıkmış Arın'ın dediği yere gidiyorduk. Ne kadar sorsam da bir şey söylememiş en son da ise kızmış ve beni çok güzel susturmuştu.
Araba durduğunda etrafı incelememe izin vermemiş hızla beni kendine doğru çevirmişti.
Elinde gördüğüm siyah göz bandını göstermişti. "Ne yapıyorsun Arın.""Bana güven güzelim. Şuan sadece gözlerini bağlamama izin ver."Kafamı tamam anlamında sallayıp bandı gözlerime takmasına izin verdim.
Arabanın kapısı açılıp kapanma seslerinden sonra benim olduğum taraf açılmıştı. Arın elimden tutup arabadan çıkmama yardımcı olmuştu.
Nereye gittiğimiz hakkında hiç bir fikrim yokken içimde kötü şeyler olucağına dair hisler vardı.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım.
Bölümde en sevdiğiniz yer?
Arın, Işıl'ı nereye götürdü sizce?
Bildiri!!!!
KADINI BÖYLE SEV!!!
Kadını, koruyacaksın seveceksin,sana olan güvenini sarsmayacaksın. Ellerini tokat atmak yerine saçlarına tarak yapıp tarayacaksın, okşayacaksın. Bir kadının dualarında yer alıcaksın bedduaların da değil. Her ne olursa olsun seni de bir kadının dünyaya getirdiğini unutmayacaksın. Kadın'ı Allah'ın emaneti bilip yüreğinin en orta ve sesiz,sakin yerine koyacaksın. Seven bir kadını yüz üstü bırakıp seninle olan hayallerini yıkıp defolun gitmeyeceksin. Seni seven kadını sadece oturup ADAM gibi seveceksin.!
(Alıntı)
*Mavi Tuğba Karademir**Alıntı*
Kendinize iyi bakın.
Görüşmek üzere.