Hastane

1318 Words
Bade Türkoğlu'nun Ağzından Kendimi çok halsiz hissediyordum, koku hassasiyetim vardı ve şuan hastanede olduğumu burnuma gelen berbat kokudan anlıyordum. İstemsiz yüzümü buruşturdum “Bade hanım!” diyen sese dönüp baygın gözlerle baktım “B-Bana ne oldu?” diye zoraki çıkan sesimle konuştum “Bayıldınız! Tansiyonunuz düşmüş” hemşire kısa bir açıklama yapıp odadan çıkmıştı, en son toplantı odasında Bay Alassio ile birlikte anlaşma imzalıyorduk diye hatırlıyorum. Odamın kapısı usulca aralandı “Bade hanım, ben doktor Şefik! Değerleriniz düşük geldi beslenmenize dikkat etmelisiniz. Tansiyonuzda bu yüzden düşmüş olmalı” Doktorun açıklamaları ile aklım dün geceye gitti. Gecenin o karanlık anılarına... hemen kafamda ki düşünceleri dağıtıp doktora cevap verdim “Anladım, sağolun” bana kısa bir bakış attı “Serumunuz bittikten sonra çıkabilirsiniz. Geçmiş olsun!” “Teşekkür ederim” dedikten sonra doktorun odadan çıkmasını izledim. Tavanı izlemeye koyulmuştum ki kapım tekrar açıldı ve içeri uzun boyu ve o büyüleyici yeşil mi mavi mi anlayamadığım gözlerini bana dikmiş Alassio girdi. Ne ben konuşuyordum ne de o, yanıma iyice yaklaştı elinde ki daha neden taktığını öğrenemediğim eldivenini çıkardı ve elimden tutup dudaklarına götürdü. Şuan bir başkası olsa hastaneyi başına yıkacağım hareketi o yapınca bir şey diyemiyor sadece hareketlerini izliyordum. O kalın şekilli dudaklarına elimi götürdü ve gözlerini kapatarak derin bir öpücük bıraktı “Nasılsın Bade?” diye sordu, ben hala öylece ona bakıyordum “Bade!” diye tekarar seslenmesi ile transa girmiş halimden sıyrılıp elimi hemen elinden çektim “İyiyim!” dedim kısaca. Ellerini cebine yerleştirdi, şuan gözlerime orman yeşili gibi görünen gözleri o kadar derin bakıyordu ki yerimde rahatsızca kıpırdandım “Sen bayılınca iş hakkında pek konuşamadık, bugün dinlen daha sonra konuşuruz” dedi, sadece kafamı salladım. Onunla daha fazla konuşmak istemiyordum, odaya girdiği andan beri tuhaf bir etkisini hissediyordum üzerimde “Anlaşılan pek konuşmak sitemiyorsun, Müdür Ömer resteurantta kaldı bu halinle araba kullanamazsın seni ben götüreyim” aksanlı Türkçesiyle söylediği şey kaşlarımı çatmama sebep oldu “Ben hallederim siz gidebilirsiniz Bay Alassio!” sesim sert ve mesafeliydi. “Seni bırakacak birileri var mı?” odaya girdiğimizden beri senli benli konuşuyor olması rahatsız etmişti “Ben hallederim dedim Bay Alessio! Her şey için teşekkür ederim, birde aramızda ki resmiyeti bozmazsak sevinirim” dedim, yüzünde tuhaf bir gülümseme ile bana bakıyordu. Yanıma biraz daha yaklaştı “Ama ben sana Bade demek istiyorum” diye fısıldadı, kaşlarımı daha da çatıp biraz doğrulmaya çalıştım. Eliyle hemen kolumu kavradı “Dikkat et” hafif sert çıkan sesine aldırış etmeden konuşmaya başladım “Bakın Bay Alassio, şuan oldukça yorgunum sizinle tartışmak istemiyorum fakat ben istemediğim sürece bana ismimle hitap etmeyin” dedim “Peki...Bade” diyip odadan çıktı. O suratında ki çarpık gülümsemeyi dağıtmamak için baya uğraş vermiştim. Ellerim yumruk olmuştu, bu adam beni deli ediyordu. Eğer teklifi işime gelmeseydi asla onunla yan yana gelmezdim. Derin bir nefes aldım, şimdi birde buradan eve gitmek vardı. Her neyse yavaş yavaş sürerim arabayı değil mi? Sonuçta ben her şeyi şimdiye kadar tek başıma hallettim. Serum bitince “Çok Şükür” diye sesli bir şekilde söylenince hemşir tebessüm etti “Hatanelerden nefret ediyorsunuz galiba?” diye sorunca bir utanç dalgası aldı bedenimi. “Tamam tamam bir şey demedim” diyip gülümsemesini durdurmaya çalıştı. Hayır yani ne bu samimiyet anlamadın ki “Sorun değil” dedim ama nafile. En nefret ettiğim şey savunmasız kalmaktı. Yataktan çıkıp hafif toparlandım, kapıya doğru yönelip açtığımda hemşir “Ama utanmak bile size çok yakışıyor” demesi ile donup kaldım. İltifat mı etmişti? Omzumun üzerinde baktım “Teşekkürler” diyip çıktım, biraz yürüyünce bir bedenle çarpıştım “Off dikkat etsene!” diye sitem ederken göz göze geldiğim kişi ile az daha küçük dilimi yutacaktım. O benim karşımda eşsiz bir şekilde gülümserken kaşlarımı çatarak baktım “Sizin burada ne işiniz var?” diye sordum. Yeşil gözleri kahvelerime anlamadığım bir duygu ile bakarken bana bir adım daha attı, uzun boyu yüzünden kafamı yukarı kaldırarak baktım “Bade, inadın boşuna gel seni evine bırakayım. Yürümekte bile zorlanıyorsun” elimde olmadan gözlerimi devirdim “Bay Alassio! Kendim giderim” dedim ve yanından geçtim. Laftan anlamayan hallaeri beni sinir ediyordu. Ben hastaneden çıktığım sırada bir el kolumu tuttu, bir hışımla ona döndüm “Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?” diye çıkıştım. Hiç umursamayıp beni sürüklemeye başladı “Bay Alassio!” diye bağırdım, bir an duraksayıp bana döndü. Kulağıma eğildi “Bade, şuan seni sırtıma alıp kaçırabilirim. İnan bana bunu yaparım. Eğer böyle bir şeyi istemiyorsan şimdş benimle geliyorsun” gözlerim yuvalarından çıkacaktı neredeyse. Aklını mı kaçırdı bu adam? Gözlerinde ki koyuluğa baktığımda bunu yapabilecek delilikte olduğunu anlayabiiyordum. Pes edip “Tamam” dedim ve onun arabasına yürümeye başaldık. Şoför kapımızı açtı, bir eli ile geçememi işaret etti. Tam binecekken “Patron temiz naylon sermedim” diyen adama baktım. Alassio nun gözlerinden kıvılvımlar çıkıyordu “Gerek yok” dedi sert bir şekilde. Bu ses tonu ile tenim karıncalandı, onun bana karşı hep flörtöz tavırları vardı ve bu halini ilk kez görüyordum bin Bade” kafamı salladım ve arabaya bindim. Arabaın yeni temizlendiği her halinden belliydi, benim ardımdan Alassio da bindi “Bade hanımın söylediği adrese gidelim” şoför aldığı komut ile arabayı hareket ettirdi bende hemen adresi söyledim. Araba yolda ilerlerken ne benden ne de Alassio dan bir ses çıkmıyordu, çaktırmadan bazen bakışlarımı üzerinde gezdiriyordum. Bir eli çenesinde camdan dışarıyı izliyordu, bacaklarını iki yana açmış rahat bir şekilde oturuyordu. Bu sessizlik beni tedirgin ederken daha fazla dayanamayacağımı anladım “Arabam hastanede kaldı ama” dedim, başını çevirip bana baktığında “Korumam getiriyor” dedi, iyide ben anahtarımı ona vermedim ki “Yedek anahtarını müdür Ömerden aldık” aklımda ki soruyu nasıl bilebildi? Bunu anlayamadım bile “Her şeyi fazla biliyorsun ve bundan nefret ediyorum” dedim homurdanır şekilde, dudağını yana doğru kıvırdı “Keşke senin hakkında her şeyi bilsem Bade” dedi, yeşilleri bana bakarken parlıyordu “Bilemezsin” diyip önüme döndüm. Bu adamla uzun süre bakışmak bana iyi gelmiyordu. “Neden?” diye sorması ile bıkkınlıkla bir nefes verdim “Çünkü ben öyle istiyorum Bay Alassio” bu cevabıma karşılık kaşlarını kaldırdı “Çok cüretkarsın Bade” diyince bu sefer dudaklarını kıvıran ben oldum “Evet” dedim ve elime telefonu alarak konuşmasına izin vermedim. Resteurant ile ilgili sözlemeşeye rahatsızlanınca fazla bakamamıştım. Biraz onu inceledim, Alassionun bakışlarının benim üzerimde olduğunu hissediyordum ama belli etmemeye çalıştım. Bu adamın benimle derdi neydi? bir türlü anlayamadım! “Patron trafiğe takıldık, eve gitmemiz 1 saati bulabilir” Şoförün söylediği ile yüzüm düştü, çok vardı ve ben daha fazla burada kalmak istemiyordum “Bade sakin ol! Seni yemem, istediğin gibi takılabilirsin arabada”sertçe baktım Alassio denen İtalyan bozuntusuna, şu adamın ağzının ortasında bir tan çarpmak istiyordum “Heey bakışlarına sahip çık, beni öldürmek ister gibi bakıyorsun” demesi ile “Aynen, onu istiyorum” dedim meydan okurcasına. Beklemediğim bir anda bana doğrı yaklaştı, boynu bana görsel şölen sunuyordu şuan. Bakışlarım istemsizce oraya kaydı. Sağ kulağının altından boynuna doğru inen bir zincir dövmesi vardı, o zincirlerin üzerinde ise uçmakta olan kuşlar. Avcumun içi terlemeye başladığında bakışlarımın tehlikeli yerlerde olduğunu fark ettim ve hemen gözlerimi gözlerine diktim. Yeşillerinde ki koyulukla bedenim daha da titredi “Bade, sen çok tehlikeli bir kadınsın” diye fısıldadı, ben köşeye sinerken onun bakışları yüzümde ki kalp şeklindeki sıralı benlerimdeydi, tek kaşımı kaldırdım “Belki de” dedim, insanları bu şekilde manipüle etmeyi severdim. Benimle uğraşmak istemezlerdi, bana cevao vermek yerine hala aynı yere bakmaya devam edince elimi göğsüne atıp ittirdim ama milim oynamadı yerinden, elim o sert ve dövmelerle göğsünde kalmıştı “Çekilsene” dedim ama umursamadı, elini kaldırıp yavaşça elimin üzerine koydu “Sen bana dokun dun mu?” diye şaşkınca sordu. Yanlış bir şey yaptığımı düşünerek elimi çekmeye çalıştım ama izin vermedi “N-napıyorsun?” diye sordum, kekeledim mi ben ya? “Çok sıcaksın!” demesi ile şaşırdım “B-Bu ne demek?” diye sordum ama cevap vermek yerine ani bir hareketle elimi bıraktı ve yerine geçti. Nefesimi tuttuğumu daha yeni farketmiştim. Camdan kafamı çevirdiğimde kalp ritmim hala bozuktu. Bu adamda farklı bir şeyler vardı ama ne bilmiyorum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD