Büyük bir vurgun hiçbir zaman yapamamıştık ne gücümüz nede sayımız yeterli değildi . Taki bugüne kadar Çelikerlere yapmış olduğumuz daha doğrusu kendilerince yapmış oldukları operasyon bizi batırmıştı .
Araç bir villanın önünde durdu arabadan indirip kollarımda iki adam tutarak bir odaya soktu . Ardından kapıyı kilitleyip gittiler . Oda bomboş sadece bir sandalye vardı . Birde ışık , saatlerce o odada kaldım bir pencere bile yoktu . Duvara yaslanıp yere çöktüm . Aklıma Esra geldi umarım iyidir ve umarım adamları görünce kaçmıştır . Eğer kaçtıysa ona kin beslemezdim çünkü bende kaçardım . Bir ailem yoktu ama bu işlerin içine girince birkaç insan tanıdım ve o insanları hayatımın her gününde gördüm iştemsizce ısındım hem onların hemde kendi kıçımı korumaya başladım .
Doğrusu Esra’nın beni yanına alıp kurtarmaya çalışması beni mutlu etti . Alışık olmadığım o sevgi o merhameti hissettim . Evet insanları korurdum ama sırf kendi çıkarım içindi çünkü onlardan birine zarar gelirse ekip dağılır iş yapamazdık ve iş yapamazsak parasız kalırdım .
Ama Esra beni kurtarmak zorumda değildi bunu art niyetsiz yapmıştı ve umarım şuan iyidir …
Birkaç saattin ardından odadaki kapı açıldı . İçeriye Çeliker girdi ona kendi aramızda böyle derdik birgün burada olacağım hiç aklıma gelmezdi .
Kapıyı kapatıp odada duran sandalyeye oturdu . “ Anlat ” dedi sert bir ses tonuyla . Ona anlatacak bir şeyim yoktu .
Konuşmayınca bir süre yüzüme baktı .
Bir süre sessizlik oldu. Yukarıdaki lambanın cızırtısı duyuluyordu. O an, kendi kalp atışlarımı bile duyuyordum. Çeliker gözlerini benden ayırmadan sandalyede dik bir şekilde oturuyordu.
“Anlat dedim,” dedi bu kez daha net, daha ağır bir sesle. Omuz silktim. “Anlatacak bir şeyim yok,” dedim.
Gözlerini kıstı, başını hafifçe yana eğdi “Herkesin anlatacak bir şeyi vardır.”
-“Benim yok.”
Ayağa kalktı, iki adımda yanımdaydı. Elini çenemin altına koyup başımı yukarı kaldırdı. Göz göze geldik. O bakış, bana ilk defa sokakta birini bıçakladığım günü hatırlattı korkudan değil, hayatta kalma içgüdüsünden yaptığım o şeyi. Aynı soğukluk, aynı ölüm sessizliği vardı gözlerinde.
“Senin gibiler ilk başta hemen konuşmaz,” dedi alayla. “Sonra birer birer hepsi dile gelir . Kimse dayanamaz.”Dedi . Gülmeye başladım. “Senin sandığın kadar önemli değilim ben.”
-“Elbette öylesin,” dedi. “Yoksa burada
olmazdın.”
-“ Bak sana anlatacağım bir şeyim yok beni öldürüyor musun işkencemi yapıyorsun sana kalmış .” Onunla göz temasımı kesmiştim ama o hala bana bakıyordu . “ Arkadaşların senin gibi düşünmüyor ama Sahra .”
-“Benim arkadaşım falan yok sana kim ne anlattı bilmiyorum ama benim olaylarla bir ilgimde yok .”
-“ O piç Salih öyle demiyor ama .” Tabi ya o şerefsiz her şeyi ötmüştü .
-“Bak o sana ne dedi bilmiyorum ama o iş benim işim değildi seni tuzağa düşürmeye çalışan Mert’i .” Korkutuçu derecede bir gülümseme sardı yüzünü neye gülüyordu lan bu ? Cebinden bir dal sigara çıkartıp , yaktı .
-“Tabi Mert , olayın baş rolü şuan nerede biliyor musun ?” Sertçe yutkundum . Ayağını yere serçe birkaç defa vurdu . “ Yerin bin kat altında .” Dedi gülümseyerek . Ayağa kalkıp yanına gittim .
-“Bak seni kandırmaya çalışan oydu o zaman beni neden burada tutuyorsun ?”
-“Grup halinde insanları dolandırıyorsunuz sizi ortadan kaldırayım ki bir daha ayağıma dolanmaya kalkmayın .”
-“ Seninde bizden pek bir farkın yok aslında biliyor musun ?” Adımlarıyla aramızdaki mesafeyi kapattı sigarasından bir duman daha çekti . “ Beni sakın kendinizle kıyaslama . Para için neler yapıyorsun Sahra anlatsana biraz ?”
Sözlerindeki iğrenç benzetmeyi anlamak zor değildi ama karşısında sıradan bir kadın yoktu Çeliker kimle karşı karşıya olduğunu bilmiyordu . “ Neler yaptığımı göstermemi ister misin ?” Diyerek ona dahada yaklaştım . Geri adım atmak kitabımda yoktu bu piçleride böyle yola sokardım . “ Emin ol görmek çok isterim ama biliyor musun Sahra , bu sözlerin sadece lafta kalmasın isterim .” Dedi ve odadan çıkıp gitti .
O pislik benim daha ne kadar burada tutacaktı . Küçücük odanın içerisinde dönüp duruyordum .
Kapı kapandıktan sonra, içerideki sessizlik kulağımı acıtmaya başladı. Ne kadar geçti bilmiyorum, zaman burada akmıyordu sanki. Sadece yukarıdaki lambanın cızırtısı vardı, o bile sinirlerimi bozmaya yetiyordu. Başımı dizlerimin arasına gömdüm, nefesimi saymaya başladım. Her nefeste geçmişimden bir yüz beliriyordu ,sonra bir anda hepsi birbirine karışıyordu.
Saatler geçti gözlerim kapandı . Dizlerimin üstüne çöktüğün duvar dibinde uyuyakalmıştım …
Demir kapının sürgüsü çekildiğinde aniden irkildim. Gözlerimi açtım , Çeliker içeri girdi , kapıyı kapattı .Üzerinde siyah bir gömlek, kollarını sıvamış. Hiç acele etmiyor, adımlarını ölçerek atıyordu. Sandalyeye oturdu, bacak bacak üstüne attı.
“Anlat,” dedi soğukkanlı bir sesle. Boynum tutulmuştu yüzümü ekşiterek esnedim .
Konuşmadım. Ne kadar konuşmazsam, o kadar az bilgi verir, o kadar az yara alırdım. Yani öyle düşünmüştüm . Sessizlik bazen silahtı.
Gözlerini kısmadan bana baktı. “Suskunlukla kahraman olunmaz Sahra,” dedi. “Ben susanları da gördüm, bağırarak konuşanları da. Hepsi aynı sonu buldu.”
“Ben kahraman değilim,” dedim kısık bir sesle. “Sadece hayatta kalmaya çalışıyorum.”
-“Hayatta kalmaya çalışıyorsan konuş anlat ki yaşayıp yaşamayacağına karar vereyim .” Küstahça ve üstten konuşması sinirlerimi gerdi .
-“Sen kimsinde yaşayıp yaşamayacağıma karar veriyorsun ?”
-“Bak Sahra sana açık konuşayım bugün burada ki son günün eğer konuşmazsan seni öldürürüm ama bir şeyler anlatırsan belkide hayatta kalabilirsin .”
-“Anlamamakta ısrarcısın benim olayla bir ilgim yok planı yapan Mert ve Salih’ti . ” Oturduğu sandalyesinden kalktı cebinden bir dal sigara çıkartıp ateşledi . Yerde duran bana bakarak birkaç duman çekti . Pislik bu durumda olmamdan zevk alıyordu . Yüzündeki o iğrenç ifadeden her şey belli oluyordu . “ Senin hakkında bir kaç şey öğrendim Sahra geçmişin ve ailen hakkında .” Boş gözlerle ona baktım . “ Benim bir ailem yok .” Dudakları kıvrıldı sigarasından son dumanıda çekip izmariti önüme atıp ayakkabısının ucuyla ezdi .
-“ Evet bir annen ve baban yok ama bir kardeşin vardı adı neydi şeydi galiba Elif , Elif Gediz.” Hızla ayağı kalkıp omuzlarından ittim . “ Bana bak şerefsiz orospu çoçuğu eğer ona zarar verirsen seni geldiğin yere gönderirim duydun mu beni .” Tek varlığımı yıllarca korumuşken şimdi kaybedemezdim . Hareketlerime karşılıksız kalmadı . Çenemden tutarak beni hızla duvara sabitledi . Gözleri sanki beni öldürmek istiyor gibi bakıyordu . Sertçe çenemi tutuyor hareketlerimi engelliyordu . “ Bana bak Sahra ne seni nede kız kardeşini yaşatırım şimdi bana her şeyi anlatmazsan bir mezara ikinizide gömerim .” Ellerimle çenemde duran elini çekmeye çalışıyordum . Sonumda bırakıp geri çekildi .
Hızla nefes alıyordum . Kardeşimi hep bu işlerden uzak tuttum yıllardır kimse onun varlığından bile haberdar değilken bu pislik onu nasıl bulmuştu .
-“Bak hiçbir şey bilmiyorum Salih bu planı kimseye söylemeden yaptı . Böyle bir iş yapacağını bilmiyordum ” çaresizce çıkan sesimle konuşmaya devam ettim . “Deponun patladığını öğrendiğimde ve işin içerisinde sizin olduğunuzu öğrendiğimde evet kaçmaya çalıştım . Bak şu ana kadar bir sürü iş yaptım paket dağıttım , pazarlama yaptım bunu diğerleride yaptı ama daha önce hiçbir iş adamını ya da mafyayı dolandırmadık güçümüz buna yetmezdi . Salih kendince bir plan yapmış benim haberim yoktu , bu kadar başka bir şeyde bilmiyorum .” Titrek çıkan sesim canımı sıkmıştı . Söz konusu kardeşimdi onu korumak zorundaydım .
Yüzüme bakarak tepkimi ölçmek istedi . Ona şeffaf olmuştum . Yavaş adımlarla yanıma geldi . “ Sahra Gediz ” dedi ismimi söyleyerek ismin onun ağzından o kadar korkutucu çıkıyordu ki içim ürpermişti . “ Kardeşinin yaşamasını istiyorsan eğer ” aramızda mesafeyi kapatarak “ senden istediğim tek bir şey var . Onu yaparsan kardeşinide senide rahat bırakırım .”
-“Ne istiyorsun benden ?”
-“ Soyadımı taşıyıp mirasımı devam ettirebilecek bir varise ihtiyaçım var …” Dedi .