Bitkinin yapraklarını keserken, güneş çıplak tenime yumuşakca dokunuyordu. Bitkilerle işim bittiğinde, terden vücudum ıslanmıştı. Tam eve dönecekken, yan villaya taşınan adamı gördüm. Merakla parmak ucuma kalktım. İçimde ki ses yapmamamı söylese de dinlemedim. 60'lı yaşlarında, uzun boylu bir adamdı. Aracından çıkardığı kutuyu aldı ve eve doğru gitti. Acaba nasıl biriydi? Kadın olmasını umut etmiştim. Burada hiç arkadaşım yoktu. Kadın olsaydı arkadaşlık edebilirdi. Hafif bir hayal kırıklığı ile eve döndüm.
Hızla soğuk bir duş aldım ve şortumu giydim. Klimayı çalıştırıp, televizyonu açtım. Kanallarda dolaşırken, bulduğum komedi filmini izlemeye başladım. Tam filme dalmışken çalan kapı ile oflayarak ayağa kalktım. Kapıyı açtığımda biraz önce ki adamı görmemle duraksadım.
"Rahatsız ettiğim için kusura bakmayın. Ben yan komşunuzum. Yeni taşındım." açıklama yapması ile başımı salladım.
"Biliyorum- yani taşındığınızı gördüm." adam rahatsız bir şekilde yerinde kıpırdandı. Kaşlarımı çattım ve" Ne istemiştiniz? "diye sordum.
Adam arkasında sakladığı kavanozu çıkardı ve" Biraz kahve. "dedi. Neden marketten almadığını soracakken buraya yakın bir yer olmadığını hatırladım. Gelirken unutmuş olmalıydı. Mutfağa gittim ve kavanozu doldurdum. Geri verdiğimde teşekkür edip" Kahvesiz asla yapamam. "dedi. Parmağında ki yüzük gözüme çarptığında gülümsedim. Evli olmalıydı. Karısı neredeydi? Fazla merakın iyi olmadığını bildiğimden umursamadım. Adam gittiğinde tekrar koltuğa oturdum ve filme devam ettim.
***
Saate baktığımda 12 olduğunu gördüm. Üst kata çıktım ve Ivan'ı aradım. Cevap vermedi. Telefonu yatağa fırlattım ve bahçeye çıktım. Soğuk rüzgar bedenimi titretirken umursamadan şezlonga oturdum. Ivan ile her şey normaldi. Normal... Aldatışını unutmaya çalışıyordum. Aştığımı söylüyordum ama ona her dokunduğumda aklıma o kadın geliyordu. En başta sadece Ivan'ın canı yanıyordu. Onu yok eden hatıraları vardı ama şimdi benimde vardı. Ivan sayesinde bende yaralıydım. Kollarımı bedenime doladım ve hasta olmadan eve döndüm.
Uyuyamayacağım için o gelene kadar salonda oturacaktım. Televizyon kumandasına uzanıp kapatacakken gördüğüm haber ile durdum.
"Ivan ve ünlü gazeteci John'un eşi Maria birlikte yakalandı. İkili otelden çıkarken görüntülendi. " kumanda elimden düşerken çıkan ses ile dalmak üzere olduğum yerden çıktım. Gözyaşlarım görmemi engellerken, televizyona yaklaştım. Tanıdığım yüz ile yere düştüm. Oydu. Gerçekten oydu. Lanet olsun. Lanet olsun sana Ivan. Bedenime sarıldım ve yere uzandım. Tavana bakarken, tutamadığım çığlığımı serbest bıraktım. "Neden?" acı içinde ki bedenim titrememe sebep olurken yerden zorda olsa kalktım ve etrafta ki eşyaları dağıttım. Televizyon paramparça olmuştu. Ev. Birlikte aldığımız eşyalarımız. Hıçkırıklarım duyabildigim tek sesti. Her şey bir anda sessizleşmişti sanki. Kalbimin atışını bile duymuyordum. Koltuğa çöktüm ve elimi yüzüme götürdüm. Gözlerim alev almış gibi yanıyordu. O adamı tanıyordum. Ülkenin en ünlü gazetecisiydi. 40'lı yaşlarındaydı. Eşi ise 30. Kendinden büyük ve evli bir kadınla sevişmişti. Bunu da yapmıştı. "Kahretsin!" ayağa kalktım ve ayağıma batan kesikleri umursamadan üst kata çıktım.
Eşyalarımı bavula doldurdum ve hızla aşağı indim. Alabileceğim hiçbir şey yoktu. Hırkamı giydim ve dışarı çıktım. Rüzgar gözyaşlarımı kuruturken, evin önünde onun arabası durdu. Yürümeye devam ettim. Arabadan inip yanıma koştu ve kolumu tuttu.
"Bırak!"
"Önce dinle." yüzüne baktım. "Neyi? Onunla nasıl seviştiğini mi!" diye sordum. Ağlamaktan kızaran yanaklarıma dokunduğunda titreyerek geri çekildim.
"Yeter artık Ivan..." diye fısıldadım. Ivan duygusuz bir manken gibi bana bakıyordu. Bu daha çok canımı yakarken, elimde ki valizi bıraktım.
"Biraz önce seni haberde görünce şaşırmadım bile. Eskiden olsa gözümle görsem bile inanmazdım. Ama şimdi inandım. Çünkü yaparsın." Ivan cevap vermedi. Uzun uzun yüzüne baktım.
"Ben sana yardım etmek istiyordum. Buna izin vermiyorsun. Bizi yok ediyorsun. Sana ait içimde ne varsa acımadan yok ediyorsun." Neden? Diye sormak istiyordum. Ama yapmadım. Bu adam konuşmayı bile unutmuştu. Ivan yüzünü yüzüme bastırdı. "Üzgünüm." gülümsedim ve yanağına dokundum. Seni nasıl seviyorum Ivan. Yaptığın her şeye rağmen kalbim inatla senin için atıyor. Ama artık olmaz. Biz diye bir şey olamaz. Senin yanında sadece buradan gidecek bir yol bulana kadar kalacağım. Seni kandıracağım. Seni seviyormuş gibi yapacağım ve sende inanacaksın. Çünkü eğer gidersem, beni bırakmazsın.
Uzandım ve dudaklarını kendi dudaklarıma bastırdım. Ivan büyük avuçlarını yanağıma bastırdı ve beni kendine çekti. Sanki aşkı unutmuştu. Sadece sevişmeyi biliyordu. "Seni seviyorum." yalan. Kendime de yalan söyleyebilirdim. Onu hala seviyordum. Dili ağzımın içine girdiğinde, onu itmemek için kendimle savaştım. Biraz önce başkasını öpen ağzı beni öpüyordu. Boynuna sarıldım ve eskisi gibi olduğunu hayal ettim. Ivan beni kucakladı ve eve götürdü. Aptalım. Ama sende aptalsın Ivan. Bu kadar şeyden sonra bir kadının seninle kalacağına inanacak kadar aptal. Evet lanet olsun seni seviyorum. Ama şimdi ki seni değil.