-ARABA-

1031 Words
-Ahu Sancar Boş kaldırıma çöktüğümde acıdan kalbim bin parçaya bölünmüştü. Nefes alamıyordum. Bununla nasıl baş etmem gerektiğini bilmiyordum. Gördüklerimi nasıl anlamlandırmam gerektiğini bilmiyordum. Sol elimi havaya kaldırıp acıyla baktım boş olan parmağıma... Büyük bir aşkla başlayan bu hikaye böyle mi bitmeliydi? Her şeyi unutup bir gün ansızın kuzenime aşık olması mıydı benim kaderim? Ona seni seviyorum derken, karşısında onları seyretmek miydi yani? Kalbim sıkışıyordu. İnanması ne zordu. Çok kötü bir kabus gibi... Bana, bize bunu yapamazdı ya... Telefonum çaldı. Elif arıyordu. Hatta bir 20 defa aramıştı. Ağlayarak açtım telefonu. " Ahu... Kendine bunu yapma. O hafızasını kaybetmiş Hiçbir şeyi hatırlamıyor. Hiçbir suçu yok. O sadece seni sevdi bunu sende biliyorsun. Her neredeysen gel. Konuşalım bir plan yapalım. Ertesi gün görüşür her şeyi anlatırsın ona. Hatırlar, seviyordu o seni... Böyle mi olacak? Kaçacak mısın? Mutluluklar mı diyeceksin sadece? Görmüyor musun bunların hepsi kocaman bir saçmalıktan ibaret. Ne istiyorsun? Evlendikten sonra seni hatırlamasını mı? O zaman ne yapacaksın? Sana kızmayacak mı? Bunu bize, aşkımıza nasıl yaptın demeyecek mi? Beni neden bıraktın, neden izin verdin demeyecek mi? Biliyorum kızgınsın, şaşkınsın ama o hiçbir şeyi bilerek yapmıyor. Lütfen gel sakince konuşalım... " dedi. O kadar tedirgindi ki hiç nefes almadan konuşmuştu. Belkide kendime bir şey yapmamdan korkuyordu. Titreyen dudaklarımı araladığımda derin bir nefes aldım. " Ama ona aşık olmuş... Benim kuzenime ilk görüşte aşık olmuş Elif. Biz beraberken onu görseydi de böyle hissedecekti demek ki. Aklını karıştıracaktı belkide. Bana yıllarını verdi ama onunla günler içinde evlenme kararı almış... Zaten hiç hayatında olmamışım ki. Biz diye bir şey hiç olmamış. Onu benden daha çok sevdiğine eminim. Hatta öyle ki, beni hatırlasa bile unutmuş gibi yapmaya devam edecek çünkü işine gelir değil mi? Kuzenimle olmak, ona sarılmak, onu öpmek... " dedim ve hıçkırıklara boğulduğum gibi telefonu kapatıp başımı dizlerime gömdüm. Ağlamaktan o kadar çok yorulmuştum ki kaldırımın ortasına düşüp yatasım vardı. Seda'larla yan yana binalarda oturduğumuz için tekrar oraya dönmekte istemiyordum. Hava da buz gibiydi. Artık üşümeye başlamıştım ki bir anda siyah bir araba tam önümde durdu. O an birkaç saniyelik bir gerginlik yaşadım çünkü saat çok geç olmuştu. Yaşlı gözlerimi elimin tersiyle sildiğim gibi arabadan inen Mert ile göz göze geldim. " Senin burada ne işin var? " diye sordum hayretle. Aklımdan bin bir türlü şey geçti saniyeler içinde ve bir an her şeyi hatırladığını düşündüm. " Neden geldin peşimden? " diye sordum tekrar. " Çok kötü görünüyordun. Bu saatte taksi bulmakta zordur. Seni eve bırakayım. Sonuçta bana ceketi vermek için geldin. Benim yüzümden buralarda perişan ol istemedim. Seda'nın akrabasısın sonuçta. " dedi. Acı bir tebessüm yarattım. O ise arabanın kapısını açtı ve binmem için bekledi. Oturduğum yerden kalktım ve ona şöyle bir baktım. " Sanki seni daha önce görmüş gibiyim. Hiç karşılaşmış olabilir miyiz? Bana çok tanıdık geliyorsun. " dedim ve gözlerini iyice bana sabitlemişti. " Sanmıyorum. Ben seni hatırlamıyorum. " dedi. " Sevindim... " dedim ve arabasına bindim. Kafam o kadar çok ağrıyordu ki, koparmak istiyordum. Hiç gücüm kalmamıştı. Sanki taksiye binmişim gibi sadece nerede oturduğumu söyledim ve başımı cama yasladığım gibi yorgun gözlerimi kapattım. Sanki inme inmiş gibiydi ve yaşadığım şoktan olsa gerek bir kaçış yolu olarak uyumak istemiştim.... -MERT KARACA Radyoda kısık bir Sezen Aksu şarkısı çalarken bende sakin yolda fazla hız yapmadan arabayı kullanıyordum. Oysa biner binmez başını cama yaslamış ve sanırım uyumuştu. Ara ara dönüp bakıyordum yüzüne. Onu anlamaya çalışıyordum ve merakta ediyordum. Bu gece onun için neler olmuştu ve neden bana o tuhaf cümleleri söylemişti? Beni tanıyor gibiydi ama bir o kadarda yabancı. Kafamı çok karıştırmıştı ama soru sormak için artık uygun bir vakit değildi. Arabanın içi o çiçek kokusuyla dolarken bende nihayet evinin önüne gelmiştim. Seda'ların evinin yanında oturduğunu söylediği için tam da sokağa girememiştim çünkü evden çıktığımı Seda'ya söylememiştim. Şimdi bu saatte beni yanlış anlayabilirdi. Daha sonra uygun bir dille anlatmam daha doğru olurdu. Zaten kollarıma bayılmasına bile anlamsız bir tepki vermişti. Saat gecenin üçüne geliyordu ve arabayı durdurduğumda derin bir nefes alarak ona döndüm. " Geldik..." dedim fakat kıpırdamadı ve hiçbir ses vermedi. Artık derin uykuya geçmiş gibiydi ve sesimi biraz daha yükselttim. Bir an ismini düşündüm ve onunla hitap ettim. "Ahu, geldik. "dedim fakat baygın gibi yatıyordu. O an ne yapacağımı şaşırdım ve çekinerek omzuna dokundum. " Uyan istersen geldik. Ahu... uyansana. " dedim ama küçük bir bebek gibi uykusunda sayılamaya başladı. " Git başımdan çok uykum var. " dedi belli belirsiz. Daha fazla bu saatte sokağın başında dikkat çekmemek için arabanın ışıklarını söndürdüm ve arkama yaslandım. Başıma bela almış olabilir miydim? Onu nasıl indirecektim şimdi? Daha fazla kaba da olamıyordum çünkü zor bir gün geçirdiğini biliyordum. " Ahu geldik ve saat çok geç oldu. Eve gitmem gerek. Hadi in istersen. "dedim ve son bir dürtmeme de pas vermeyince pes ettim. Nasılsa bu şekilde uyuya kalamazdı değil mi? İlla uyanırdı. Sadece sabırla biraz beklemem gerektiğini düşündüm ve irkilerek uyanabilir diye düşünerek emniyet kemerini açmaya karar verdim. Düğmeye basıp kemeri çıkarttığım gibi yavaşça yukarı doğru çektim. O sırada dudaklarına çarpan gözlerim birkaç saniyeliğine takılı kalmıştı. Çünkü bir an ona çok yakın bulunmuştum. Sonra ıslak yanaklarına yapışan saçlarına, alnındaki kaküllerine ve uzun kirpiklerine şöyle bir baktım. Bembeyazdı. Hemen geri çekilip koltuğuma yaslandım. Ne saçma bir şeyin içindeydim böyle. Ne işim vardı burada? Pencereyi açtım, sıcak basmıştı. " Uyanmaya niyetin yok galiba, geldik" dedim biraz bağırarak ve kolundan sertçe dürttüm bu kez. O ise bu sefer panikle irkildi ve hemen açtı koca gözlerini. Yüzünde şaşkın ve yorgun bir ifade vardı. " Kusura bakma ama nazikçe uyandırmayı denedim. Kalkmadın. Geldik..." dediğimde daha sakindim. "Sesine uyanmadım ki, üşüdüm. "dedi ve açık olan pencereye baktı. Hemen kapattım. Galiba bir refleks gibi bir şeydi. " Ceketimi ister misin? Ama geri vermek için akşamın bir vakti uğrama. "dedim. "Neden? Gelmişiz işte. Arabada mı uyuyacağım. Pencereyi niye kapattın inicem zaten. Bu gece beni burada misafir etmeyi düşünüyorsun herhalde. " dedi. Sesi kısılmış gibiydi ve titriyordu. " Hadi çok uykun var git istersen. Ben eve girene kadar beklerim. " deyip gülümsedim. İyi bir insanmış gibi davranmaya çalışıyordum ama daha çok flörtüme yaptığım muameleye benziyordu. Ne diyeceğimi şaşırmıştım. O Seda'nın kuzeniydi ve onun ailesine karşı çok iyi birisi olmalıydım. Bunu dememin üstüne baygın yüzünün şekli değişti ve yutkundu. " İyi olur. Zaten sen, bundan sonra sadece öylece durup arkamdan bakabilirsin. " dedi ve hızla indi arabadan...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD