6. Bölüm

2106 Words
Nehir... Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu. Öyle güzel ve huzurlu uyumuşum ki telaşla saate baktım. Saat 9 du işe geç kalmıştım. Aman ne önemi vardı, bugün bana izin olsun biraz geç giderim olsun o kadar da torpilimiz kendimize. Telefonu aldım baktım Emre'den de hanüz mesaj yoktu. Kalktım camı açtım yağmur taneleri cama vuruyordu. En sevdiğim havalardan biriydi şu yağmur havası. Mis gibi kokusu narin narin yağması. Şu an yatağın içine gömülüp elime kitabımı alıp okumak isterdim. Ah bir de kahvem olsaydı yanında daha ne isterdim ki? Sonra elim boynuma gitti kolyem. Elime aldım baktım inceledim. Ne kadar zarif bir hediye bu böyle. Ah Emre sen nasıl güzel bir insansın. Dün gece çok güzel geçmişti. Her şey fazla kusursuzdu. Heyecandan önce elimiz ayağımız birbirine girsede sonra toparladık bir şekilde. Ve biz artık sevgiliydik. Aslında baştan beri olması gereken ama ertelenen durumlar. Annem akşam hemen odama gelmiş havadisleri almıştı. Bana "Ben zaten çoktan beri hissetmiştim ama ne zaman harekete geçeceğinizi bekliyordum." dedi. Demek bu kadar belli ediyormuşuz da haberimiz yokmuş. Sahi okul zamanları aklıma geldide herkes bizi sevgili sanardı zaten. Benim yanıma biri yanaşacak olsa Emre asla izin vermez hemen beni sahiplenirdi. Aynı şekilde bende Emre'ye biri yan gözle baksa uzaktan o gözleri oyardım. Hakkım yoktu, hemde hiç! Ama dayanamıyordum işte ne yapayım. Kıskanıyordum hemde çok. Ama bu duyguları hep arka planda yaşamak zorunda kaldım. Şimdiki aklım olsaydı her şeyi akışına bırakırdım. Biraz üşüme gelince camı kapattım ve radyoyu açtım. Şarkının sesi odayı doldurdu. Bir yandan şarkıyı mırıldanıyor bir yandan da hazırlanıyordum. Bugün keyfim pek yerindeydi kimsenin bozmasına izin vermeyecektim. Telefonum çalmaya başlayınca arayana baktım Tuğba. Yani benim kuzenim. "Efendim Tuğba'cığım. " "Nehir kuzum nasılsın? Gece konuşamadık havadisleri alayım çok merak ediyorum." dedi. "İşte resmen sevgiliyiz." dedim ve ikimizde çığlık atarak sevinmeye başladık. "Ya kızım arada evlilik lafları çarpıp durdu. Bir ara yemek boğazımda kalacaktı sen düşün artık." dedim. "Ya ne kadar güzel çok sevindim sizin adınıza. Hoca derse geldi şimdi kapatmam lazım ayrıntıları sonra anlatırsın kuzi öptüm." "Tamam canım bende öptüm görüşürüz." dedim ve kapattım. Evden ses gelmiyordu annem okula gitmiş olmalıydı. Tabi ikizleride anaokuluna bırakmıştır. Babam erkenden görevinin başına gider. İkizler demişken, annem benden sonra çok istemiş kardeşim olsun ama nasip olmamış. Daha sonra tüp bebek denediler ve ikizler oldu. Velhasıl evden çıkarken bana kimse dokunmamıştı. Hazırlanıp bende evde çıkarken saat 10 olmuştu. Durağa giderken artık şu araba elime gelseydi diye düşünüyordum. Her gün otobüsle işe git gel zor bir işti. Araba herkese lazımda işte herkesinde arabası olsa trafikte adım atılmazdı herhalde. Kulaklığı kulağıma taktım güzel bir şarkı açtım kendime ve ofisin yolunu tuttum. ...  Emre... Şirkete geldiğimde herkes işinin başındaydı. Ben hariç. Az biraz geç kalmıştım. Kimseye görünmeden masaya geçmeye çalış-acaktım ki Bahattin kılıklı Çakma Çağatay kalın çerçeveli gözlükleriyle bir yılan gibi gözlerini üstüme dikmişti. İspikçi Çağatay. Hiç göz göze gelmemişiz gibi masama geçtim. Rıfat "Nerede kaldın abi? " diye sorunca, "Sorma ya uyuya kalmışım. Çakma Çağatay bakıyor sonra konuşuruz çaktırma sende." dedim. Rıfat "O iş bende" diyerek önüne döndü. Dün gece geç gelmiştik ve uyuya kalmıştım. Koştur koştur durağa gittim otobüse bindim derken koşturma rutinim Nehir yokken değişmemiş oldu. Gerçekten Nehir neredeydi? Mesaj da atmamıştı. Kafamı uzatıp odasına baktım ama içeride biri görünmüyordu. Demek ki tek geç kalan ben değildim. İçim rahatladı gerçekten! Sonra bütün ihtişamıyla geldi benim prenses. Önce bana baktı gülümsedi sonra odasına geçti. İş yerindekilerin bunu bilmelerine gerek yoktu. Yani duyarlarsa hoş karşılanmazdı o yüzden idare etmek zorundaydık. "Emre sabah seni göremedim neredeydin?" diyen Cansu'ydu. Sude de yanına gelince tam oldu. Her sabah kızlar benle konuşmadan işe başlayamıyorlardı. Eh onlarda haklı tabi benim gibi sohbetine doyum olmayan bir erkeği bulmak zordu. Bugünde bütün mütevaziliğim üzerimde olduğuna göre devam edebiliriz. "Ben biraz rahatsızdım ama kendimi iyi hissedince hemen geldim. İş beklemez sonuçta. Ama şimdi iyiyim merak etmeyin." dedim. "Geçmiş olsun" diyen Sude'ydi. Onlara teşekkür ettim, kızlar tek tek yanımdan giderken bir an gözüm Nehir'e kaydı. Bana mı bakıyordu o? Hemde kıpkırmızı bir yüzle. Eyvah ki ne eyvah oğlum Emre şimdi ayvayı yedin. Biricik sevgiline kızlarla olan muhabbetleri anlatırsın artık. Ona gizli bir öpücük yollarken ellerimlede kalp işareti yapıp 'seni seviyorum' dedim. Yüzü yumuşadı ve o da 'bende' dedi. Sonra önüme döndüm ve yeni reklam için grafik tasarımına başladım. Sloganlar düşünüyor bazen saçmalıyor bazen dediğime kendimde gülüyordum. Sonra Rıfat bana döndü. "Abi?" "Efendim Rıfat." dedim ama başıma gelecekleri biliyordum. "Şey diyorum dün ben size geldim ya hani." dedi gülmeye başladı. "Tek kelime daha edersen o gözlüklerini kırarım dünyayı daha az görmeye başlarsın Rıfat" dedim. "Ee o zaman biraz da benim için mi bir şeyler yapsan. Yeter artık sıkıldım sap olmaktan." "Senin doğan bu oğlum ne yapacaksın kızı." diyerek dalga geçtim. "Ben bir Nehir'e bakayım ya" dedi. Tam ayağa kalkıyordu ki kolundan yakaladım. "Bir günde nasıl kız ayarlayayım kardeşim ben sana. Hem sen niye gidip kızla tanışmıyorsun ya. Bu ne özgüvensizlik." "Dedi yıllar yıllar yıllar sonra sevgili olan Emre." "Ya bizim iş başkaydı. Yani biz sevgili gibiydik zaten ama dillendirmemiştik diyelim. Ya tamam tamam bakma öyle kuzu kuzu. Nehir'le uygun bir zamanda konuşacağım söz." dedim. Rahatlamış bir yüz ifadesiyle önüne dönerken bende bir oh çektim. Az kalsın rezil olacaktım... ... İş çıkışı dışarda Nehir'i bekledim. O da gelince sarıldım kokusunu içime çektim. Sonra elini tuttum yürümeye başladım. Durdu yürümedi. " Nereye gidiyorsunuz şoför beyciğim" dedi ve elindeki anahtarı sallamaya başladı. "Oo demek arabanıza kavuştunuz sevgili müdirem. Hangi araç bakalım.?" "Şurada ki kırmızı bak. Yaa çok güzel Emre. Önce ben mi sürseydim.?" dedi. "Olmaz bir tanem önce ben bir test edeyim ondan sonra sana teslim ederim. Sen benim şoförüm olursun nasıl fikir?" "Hmm kulağa gayet ikna edici geliyor." dedi ve yanağımdan öpüp arabaya geçti. "Emre önce Rüya'nın mekana gitsek ya. İçim ısınıyor orada çok güzel bir yer hemde her şey için teşekkür ederiz nasıl olur? ." dedi. Ona baktım ve "Bende tam olarak bunu düşünüyordum. Evet istikamet Rüya hocanın mekanı." dedim ve sürmeye başladım. "Hmm güzel gayet rahat tam bir bayan arabası seçmişler sana sürüşü kolay zorlamıyor insanı. Hayırlı olsun güzel günlerde kazasız belasız kullan inşallah sevgilim. Sevgilim bu kelime için çok bekledim ben sevgilim." dedim tekrar ve gözlerine baktım. "Teşekkür ederim o zaman Sevgilim..." dedi o da ve "Bana değil yola bakacaksın şaşkın." dedi ve gülmeye başladı. "Ohoo şoför bey dikkatsizlikten sınıfta kaldınız." "Biliyor musunuz güzel bayan. Eğer yerimde olsaydınız çoktan bu manzarayla kaza yapardınız." Utandı... Utanmakta bu kadar mı yakışırdı... Cafeye gelince kağıt helva satan çocuktan gidip 2 tane kağıt helva aldı. Küçükkende favorimizdi bunlar. Paketleri açıp yemeye başladık sahildeki banka oturup denizi seyrettik. Sonra ne olduysa bana döndü "Ya Emre bir şey soracağım.?" "Ne istersen sor gülüm ayıpsın." dedim bekledim. "Annen yani Leyla teyze sana hala kız arıyor mu? Yani şu Gülsüm hani aşırı hamarat olan?" "Yaa ben senin kıskançlığını severim. Gel bakalım buraya" dedim kolumun altına aldım sarıldım. "Annemin ilk ve tek gelini sen olacaksın şimdiden hazırlıklara başlasan iyi edersin." dedim. "Olur." dedi ve ben yeniden yeniden ve yeniden aşık oldum. ... Cafe'ye girdiğimizde Rüya ve Miraç 'artık onlara öyle sesleniyoruz' masada oturmuş bir şeye bakıyorlardı. Bizi görünce sevinçle ikiside ayağa kalkıp yanımıza geldi. Rüya "Nehir bu ne güzel sürpriz çok sevindim ayrıca haberlerinizide aldım." diyerek Miraç'a baktı. Nehir teşekkür edip sarılırken Miraç' ta beni tebrik etti. Bende ona yaptığı her şey için teşekkür ettim. Teşekkür faslı bitti masaya oturduk o sırada gördüm önlerindeki şeyi. Bir resimdi. Rüya resmi ters çevirdi "Şey çocukluk resmimdi de Aylin'e benziyor muyum diye bakıyorduk. Yani o bana benzemiş mi diye. Aylin kızımız." dedi gülümsedi. Nehir de "Aylin nerede burada mı? tanışmak isteriz." dedi. Rüya "Eve gitti ama akşam kapatmadan gelir yanımıza mutlaka meraklı Melahat de birazcık." dedi ve hep birlikte güldük. Sonra pastalarımız ve çaylarımız geldi. Miraç harita mühendisiymiş bir şirkette çalışıyormuş. Bizde reklam Ajansında olduğumuzu reklamlık bir durum olursa yardımcı olacağımızı söyledik. Rüya'nın dişi ağrıyormuş konusu geçincede Nehir babasının Dişçi olduğunu söyleyip kartını verdi. Derken sohbet muhabbet bayağı bir ilerledi. Miraç, "mutlaka bize yemeğe bekliyorum sizi. Babaannem de sizi çok sever çok." dedi Rüya'ya manalı bir bakış attı. Ben ise, "Korkmalı mıyız? " dedim o ise kahkaha atarak gülmeye başladı. "Ona tanışınca karar verirsiniz." dedi. Pek bir şey anlamadım ama "İnşallah geliriz" dedim. ... Telefonum çalınca arayan kişiye baktım Rıfat. "Alo efendim Rıfat bak yine Tuğba falan diyeceksen..." "Emre, Yakut... Yakut'a bir şey oldu. Emre yetiş yardım et ne olur! " "Neee!" diyerek yerimden sıçradım. "Bir dakika, bir dakika sakin ol ambulansı aradın mı? Hemen geliyorum." "Aradım aradım sesleri geliyor geldiler bizim buradaki hastaneye gideceğiz Emre çabuk gel ben.. Ne yapacağımı bilmiyorum." dedi kapattı. Rıfat'ın ağlamaklı ve telaşlı sesi elimi ayağıma doladı. Nehir de telaşla "Ne oldu Emre Rıfat'a bir şey mi oldu?" "Nehir, Yakut! Ona bir şey olmuş hemen gitmeliyiz. Lütfen kusura bakmayın sizde." dedim ve montumu aldım çıktım. Nehir "Aman Allah'ım sen koru." diyerek peşimden geldi. Rüya ve Miraç da çok telaşlandılar. Onlara arayacağımı söyledim. Hastaneye gelir gelmez acile gittik. Rıfat orada çaresizce ağlıyordu. "Benim yüzümden. Benim yüzümden. Onu yalnız bırakmamam lazımdı. Benim yüzümden." "Rıfat lütfen sakin ol neler oldu anlat bana. Kendini suçlama lütfen!" dedim. Ama elimizden ne gelirdi ki? Yakut Rıfat'ın tek ailesi kız kardeşi. 10 yaşında ama görmüyor. Rıfat'ın ailesi bir kaza geçirdi o kazada annesini babasını kaybetti. Kardeşi sağ kurtuldu ama gözleri ona ihanet etti. O zaman daha 3 yaşındaydı. Rıfat bizimle okuldaydı. O anı ve o acıyı dün gibi hatırlıyorum. Rıfat ve Yakut kadersizlerim benim... Rıfat eve gidince bakıcıda izin almış çıkmış bir işi varmış. Yemek hazırlarken Yakut'un odasından bir şeylerin kırılma sesleri ve sonrasında düşme sesi gelmiş. Telaşla odasına gidince onu yerde yatarken bulmuş. Bir insan böyle bir şeyle karşılaşınca nasıl sakin kalabilir ki. Onu anlayamıyorum belki ama acısını paylaşmaya çalışıyorum. Yakut benim de kız kardeşimdi. Zaten bir yanı hep eksikti. İnşallah şimdi kötü bir şey olmamıştır. Nehir kenarda sessizce ağlarken onun yanına gittim. "Bari sen yapma. Bizim güçlü olmamız lazım" dedim ama dediğime kendim bile inanmıyordum. Annemi aradım babamı aradım haber verdim. Sonra dua edip beklemeye başladık. Doktor daha sonra yanımıza geldi. "Yakut Esen'in yakınları kim?" "Biziz nesi var? " diyerek öne atıldım. "Görünürde her hangi bir hasar yok biz yine her ihtimale karşı testleri yaptık sonuçların çıkmasını bekleyeceğiz. Bu arada hasta kendisine geldi görebilirsiniz." dedi ve gitti. Hemen Yakut'un yanına gittik. Bizi görmüyor ama hissediyordu. "Abi. Abi ben bir an dengemi kaybettim sonra bir yere tutunayım derken sürahiyi düşürdüm galiba. Çok özür dilerim abi. Seni korkuttum biliyorum ama ben iyiyim üzülme sen ne olur." o durumda bile bizi teselli etmesi beni kahrediyordu. Rıfat "Abicim buradayım. Hiç korkma tamam mı? Evimize gideceğiz. Hem ben sana kızmadım hiç. Sadece bir şey oldu sandım korktum ama çok şükür iyisin." dedi bir yandan da göz yaşlarını siliyordu. "Sana bir şey olsaydı kendimi asla affetmezdim." Bende araya girdim "Yakut abicim bizde buradayız. Var mı bir isteğin benden alayım sana hemen. Söyle abine. Hem Nehir ablanda burada." "Evet canım çok geçmiş olsun. İyi olacaksın ve eve gideceğiz. O zaman sana sevdiğin tarçınlı havuçlu kekten de yaparım." dedi. Annemle babam telaşla odaya girdi. Annem iyi olduğunu görünce bir oh çekti. Yakut hepimizin evladı kardeşi olmuştu. Bütün mahalleli ona destek olurduk koruyup kollardık. Gündüz tek kalmasın diye bir bakıcısı vardı yardımcı desek daha doğru aslında. Ona yardım ediyor evi temizliyor yemek yapıyor üzerini giyinip çıkarmasına yardım ediyor. Derslerine sınavlara gitmesine yardım ediyor. Eli ayağı gibi bir nevi. Sonuçları inşallah temiz çıkarda rahat bir nefes alıp eve gideriz. 1 saat kadar sonra doktor geldi. Elinde raporlar vardı sanırım. "Eveeet küçük hanımın durumu gayet iyi. Sonuçlar temiz. Açlıktan büyük ihtimalle kan şekeri düşmüş başı dönmüş düşmüş olmalı. Sevindirici haber düşerken bir darbe almaması. Yemene beslenmene dikkat etmelisin kızım. Bedenini böyle güçsüz düşürmemelisin. Korkulacak bir şey yok. Kendine iyi bak güzel beslen yeter. Hadi geçmiş olsun hepinize. Hastamız çıkabilir. " dedi ve gitti. Hepimiz bir oh çektik. Çok şükür önemli bir şey değildi. Ama soru şu ki bu kız neden bu kadar aç kalmıştı? Rıfat hemen sordu. " Yakut sen bugün hiç bir şey yemedin mi? " " Şey abi ben.." " Yakut bana gerçekleri anlat.!" " Abi ben bu yeni bakıcıyı hiç sevmiyorum. Bana çok kötü davranıyor bazen cezalandırıp yemek vermiyor. Kızıyor hakaret ediyor. Bana sen kör bir kızsın bir işide kendin becer artık diyor. " ağlayarak anlattığı bu gerçekler bir tokat gibi yüzümüze vurdu. Nasıl bunca zaman fark edilmedi bu? Rıfat delirmiş gibiydi." Nasıl, nasıl olurda sana böyle davranır o pislik? Nasıl.!Onu polise şikayet edeceğim. Sürüm sürüm süründürüceğim. " Babam araya girip onu kapının önüne çıkardı. Hepimiz bu kızın yaşadığı zulme şaşırıp kalmıştık. Daha önceki bakıcı evlenip gittiği için bu bakıcıyı yeni tutmuştu Rıfat, 2 ay olmuştur. "Neden bize anlatmadın Yakut'cuğum.? Neden izin verdin bunlara.? Bir daha sakın bizden bir şey saklamayacaksın anlaştık mı?" dedim. "Peki." dedi duyulur duyulmaz bir ses ile. Bende Rıfat'ı sakinleştirmek için bahçeye çıkardım. Bulacağız o kadını ve adalete teslim edeceğiz sen üzülme kardeşim.! " dedim ve omzunu sıvazladım... ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD