5

1035 Words
Okan'ın elinden tutup yürümeye devam ettim. Parka doğru yaklaşırken havaya baktım. Bugün, hava gerçekten müthişti. Havalar soğumaya başlamadan önceki son zamanlar olmalıydı. Tadını çıkarmam gerektiğini biliyordum. Okan da biraz daha dışarıda oynasın, enerjisini atsın diye onu parka götürmeye karar vermiştim. "Yavaş ol tamam mı anneciğim, geçenki gibi düşme başını çarparsın." dedim parka geldiğimiz zaman. Eğilip önünü ilikledim ve bir anda enerjiyle koşmaya başladı. O kadar neşeli görünüyordu ki. Park da oldukça kalabalıktı. O anda gözüm mavi pardesüsü ile biraz önümde duran Emine ve çocuğuna kaydı. Onun burada ne işi vardı? Hakkında çıkan dedikoldulardan sonra hiç görmemiştim. "Emine merhaba... Nasılsın?" dedim yanına giderek. "İyiyim teşekkür ederim. Sen neler yapıyorsun?" dedi. Yüzü gülüyordu, rengi de yerindeydi. Dedikodular yalan mıydı acaba? Direk olarak da sormak istemiyordum ancak görünüşe göre hiçbir sorun yoktu. "İyiyim ben de Okan'ı getirdim işte. Evde durmuyor biliyorsun. Çok enerjik." "Bilmez olur muyum..." dedi neşeli bir ses tonuyla. "Benimki de öyle. Yerinde duramıyor bazen. Şeker yemekten mi oluyor diye düşünüyorum ama alakası yok, ne olursa olsun çok hareketli." "Şekerle alakası yok hayatım işte çocuklar enerjik oluyor. Şeker yemesi iyi değil tabi ama işte bazen veriyorum ben." dedim. "Ay ben de öyle... Bazen durmuyor işte ne yapacaksın..." dedi. O anda merakıma yenik düşüp sormak zorunda hissettim kendimi. Gerçekten de görünüşte hiçbir sorun yoktu. Nasıl olabilirdi de böyle söylentiler çıkabilirdi o zaman? "Ya sana bir şey sormak istiyorum ama beni yanlış anlama..." dedim. "Tabi ki canım ne demek..." dedi. "Seninle ilgili bazı şeyler söyleniyordu... Sen de gitmiştin. Ben de seni göremeyince doğru olduğunu düşünmüştüm..." dedim. "Ah... Evet..." dedi derin bir iç çekerek. "Onlar mı... Ağzı olan konuşuyor. Olayları abarttılar. Boşanma davası açıp çıktım ben evden. Daha erken çıkacaktım ama beni bırakmadı..." dedi. "Anladım canım... Hayırlısı neyse o olsun..." dedim. "Ne söylediler tam olarak? Benim de kulağıma geliyor bir şeyler ama çok asılsız şey var..." dedi. O anda fark ettim ki bu konuyu onunla ilk konuşan ben değildim. "Bilmiyorum aslı astarı var mı ama senin bir ilişkin varmış falan..." "Evet var... Ama ben bunları ona söylemiştim." dedi ve koşmaya başlayan çocuğuna baktı. "Biliyorsun... Belki duymuşsundur ama onu yakaladım işte... Garip bir durumdu. Sadece kadınlarla da yakalamadım. Akşam çıkan toplara da gidiyormuş. Bunu kaldıramadım daha fazla." dedi. "Seni çok iyi anlıyorum canım..." dedim. "Beni sakın yanlış algılama ben seni asla yargılamam ve yargılamıyorum da. İnsanlar konuşuyor sadece. Ben duyunca şaşırdım ama senin aklı başında biri olduğunu biliyordum." "Sağol..." dedi iç çekerek. "Böyle olsun kimse istemez ama işte... Yapacak bir şey yok." "Tabi ki... Canını sıkma. Diğer çocuğunu ne yaptın?" dedim. Tek çocuğu ile gelmişti. "Annemde. O bakıyor şimdi. Çok yoruldum bu süreçten biraz da onda kalıyor." dedi. "Zor tabi tatlım... Kolay olur mu..." dedim. Beraber çocuklara baktık. Çocuklar yoruldu ve karınları acıktı. Ben herkesi restorana götürmeyi teklif ettim. Daha önce hiç bu kadar samimi olmadığım biriydi ama onunla alakalı merak ettiğim çok konu vardı. Özellikle son dönemlerde başıma gelenlerden sonra... Yemek yerken çocuklar yine enerji doldu ve restoranın oyun bölümüne gittiler. Biz de öyle havadan sudan konuşmaya davam ediyorduk. Ancak esas merak ettiğim konuları sormam lazımdı. Onu bir daha ne zaman görürüm bunu bile bilmiyordum. "Ben sana bir şey sormak istiyorum ama nasıl soracağımı bilemiyorum..." dedim. "Tabi ki sorabilirsin. Rahat ol lütfen." dedi gülümseyen bir şekilde. Gerçekten de çok güler yüzlü bir insandı. "Biliyorum aslında ayarsız bir soru ama... Başka biriyle görüştüğün zaman nasıl güvendin? Yani sonuçta evliliğini bitirecek kadar güvenmişsin. Zor olmadı mı?" "Evet kolay olmadı tabi..." dedi. "Aslında biraz şans yani. Aramızda kalsın ama... Kimsenin duymasını istemem böyle şeyleri..." "Tabi ki, ayıp ediyorsun. Aramızda tabi ki. Ben sadece bir şeyler duydum. Asla kimse hakkında konuşmam biliyorsun." dedim. Benimle alakalı içinin rahat etmesini istiyordum. "Sürpriz gibi oldu biraz... Yani aniden karşıma çıktı ama başta hiç ciddi düşünmemiştim. Ama işte... Yalnızlık. Aynı evde, iki çocukla uğraşıyorsun ama kocan başka kadınlara bakıyor... Hatta erkeklere yani... En son yaptığı sapıklıktan sonra çok güçten düştüm." dedi çayından bir yudum alarak. "İnsanlar hep bizden dik durmamızı bekliyorlar... Ne olursa olsun. Ama o dönem bir değil, birden fazla sorun vardı. Söyleyince kötü geliyor biliyorum ama o bana yol arkadaşı oldu. İçim şişiyordu, onu arıyordum o beni anlıyordu. Sadece sesini duymak bile..." "Anlıyorum ne demek istediğini..." dedim. Gerçekten de anlıyordum. Bahsettiği yalnızlık hali insanın ruhunu yiyip bitiriyordu. İnsanların suçlayıcı lafları, parmakla işaret etmeleri... Hepsi aslında kendi hayatlarına olan kızgınlarının bir yansımasıydı. Bu kadına da bu yüzden bu kadar yüklenmişler, hakkında dedidoku çıkarmışlardı demek ki. Mutlu olmak istemişti, bu da çok büyük bir suçtu onlara göre... "Seninle konuştuğuma çok sevindim gerçekten. Kimseye böyle anlatamadım." dedi. "Kimse anlamıyor, anlamak da istemiyorlar zaten... Ben böyle mutluyum şu anda. Zaten boşanma işleri bitsin nikah da yapacağız." "İnşallah hakkında hayırlısı olur canım..." dedim. "Ailen ne diyor bu işe?" "Bir şey demiyorlar artık. Herkes kendi derdine düşmüş. Zaten ailemle de tanıştı. Ben istemedim böyle olsun... Ama işte eski eşim ortalığı biraz karıştırdı. Kaynanam falan... Sonradan ben söylemek zorunda kaldım. O yüzden insan içine çıkamıyor şimdi." "Şu top olayını mı söyledin..." dedim. "Evet... Beni buna zorladı. Kaç defa dedim boşver diye. Beni zaten kafasında silmiş. Ben evde öylece eşya gibi oturayım istiyor ama duygularımı hiç sormuyor. O etrafta sürtsün, ben evde oturup çocuklara bakayım. Ama işte... Herkes ayna alacak karşısına..." dedi çayından bir yudum alırken. "Evet... Önce kendini yargılamak lazım başkasına saldırmadan önce." dedim. "Peki nasıl emin oldun... Yani ne bileyim... Artık hislerim köreldi galiba. Böyle bir şey başıma gelse çok sorgulardım herhalde. Sadece hislerim ya da sevgimle karar verebilir miydim emin değilim." "Canım zaten olay hislerinle karar vermek değil. Biz o konulardan biraz geçtik... Tabi bu benim düşüncem... Çocuklarım var artık. Ailem onlar benim, hayatım onlar. Ancak onlarla çok iyi anlaştı. Bir gün onlarla buluşturdum onu. O kadar bayıldılar ki anlatamam. Zaten babaları ilgisiz, ilgili bir erkek modeli görmek hoşlarına gitti." dedi. Aslında çok mantıklıydı. Dedikleri de doğruydu. Çocuk sahibi olduktan sonra hayat oldukça değişiyordu. Bu şekilde emin olmak aslında en doğru yollardan biriydi. Olay sadece sevgi değildi. Birine güvenmekti... Çocuk sahibi olduktan sonra da asla yalnız olmuyorsun. Çocuklarımı sevemeyecek olan biri, beni sevse kaç yazar sonuçta... Beraber yemekleri yedikten sonra vedalaştık. Eve giderken oğlumun elini sıkı sıkı tutuyordum. Enerjisini sonunda atmıştı. Yol boyunca kafamda olan deli düşünceler rahat bırakmamıştı beni. Mesaj atmak istiyordum, ancak şu anda meşgul olmalıydı. Ona karşı çok fazla ilgili görünmek de istemiyordum. Hayat olanca hızıyla değişiyordu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD