bc

KAYNAK (Renklerin İçinde II)

book_age18+
185
FOLLOW
1K
READ
dark
reincarnation/transmigration
kickass heroine
drama
tragedy
bxg
mystery
another world
supernatural
horror
like
intro-logo
Blurb

Kaynak,

Kimi zaman var oluşa ışık tutar,

Kimi zaman ise yok oluşa zemin hazırlar.

Sui Colores'in yok oluşunun kaynağı karanlık ise önünde kim olursa olsun yakar, yıkar ve yok eder.

...

Kayıp renk siyah...

Güçlerinde bir haber renk ruhları...

Ne yapacağını bilemeyen koruyucular...

İhanetin ışığı altında tükenen bedenler...

...

Dünyanın aynı felakete sürüklenmemesi için uğraşan bir avuç kişi sizce başarılı olabilecek mi?

chap-preview
Free preview
Tuzak
Cleon, asansör panelinde bulunan yanıp sönen ışıkları izlerken Caprea, eline aldığı silahını kontrol ediyordu. Çok değil, sadece bir dakika sonra kurtarmak için geldikleri renk ruhlarını alırken, muhtemelen küçük bir savaş çıkaracaklardı. Her ne kadar planda gereksiz zaman kaybı ve tehlike olmaması için çatışmadan uzak durulmasında anlaşılmış olsa da, Cleon bu gibi durumların her zaman sürprizleri beraberinde getirdiğinin farkındaydı. Asansörün kapıları açıldığında, koridora ilk adım atan kişi Caprea olurken, Cleon saatini kontrol etti. Max'in hesaplarına göre on saniye sonra zili çalmaları gerekiyordu. Cleon, saatine son kez baktığında, zamanın geldiğini fark ederek, işi yapmaya gönüllü olan Caprea'a seslendi. "Zili çalma zamanı." Caprea, silahını gizlerken, koridora attığı bir kaç adımdan sonra zile basmak için harekete geçti. Cleon, onu koridorda bulunan sütunun kenarından izlemeye başladığında, Walter da kısa sürede yanına geldi. Cleon, koruyucuya bakarken yokluğu fark edilen Rodas'dan dolayı kaşları çatıldı. Walter, komutanın yüzünde gördüğü ifadeden ötürü kısık sesiyle, "Rodas, aşağıda kalırsa daha iyi olacağını söyledi. Elimizden kaçan olursa karşılayabilir." diyerek açıklama da bulundu. O sıra da, zili çalan Caprea sayesinde on iki numaralı dairenin kapısı açıldı. Kapıda duran adam son derece normal görünüyordu. Cleon, Max'in burayı izlediğinden ve Lea'a olanlardan habersiz olsa yanlış geldiklerini bile düşünebilirdi. Ama durum hiçte öyle değildi. Caprea, tam adamla konuşmak için ağzını açmıştı ki, tüm koruyucuların kulaklarında aynı çığlık sesi duyuldu. Cleon, "Lea." diye mırıldanırken başını Walter'a çevirdi. Onun yüzünde de küçük çaplı bir dehşet ifadesi vardı. Cleon içinden çığlığın sahibi konusunda yanılmayı dilese de yanılmadığı konusunda neredeyse emindi. "Sesi, sizde duydunuz mu?" Cleon, Walter'dan cevap beklerken bir çığlık daha duyuldu. Bu kez çığlık kulaklıklarından değil, evin içerisinden geliyordu. Caprea, eline aldığı silahı adama doğrulturken, içeriye adım attı. Vakit kaybetmeden Cleon ve Walter'da koşar adımlarla Caprea'nın peşinden ilerledi. Cleon, adımlarının arasında, "Max, beni duyuyor musun?" diyerek bir kaç sefer koruyucuya ulaşmaya çalıştı. Ama kulağına dolan ses Max'in değil, Rodas'ın sesi olurken adımlarını durdurmak zorunda kaldı. "Az önceki ses muhtemelen Lea'a aitti. Ama bende Max'e ulaşamıyorum. Bir kaç kez denedim. Anlaşılan ev ile iletişimimiz kesilmiş. Sadece birbirimizi duyabiliyoruz." Cleon, duydukları ile derin bir nefes alırken oto kontrolünü kaybetmeden göreve odaklanmaya çalıştı. "Şimdilik renk ruhlarını taşıyan kızlar önceliğimiz. Onları bir an önce kurtarıp eve dönelim." Cleon, koruyucularına verdiği emri kendi içinde tekrar ederken, daireye girdi. Hemen karşısına çıkan cesedin ardından, bir kaç adım ileride de bir başkası vardı.  Walter ve Caprea karşılarına çıkan adamları teker teker öldürmekte zorlanmamışlardı. Bunun can sıkıcı olansa, iki nedeni vardı. Birincisi şu an öldürdükleri kişiler yaratıklar ile hiç bir alakaları olmayan insanlardı. İkincisi ise, içinde bulundukları durumda büyük bir terslik olmasıydı. Cleon, kaldığı ikilemin arasında, kulağına ulaşan çığlık sesleriyle koridorun sonundaki odaya girdi. Caprea, "Çığlık atmayı bırakın size yardım etmeye çalışıyoruz." diyerek bağırıyordu. Walter, kollarını göğsünde birleştirerek derin bir nefes aldı. "Bağırman onları rahatlatmıyor, Caprea. Farkında mısın renk ruhlarını daha çok korkutuyorsun?" Cleon, gözleri ağlamaktan kızarmış ve korkuyla titreyen dört kızı inceledi. Kızlar tahmin ettiklerinden bile kötü durumdaydı. Bedenlerinin çeşitli yerlerinde yer yer morluklar ve kıyafetlerinde bulunan yırtıklar vardı. Bu görüntü karşısında Cleon dişlerini öfke ile sıkarken ellerini yumruk yaptı. Lea, renk ruhları için acele edelim derken, bunu onları görerek söylemişti. Gelebilecekleri en hızlı şekilde buraya gelmiş olsalar da, kızlar için yeterince gecikmişlerdi. Cleon, öfkesini iki koruyucuya yöneltirken "Siz ikiniz konuşmak yerine iplerini çözerek özgür kalmalarını sağlayın." dedi. Caprea, Cleon'un emri ile oflayarak "Denemedim mi sanıyorsun? Yaklaştığım anda çığlık atmaya başlıyorlar." diyerek şikayette bulundu. Cleon, kızlara yaklaşırken önlerinde diz çöktü. Yüzündeki sert ifadeyi silmek için de derin bir nefes alarak rahatlamaya çalıştı. Renk ruhlarına sahip kızlar ise, korkuyla duvarın içinden geçebilecek gibi sırtlarını duvara daha fazla bastırıyorlardı. "Çok fazla zamanımız yok, o yüzden sakin olmaya çalışın. Siyah ile hanginiz iletişim kurdu bilmiyorum, ama buraya bizi gönderen kişi o. Şimdi size yardım etmemize izin vermelisiniz." Kızlar kısa süre sessizliklerini korurken Cleon, onlara bir kaç dakika verebileceklerini düşünecek bekledi. Burada her ne yaşadılarsa, onları daha fazla korkutmak istemiyordu. Kısa süre sonra renk ruhlarına sahip kızların arasından koyu kahve saçlara ve masmavi gözlere sahip kız bakışlarını Cleon'a odakladı. "Olur. Sadece günlerdir... İnsan olduğunu düşünerek, yardım istediğimiz herkesin içinden başka bir şey çıktı. İnanılması mümkün olmayan şeyler." Renk ruhu konuşmasını noktalarken, sesi bile tıpkı bedeni gibi titriyordu. Walter, kıza doğru yaklaşırken korkutmamaya çalışarak ani hareketlerden kaçındı, "Merak etmeyin, sadece size yardım etmeye çalışıyoruz. Sizi burada tutan kişilerde artık zarar veremezler." diyerek onları sakinleştirmeyi denedi. Kızların korku dolu yüz ifadeleri biraz olsun rahatlarken, Walter ve Caprea kızları çözmek için harekete geçtiler. Kısa süre sonra da kızlar bağlı oldukları iplerden kurtularak özgülüklerine kavuştular. Koruyucular, renklerin akmaya başlayan yeni göz yaşlarının ise şu an rahatlamadan olduğu düşünmeye çalıştı. Cleon, odanın bir köşesine çekildiğinde kısık sesle, "Rodas, gözüne takılan herhangi bir şey oldu mu?" diyerek sorusuna cevap gelmesini bekledi. "Hayır. Aşağıya inen ya da kaçmaya çalışan hiç kimse yok. Gözlükleri de kullandığım için yaratık görmediğimi de söyleyebilirim."  Cleon, iplerinden kurtulan renk ruhlarına bakarken kafası karışmaya başlamıştı. Her şey fazla kolay değil miydi? Her ne kadar yüzde yüzlük başarılı olacaklarından emin oldukları bir göreve çıkmış olsalar da bekledikleri çatışmayı hesaba katarak, gereken hesaplamalar yapılmıştı. Yaşanan şey ise basitti. Fazlasıyla basit. Cleon, dikkatini odadaki koruyuculara yöneltirken konuşmaya başladı. "Caprea, adamları öldürmek için hangi kurşunları kullandınız?" Caprea, belinden çıkardığı silahına göz atarken, "Önce konuşturmak isteriz diye dünyada bulunan mermilerden harcamıştım. Ama beklediğimin aksine çok çabuk öldüler." dedi. Cleon o an aklına gelen şeyle, odanın kapısına doğru yöneldi. "Kızları alın ve hemen çıkalım buradan. Bir terslik var." Cleon'un sesiyle harekete geçen koruyucular kızlar ile birlikte diğer odaya geçtiler. Hedefleri dairenin çıkış kapısı olsa da o tarafa attıkları ilk adımla kesilen elektrik, dört renk ruhunun çığlık atmasına sebep oldu. Cleon, "Siktir!" diye lanet okurken, Walter, "Rodas, sanırım kapana kısıldık. Bize yardım etmen gerekecek." diyerek Rodas'a durumlarını anlattı. Cleon, Walter ve Caprea yanlarında getirdikleri gözlükler sayesinde karanlıkta görebilecekleri için gözlükleri kullanmaya başladılar. Gece görüşü sayesinde etrafı görebiliyorlardı. Herhangi bir yaratık yoktu. Dört renk ruhu ise yakın oldukları bir başka duvara sinmiş birbirlerine sarılıyorlardı. Cleon, etrafı incelerken açılabilecek bir panel yada benzeri bir malzeme aradı. Kapıdan kırılırcasına büyük bir gürültü geldiğinde, kızlar korku ile yerinden sıçrayarak çığlık attı. Cleon, sırtındaki yayı eline alarak ok yerleştirdi. Kapının vurulma sesi bittiğinde bu kez bir kaç el silah ateşlendi. Cleon, "Tetikte olun." diyerek koruyucularına emir verirken üçü de kapıya doğru nişan aldı. Rodas, "Cleon, kapıyı açamıyorum. Silahta bir işe yaramıyor." dedi. Rodas'ın sesiyle silahlarını indiren koruyucuların ardından Cleon, "İçeri girdiğimiz kapı kolayca kırılabilecek gibi görünüyordu. Lanet olası bu yerde kapana kısıldık." diyerek açıklamada bulundu. Renk ruhlarından biri "Burada öleceğiz." diyerek ağlamaya başlarken, bir başkası, "Rachael yapma böyle. Buradan kurtulacağız." dedi. Cleon, onun sesinden kendisi ile konuşan kız olduğunu anlamıştı. Koruyucularına dönerek, "Siz ikiniz kızlara yakın durun. Belki dairenin içinde lanet kapıyı açacak bir şeyler bulurum." dedi. Cleon, renk ruhlarını, koruyucular ile bırakırken yan odaya geçti. Adımlarını oldukça yavaş attığı için normalde saniyeler içinde gerçekleşecek eylemi, olması gerekenden biraz uzun sürdü. Her hangi bir tuzağa basarak aktif hale getirmek istemiyordu. Geldiği odada gözüne takılan ilk şey tezgah mı yoksa masa mı olduğuna karar veremediği, odanın orta yerine konmuş geniş eşyaydı. Onun hemen yanında küçük bir masa ve üzerinde çeşit çeşit keskin alet bulunuyordu.  Üzerindeki kan damlalarını gözlüğün alıcıları sayesinde gören Cleon, bunların işkence aleti olduğunu söyleyebilirdi. Odanın pencere olması gereken yerinde ise kalın bir metal plaka vardı. Onun hemen önünde de küçük bir televizyon. Cleon, televizyonun yanına geldiği an ışıklar yandı. Aynı anda odanın kapısının olması gereken yere metal bir plaka inerek, Cleon'u odaya hapsetti. Cleon, başını inen metal plakaya çeviremeden açılan televizyon sayesinde odak noktası ekran oldu. İlk başta ekranı kaplayan karıncalı görüntüden sonra da yayın başladı. Cleon, ekranda görünen kişi yüzünden öfke ile soludu. Fia, şu an işkence için kullanılan tezgah olduğunu düşündüğü şeyin üzerinde elleri, ayakları bağlı bir şekilde yatıyordu. Tam yanında ise Kenny vardı. Elinde de kan damlayan işkence aletleri.  "Gezegeninizde renklere acı vermemizi engelleyemediniz. Şimdi de aynı şey yaşanıyor, kraliçem. Ya hemen renklere güçlerini kullanmaları için gereken bilgiyi verirsiniz ya da ben kızların derisini yüzmeye devam ederim." Fia'nın göz yaşları yanaklarından akarken, onunda bedeninde işkenceden kalan izler vardı. Zoraki konuştuğu belli olan bir şekilde "Damien, onları kullanmanız için emir verdi. Öldürmeniz için değil. Onları rahat bırakın." dedi. Kenny'nin kahkahası bir süre televizyondan gelen tek ses oldu. Ekrandaki görüntü aniden kapanırken, Cleon geri gelmesi için televizyonun üzerindeki düğmelere dokundu. Kısa süre sonra gelen görüntü de Kenny, elinde adamın birini tutuyor, bir başka kız ise yalvarıyordu. "Ona zarar vermeyin. Anlattığınız hikayede o renk ruhu bile taşımıyor. Lütfen... Hiç bir şeyden haberimiz yok." "Kendinle kıyasladığında bir insan için ağlama renk ruhu. Şimdi kraliçeye yalvarın yada gücünüze odaklanın. Yoksa ailenizdeki her üyeyi teker teker öldürmeye başlayacağım." Kız ağladığı belli olan sesiyle yeniden konuşmaya başladı. "Siyaha nasıl ulaşmam gerektiğini bile bilmiyorum. Lütfen... Lütfen... Yapmayın." Ekrandaki görüntü tekrar gittiğinde Cleon, bu kez öfkeyle televizyona tekme attı. Lea, gelmek istemişken onu evde kalmaya kendisi zorlamıştı. Ev korunaksız değildi. Max yanındaydı ama iletişimleri kesilmişken, başlarına bunlar gelmişken, hiç bir şeyden emin olamıyordu. Öfke ile odada ne var ne yok yıkmak için sinirle hareket ederken, masaya bir kaç defa tekme attı. Caprea'nın sesini zar zor duyarken derin bir nefes aldı. "Cleon." Cleon, sesin diğer odadan değil de, kulaklığından geldiğini fark ettiğinde kaşlarını çattı. Buradaki ses yalıtımı nasıl bir düzeydeyse yan odaya bile ses gitmiyordu. "Cleon, cevap ver? Bir şey mi oldu?" Cleon, öfkeyle "Bana bir şey olduğu yok. Lanet olası plakayı delecek bir şey bulun. Eve gitmemiz gerekiyor. Tabi eve çoktan gitmedilerse..." diyerek bağırdı. Caprea, "Ne demek istiyorsun?" dediğinde öfke ile Cleon yeniden bağırdı. "Siktiğimin yerinden çıkabilirsek, yolda anlatacağım!" Dakikalar sonra koruyucular yanlarında bulunan silahlar ve diğer aletlerle plakayı yerinden oynatarak açılmasını sağladılar. Cleon odadan çıkar çıkmaz, yüzünde ölümcül bir ifadeyle renk ruhlarına sahip kızların üzerine yürüdü. Öfkesi eline geçirdiği ilk kişiyi öldürecek kadar güçlüydü. "Siyah ile hanginiz iletişime geçti!" Kızların hepsi korkmuş bir şekilde geriye adım atarken sarışın kızın hıçkırığı ile Cleon bakışlarını ona yönlendirdi. Hareketlerinden iletişim kuran kişinin, o olduğunu anlaması zor olmamıştı. Kızın üzerine yürürken, mavi gözlü kız, sarışın kız ile Cleon'un arasına girdi. "Rachael'ın bir suçu yok. Onlar zorladı. Rachael'in abisini öldürdüler. Yapmak zorundaydık yoksa küçük kardeşine de aynı şey olacaktı." Cleon, tıpkı bir boğa gibi burnundan solurken, "Şu an Rachael ile arama girmek istemezsin, renk ruhu. Çekil." diyerek tısladı. Kız hala yüzündeki ürkmüş ifadeye rağmen önünden çekilmemişti. Mavi gözlerindeki cesaret parıltıları kendini belli ederken, Cleon tek bir hareketle boynunu kırabileceğini düşündü. Walter kız ile Cleon arasına geçerken "Sakinleşmeniz gerekiyor, komutanım." diyerek kıza döndü. "Adın ne?" Kız korksa da bunu göstermemeye çalışarak "Mileena." dedi. Walter, ortamı yatıştırmak ve komutanın ters bir hareket yapmaması için konuşmaya başladı. "Mileena, komutan size zarar vermeyecek, sadece olanları anlamaya çalışıyoruz. Rachael konuşmak zorunda." Mileena, sakince nefes alırken geriye çekilerek Rachael'in elini tuttu. "Ölmek dışında başımıza gelecek başka bir felaket kalmadı zaten. Konuş onunla, Rachael." Sarışın kız, korkudan yaprak gibi titreyen bedeniyle konuşmaya çalıştı. "Siyah ile iletişime geçen bendim." Cleon, hala önünde duran Walter'ı umursamadan konuşmaya başladı. "Onu anladık zaten. Siyah ile konuşurken beyazın da sizinle olduğunu söylemiştin. Nerede o?" Cleon, Rachael'ın cevap vermesini beklerken kızıl saçlı kız öne çıktı. "Beyazı gören son kişi benim. Kenny, gücüm konusunda beni zorlarken yer değiştireceğimizi söylemişti. Biz buraya getirilirken beyaz orada kaldı. Ama orası neresiydi, inanın bilmiyoruz. Hiç bir şey görmemize izin vermediler. Sürekli verdikleri ilaçlar yüzünden baygın şekilde yer değiştirdik." Cleon, kızı dinlerken sakin kalamayacağını fark ederek Caprea'a döndü. "Kızlar ile tanışma kısmını sen yap. Walter ile kapıyı açmamız gerekiyor." Cleon ve Walter kapıya ilerlerken, dışarıdan gelen seslerle Rodas'ın hala kapı ile uğraştığı belli oluyordu. Caprea, Cleon'un emriyle kızlara doğru bir kaç adım attı. Renk ruhlarına sahip kızlar ilk başta olduklarından daha sakin göründükleri için konuşmak kolay görünüyordu. "Yardım için geldiğimizi söyledik ama daha tanışmadık bile. Adım Caprea, renk ruhu olduğunuzu bildiğiniz için onun açıklamasını es geçiyorum. Geldiğimiz gezegende sizleri korumak için var olan koruculardan az kalan kişileriz... Sinirle bağırıp emir veren kişi de komutanımız Cleon, diğeri de benim gibi koruyucu olan Walter. Dışarıda kapıyla uğraşan birde Rodas var." Caprea kısaca tanıttığı ekibin ardından, kızların kendisini tanıtmasını beklerken ilk konuşmaya başlayan kişi Mileena oldu. "Adımın Mileena olduğunu söylemiştim. Beyazın dediğine göre mor renk ruhuyum. Rachael'da sarı renk ruhuna sahip. Hepimizden daha fazla yara aldığı için fazlasıyla korkuyor." Caprea, iki kızı incelerken Rachael'ın beyaz teninde daha fazla morluk olduğu belli oluyordu. Konu Kenny olduğunda neler yapacağının bilincinde olduğu için, bir şey demedi. Öfkesini içinde tutmaya çalışırken bakışlarını hiç konuşmamış kumral kıza yönlendirdi. "İsmim Shannon, yeşil renk ruhuna sahibim. " Kızın kısa açıklamasından sonra Caprea bu kez kızıl saçlı kıza döndü. "Bende Elise. Kırmızı renk ruhuyum. Bunu demek hala garip geliyor ama ne yazık ki gerçek olan bu. Umarım bu lanet yerden kurtuluruz." Caprea, gülümsemeye çalışarak, "Merak etmeyin. Sizi buradan götürmek için geldik. Burada neler yaşadığınızı eve döndüğümüzde daha uzun bir şekilde anlatı..." dediği anda Walter'ın bağırması ile konuşması bölündü. "Sonunda lanet kapı açıldı. Gidelim buradan." Cleon, vakit kaybetmeden merdivenlerden inmeye başlarken, Caprea kızlara döndü. "Buradan bir an önce gidelim." Koruyucular renk ruhları ile birlikte arabalara yerleştikten sonra hızlı bir şekilde evin yolu tutuldu. Orada onları neler beklediğinden ise haberleri bile yoktu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ALFABETA (+18)

read
29.4K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
10.4K
bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.1K
bc

Tutku'nun Esiri

read
24.9K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

ÇAPKIN +18 (365 Gün Serisi)

read
24.8K
bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
7.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook