Bekir, toprağın üzerinde bir yılan gibi kıvranırken hala sayıklıyordu. Gözleri akmış, sesi çatallanmıştı. "Ben değilim... Hayır, hayır! Katil Zervan! Zervan yaptı, o öldürdü!" Azad, duydukları karşısında öfkeden kudurmuş gibiydi. "Sus lan, sus! Hastasın oğlum sen, kafayı yemişsin! Yıllardır bu yalana kendin de inanmışsın, herkesin hayatını kaydırdın! Sıçtın ulan ömrümüze! Zervan... O adam babamın dizine kapanıp ağladı be! Kendi babasını elleriyle öldürdü senin yüzünden!" Bekir, bacağından akan kan toprağa karışıp çamurlaşırken dişlerini sıkarak inledi. "Hak etti... O hak etti! Zozan’ı o öldürdü, benim gülümü o kopardı!" diye hıçkırıklarla karışık sayıklıyordu. Azad’ın gözü tamamen döndü. Bekir’in kurşun yemiş, taze kan sızan bacağına öyle bir tekme savurdu ki, vadi Bekir’in hayvansı çığ

