Zervan hâlâ uykudaydı. Odanın içindeki o hafif ilaç kokusu ve serumun düzenli tıp tıp sesi dışında çıt çıkmıyordu. Koskoca adam, hastane yatağına sığmamış gibiydi; ayakları dışarı taşacak gibi duruyor, kolundaki serum iğnesi elinin yanında kürdan gibi kalıyordu. Hâlâ gözümün önüne geliyordu o an... Şimdi karşımda öylece yatışını izlerken kendimi tutamayıp kıkırdadım. O her şeyi kontrol eden Zervan gitmiş, yerine savunmasız bir dev gelmişti. Alnına düşen bir tutam saçını kenara çektim. Yüzü normalden daha solgundu ama dudaklarında, rüyasında bile o haberi kutluyormuş gibi hafif bir kıvrılma vardı. Bir süre sonra parmakları kıpırdadı. Kaşlarını çattı, sanki nerede olduğunu çözmeye çalışıyordu. Ağzının içinde bir şeyler geveledi, dili damağına yapışmış gibi "Su..." dedi zorla. Gözlerini y

