Zervan benimle daha fazla uğraşmamış, kendi sırasını bekleyip hızlıca duşunu almıştı. Ara sıra dalıp gittiği, yüzünün derin bir kederle gölgelendiği oluyordu. Ancak ona baktığımı, onu izlediğimi hissettiği an sanki görünmez bir maske takıyor, hızla kendini toparlıyordu. O adam ona her ne anlattıysa, bunu atlatması, zihninden söküp atması hiç kolay olmayacaktı. Sormuyordum; çünkü anlatsa da kelimelerin yetmeyeceğini, belki de anlatmaya henüz dilinin varmayacağını biliyordum. Duşun ardından sessizce karnımızı doyurduktan sonra evden çıkıp arabaya bindik. Şimdi ise tozlu yollarda, oğlumuza gidiyorduk. Yol boyunca ikimizden de çıt çıkmamıştı. Zervan gerginliğimi fark etmiş olacak ki, bir elini direksiyondan çekip sıkıca elimi tuttu. Onun parmaklarının sıcaklığı biraz olsun içimdeki titrem

