Ne kadar süredir yoldaydık takip etmeyi bırakalı çok oluyordu.
Esved bilgileri çoktan Kemal beyden almış, biz de o bilgiler ışığında son sürat anneme doğru yaklaşıyorduk ama ne kadar yaklaştığımız konusunda en ufak bir fikrim yoktu.
"Araç mola vermiş," dedi Esved gözleri telefonunun ekranında oyalanırken. "On beş dakikaya orada olmuş oluruz."
Ellerim uzun bir süredir sımsıkı kapalıydı, biçimsiz tırnaklarım avuçlarıma batıyordu. İçimi bilinmedik bir endişe kasıp kavuruyordu. Esved tekrar lafını açmasa da bir gerçek gün gibi ortadaydı annem, ne kadar aksini savunmak istesem de, ne kadar deli gibi reddetsem de... O kaçmaya çalışmıştı. Neden bu kadar korkuyor, ya da neyi bu kadar sıkı sıkı saklamaya çalışıyor hiçbir fikrim yoktu ama Esved haklı çıkmıştı. O kaçıyordu. Ya benden, ya Esved'ten, ya Halit Erdem'den. Ya da tüm gerçeklerden...
Gözlerim uzun bir süredir yanımızdan hızla geçip kaybolan kuru ağaçların, uzaktan görünen, karların beyaz bir örtü gibi örttüğü kahverengi dağların üzerindeydi. Onun arada beni bilgilendirmesi dışında arabada çıt çıkmıyordu. Ne o bana bakıyor ne de ben bakışlarımı yoldan çekip ona değdiriyordum.
"İyi misin?" diye sordu bir süre sonra.
Başımı çevirerek ilk kez ona baktım. Siyah gözleri dümdüz akıp giden yola odaklanmış, çenesi gergin, bakışları dalgındı. "Ya sen?"
Sorusunu geçiştirmem üzerine o da benim sorumu boş bıraktı. "Terminale yaklaştık."
Esved'in söz verdiğinden daha kısa bir sürede terminale ulaşmıştık. Hızlıca emniyet kemerimi çözerek aşağı indim. "Plana göre gidelim," dedi ağır adımlarla arabadan inerek kapıyı kapatan Esved. "Hemen acele etme."
Arkamı dönerek ona baktım. "Ne planı?"
"Selma hanım bizi gördüğünde kaçabilir, onu kaybedebiliriz."
Duraksadım. "Ne yapacağız o halde?"
Telefonu çıkararak ekranda birkaç tuşa tıkladıktan sonra kulağına götürdü. "Hala araçta mı?" Bir kaç saniye durup karşıdaki sesi dinledi. Sonrasında adımları yanıma kadar gelerek durdu ve eğilip aniden elimden tuttu. Ona şaşkınlıkla baktım, kaşlarım çatılmıştı. "Tamam o halde, geliyoruz."
Elimden sımsıkı tutarak beni yanına çekti ve terminale doğru birlikte yürümeye başladık.
"Annem otobüste miymiş?" diye sordum başımı ona doğru çevirerek.
Bakışlarını önünden ayırmadı. "Evet, yine de seni görünce kaçmayacağından emin değilim."
Ben de emin değildim. Artık hiçbir şeyden, hiç kimseden emin değildim.
Adımlarımız otobüslerin sıra sıra dizildiği peronların önünde durdu. Bakışları uzakta, sıra sıra otobüsleri tarıyor annemin bindiği otobüsü tanımaya çalışıyordu. Bir süre sonra bakışları kısıldı kafasıyla uzak bir noktayı işaret etti. "İşte orada."
Kalbim heyecanla hızlandı, ellerim istemsizce titrediğinde Esved baş parmağıyla hafifçe elimin üzerini okşamıştı. "Sakin ol, onu bulduk."
Hızlanan adımlarına uyum sağladım. Bahsettiği arabanın önüne geldiğimizde kalbim hiç o olmadığı kadar hızlıydı. Adımlarımız duraksadı ve Esved bana baktı. "Bin hadi, seni takip edeceğim."
Başımı salladım ve önüme dönerek ayağımı kaldırdım ve dört katlı merdiveni tırmanarak arabaya önce ben bindim. Esved hemen arkamdaydı, elimi hala bırakmamıştı.
Gözlerim sıra sıra yüzleri tarıyordu. Arabada molada olduklarından olsa gerek oldukça az kişi vardı. "Arkada." dedi Esved sessizce kulağıma fısıldayarak. Başımı salladım ve onun talimatıyla adımlarım koridorda ilerleyerek arka koltuklara ulaştı. En arkada, köşede bir kadın yüzünü cama yaslamış uyuyordu. Saçları anneme çok benziyordu.
Tedirginlikle eğildim ve omzundan tutarak onu hafifçe sarstım. "Anne?"
Kadın kokuyla sıçradı ve başını çevirerek kim olduğumuza baktı. Kısık gözleri bir süre üzerimizde şüpheyle dolaştı. "Buyrun?"
Bu kadın, annem değildi.
Esved alçak bir küfür mırıldandı ve elini elimden çekerek hızlıca arabadan indi. Bakışlarım şaşkınlıkla dolu, hala kadına bakıyordum. Sonrasında kendimi toparlayarak araçtaki bütün yüzlere teker teker bir daha baktım. Annem burada değildi.
Araçtan inerek Esved'in peşinden gittim. Telefonla konuşuyor, daha çok bağırıyordu. Beni görünce telefonu kapatarak cebine attı. "Belki mola yerine gitmiştir, buradaki market ya da mağazaların birinde olmalı."
"Gel benimle." Elimden tutarak beni çekiştirdi. Adımlarımız telaşlı ve tedirgindi. Bir mağazadan içeri girerek birbirimizden ayrıldık ve gerginlikle tanıdık bir yüz aramaya başladık. Annem burada bir yerde olmalıydı. Onu tekrar kaybedemezdim. Olmazdı.
Yemek yenilen yerlere, lavabolara, markete, mağazalara her birine girip bakmıştık. Belki de onu kaçırmıştık, biz burada vakit kaybederken o çoktan otobüse tekrar binmişti bile? Esved'e döndüm. "Otobüse tekrar bakacağım, araç harekete geçecek binmiş olmalı."
Başını salladı ve aceleci adımlarımı takip etti. O sırada kalkacak otobüsler anons ediliyordu ve aralarında annemin bindiği araç da vardı.
Esved kolumdan tuttu ve bedenimi kendine çevirdi. "Sen otobüse çık, ben ne olur ne olmaz burada bekleyeceğim. Belki gelebilir."
Onu başımla onayladım ve hemen merdivenleri tırmanarak yukarı çıktım. Bu sefer otobüs tıklım tıklımdı. Araç şoförü beni görünce halimden işkillenmiş olsa gerek şüpheyle kaşlarını çatmıştı.
Uzun koridoru tekrar aşarak insanların yüzlerine baktım. İnsanlar artık beni gördüklerinde kaşlarını çatıyor ve yerlerinde rahatsızca kıpırdanıyorlardı.
"Hanımefendi," dedi hemen arkamdaki muavin. "Bu otobüste misiniz acaba?" Onun da şüpheli bakışları üzerime çevrilmişti.
"Hayır," dedim ona endişeyle dönerek. "Annem bu otobüsteydi ama şimdi bulamıyorum."
Kaşları çatıldı. "Kimliğinizi görebilir miyim?"
Ceplerimi karıştırdım ama yanımda değildi. "Üzgünüm, çantamı arabada unuttum." dedim yalan söyleyerek. "Annemin adı Selma Aydın."
Elindeki listeyi kaldırarak isimlerde göz gezdirdi ve bulduğu isimle başını kaldırarak bana baktı. "Biz de onu bekliyorduk, otobüs kalkacak ama hala gelmedi."
Adamı daha fazla dinlemeden arkadaki kapıdan hızlıca indim. Annem yoktu, neredeydi, nereye gitmişti? Ayaklarım üzerinde döndüm. Başım dönüyordu, gözlerim bulanıklaşıyor, zihnim dağılıyordu. Yere çöküp bağırarak ağlamak istiyordum ama bunu yaparak vakit kaybedemezdim. Toparlanmak zorundaydım.
Esved ortalarda görünmüyordu. Otobüsün çevresini dolaştığımda onu başka bir otobüsün kenarında dikilirken buldum. Yanına yaklaştığımda beni fark etti koluyla hızlıca beni yanına çekerek sessiz olmamı işaret etti.
"Ne oldu?" diye fısıldadım alçak bir sesle.
Siyah gözleri belli bir noktaya odaklanmıştı. Başımı çevirerek baktığı noktaya göz attığımda gözlerim büyümüştü. "Anne?"
Annem bizden hemen birkaç metre ileride bir aracın yanında dikiliyordu. Yüzü yana dönüktü. Sadece sol profilini görsem de yüzünü hemen tanımıştım. Kendime hakim olamayarak öne doğru atıldığımda annem beni yeni fark ederek bakışlarını yüzüme çevirdi. Hemen yanındaki siyah takım elbiseli adam da öyle. Adımlarım öne doğru ilerlediğinde Esved hemen arkamdan çıkarak öne doğru atıldı. Fakat tanımadığım yabancı adam da bizimle eş zamanlı hareket ederek annemin kolundan tutmuş, onu başka bir yöne sürüklemeye başlamıştı.
Nereye gidiyorlardı? O adam kimdi? Annemi nereye götürüyordu? O kadar hızlı hareket ediyorlardı ki Esved'in uzun bacakları dahi onları yakalayamadı. Hemen yanlarına yanaşan son model bir arabaya annem bindirilmiş ve araç hızla gözümüzün önünden uzaklaşmıştı.
"Anne!"
Esved beni durdurarak bileğimden tuttu ve hızlanan adımlarıyla beni kendi arabasına sürükledi. Hızlıca arabaya binmiş ve biraz önce arabanın gittiği yöne sürerek kaybettiğimiz aracı bulmaya çalışıyorduk. O sırada Esved'in telefonla görüştüğünü yeni fark ediyordum.
".... Plakası bu." dedi bakışlarını karanlık yoldan ayırmadan. "Polislere bildir, ben takip ediyorum şu an." Bir süre karşı tarafı dinledi. "O adama söyle bir yere kaybolmasın, gelince alacağım ifadesini." Öfkeyle direksiyona vurdu. "Nasıl kadını gözünün önünden kaybeder!"
Araç hızla sola döndüğünde emniyet kemerimi takmayı unuttuğum için pencereye doğru savruldum. "Emniyet kemerini tak!" diye bağırdı telefonu kapattığında. Çok sinirliydi ve öfkesini her an üzerime akıtabilirdi.
Uzaktaki aracı fark ettiğimde bir an onları yakaladığımızı düşündüm ama plakasının farklı olduğunu gördüğümde yüzüm düştü.
Esved de farkındaydı. Önümüzdeki siyah araç çoktan şehirler arası yolda, diğer arabaların arasına karışmıştı. Direksiyona öfkeyle vurarak küfretti.
"Kaybettik..." diye mırıldandım farkındalıkla. "Annemi kaybettik."