7.Bölüm

1274 Words
... Bir kadının sezgileri bazen en mantıklı çıkarımlardan bile daha değerli olabilir. ... "Tommy, görevden yeni geldi." diyerek eliyle Tommy'i gösteren Texeria bana baktı. Elimi Tommy'e uzatırken, Texeria "Alice." diyerek beni tanıttı. Gözlerimi ona çevirip meydan okurcasına baktım. Adımı söyleyebilirdim ve o, bunu gıcıklığına yapıyordu. Tommy kibar bir şekilde el parmaklarımı kavradı ve "Memnun oldum Alice." deyip yumuşak bir şekilde öptü. Texeria gözlerini devirip "İtalyan erkekleri." diyerek oturmayı sevdiği Ripeer'in masasının üzerine oturdu. Gülümseyip kendi masama ilerledim. Gözlerim Tommy'i incelerken başka bir şeyle uğraşıyormuş gibi yapıyordum. Tommy karakteristik bir yüze sahipti ve yüz hatları çok dikkat çekiyordu. Üç numara kesilmiş siyah saçları ve delici bakışlara sahip mavi gözleri vardı. Yüzünde ki uzun sakalı onu çok erkeksi gösteriyordu. Boynuna doladığı lacivert fuları sanki tarz sahibi olduğunu kanıtlıyordu. Texeria ellerini şiddetle birbirine vurup "Şimdi herkes işinin başına." diyerek odasına girdi. Parmaklarımda tuttuğum kalemi ısırıp "Nereden başlasam?" diye mırıldandım. Tommy kollarını göğsünde birleştirmiş bana doğru yürüyordu. Şu an gözüme o kadar karizmatik gelmişti ki bir şey düşünemiyor ve hiçbir şeye odaklanamıyordum. Kalemi dişlerimden kurtarıp önümde duran kağıtlara baktım. Şuan inanılmaz terliyor ve heyecan duyuyordum. Masamın önünde durdu ve "Ne yapıyorsunuz güzel kadın?" diye sordu biraz eğilip bakmaya çalışarak. Sandalyemde geriye doğru yaslanıp "Bir şeyler bulmaya çalışıyorum." dedim kekelememeye çalışıp. Düşünceyle elini çenesine götürdü, parmakları ağır hareketlerle çenesine vururken gözlerini kapattı. Sanki kendince düşünme metodu uyguluyordu. Bense sadece hayranlık dolu gözlerle bu adama inceliyordum. Dehşet saçan gözlerini açtığında "Fullien şifreli bir isim gibi..." derken bana yaklaştı ve elimden kalemi alıp, kağıda Fullien yazdı. Ful harflerini ayırıp Lizhbeth ismini çıkardı. Ardından Ful harflerini türeterek Fuller yazdı. Başarıyla doğrulup "Lizbeth Fuller, yükselen bir yıldız." dedi. Şaşkınca yazdığı kağıda bakıp anlamaya çalıştım. Anlamayıp Tommy'nin yüzüne baktım. Şehvetle gülümseyip "Fullien bir filmin adı. O yüzden bu kelime anlamsız geliyor. Yönetmen bu ismi kendi isimlerinden yola çıkarak oluşturmuş, bilindik bir filmdir." diye açıkladı. Kafamın karışıklığı yüzüme yansırken "Şüpheli yönetmen mi demek istiyorsun? Yani, nasıl bu kadar eminsin?" diye sordum. Sadece bir film isminden bu teoriyi ortaya çıkarmak bana anlamsız gelmişti. Parmaklarımı şakaklarıma götürüp ovaladım. Tommy ise soruma "Emin değilim." diye bir yanıt vermişti. Bu cevapla daha çok baş ağrısı çekerken Texeria'nın sinirle odasından çıkıp ofisten ayrıldığını gördüm. Yine ne olmuştu? Tommy de fark ettiğim küçük gülümseme dikkatimi çekmişti. Ona baktığımı fark ettiğinde bahane uydurup uzaklaştı. Fazla umursamadan fikir yürütmek için kağıtlara döndüm. Birçok belge, olay mahallinden fotoğraf, olası şüpheliler vardı. Bunlar haricinde beklediğimiz otopsi sonuçları beni çıldırtıyordu. İlerleyebileceğim bir adım yoktu. Kafamı ellerimin arasına aldığım sırada James'in bana seslendiğini duydum. Kafamı kaldırıp ona baktığımda "Olası şüpheliler sorgu odasında, seni bekliyoruz." demişti. Sandalyemi geriye itip ayağa kalktım. Not defterimi çekmecemden çıkarıp tükenmez kalemide arasına sıkıştırdım ve yürümeye başladım. Ofisin hemen altında bulunan gri odaya girdiğimde camın diğer tarfında duran kıza baktım. Kocaman suratında küçücük kalan yeşil gözleri, etrafa korkuyla bakıyordu. Kasap sahibinin en büyük kızı Gabriella'nın dosyasını incelerken ilginç şeyler görmüştüm. Kasaba et almaya gelen bazı erkek müşterileri ısırıyor ve gizlice takip ediyormuş. Yüzde seksen engelli olduğu için cezası düşürülmüş ve evden gözetime alınmış. Hareketlerinde düzelme görülünce gözetimden de serbest bırakılmış. Dosyayı belimle hizalayıp sorgu odasının içerisine girdim. Gabriela iyice içine kapanıp kafasını kalın parmakları arasına aldı. Karşısındaki sandalyeye kibar bir şekilde oturup "Nasılsın Gabriella?" diye sordum gülümseyerek. Gabriella istifini bozmadan "Kötü, Gabriella korkuyor." diyerek kafasını masanın üzerine koyup kollarıyla kapattı. Kendisine karanlık bir yer oluşturmaya çalışıyordu. Olası halleri ve bulunduğu durum, onun kafasını karıştırmıştı. Sandalyeye yaslanıp "Burası yalnız kalmak için güzel bir yer, baksana." deyip odayı incelemesini bekledim. Beklediğim gibi kafasını masadan kaldırıp etrafına baktı. Gözleri beni bulduğunda uzunca bakarken kaşlarını çattı. Sandalyede sırtını dikleştirip "Sen kötüsün, Gabriella'yı üzeceksin." demişti. Dirseklerimi masaya yaslayıp "Ben seninle arkadaş olmak istiyorum, seni burada ağırlamak ve konuşmak istedim." dedim gülümsememi bozmadan. Gabriella düşünür gibi yapıp "Gabriella arkadaş sever." deyip neşeyle ellerini birbirine vurdu ve "Gabriella'nın iki arkadaşı oldu." diye söylenmeye başladı. Bu hareketlerini gözlemlerken içeriye Ripeer girdi. Gabriella tüm neşesini bozup içine kapandı ve Ripeer'ın hareketlerini incelemeye başladı. Ripeer kulağıma doğru eğilip "Kasap sahibinden ve diğer çalışanlardan bir şey çıkmadı, tek umudumuz Gabriella olabilir." diye fısıldadı. Ripeer geri çekilirken, ben Gabriella'ya dönüp "Gabriella, seni daha iyi tanımak için sana soru sorabilir miyim?" diye sorduğumda çekingen tavırlarla Ripeer'a baktı. Bende Ripeer'a dönüp baktığımda anladığını belli ederek odadan çıktı. Gabriella rahatça gülümseyip bana bakıyordu. Sandalyeye yaslanıp "Başka arkadaşların var mı?" diye sorduğumda sevinçle "Var, hem de Gabriella onu çok seviyor." diye cevaplamıştı. Gülümsememi bozmadan "Peki, o benimle arkadaş olur mu?" diye sorduğumda düşünceye daldı. Gabriella bana doğru yaklaşıp etrafı tedirgince kolaçan ederken "İstediği birini öldürürsen, evet." dedi ve geriye yaslanarak "Gabriella yaptı ve çok mutlu." diye tekrarladı neşeyle ellerini vurarak. Sandalyede doğrulup "Arkadaşının adı ne Gabriella? Onu bulursam kimi öldürmem gerektiğini söyleyebilir ve bende onunla arkadaş olurum." diye sordum bir umutla ama Gabriella sessizleşip kollarını birbirine bağladı. Onu korkutmadan ayağa kalkıp yanına yürüdüm ve "Ben de onunla arkadaş olup, mutlu olmak istiyorum. Onun adını söyler misin Gabriella?" demiştim öğrenmek istediğimi kanıtlama çabasıyla. Gabriella bana bakıp "Lizhbeth. Onun adı Lizh ama Gabriella sana söylemedi. Tamam mı?" dediğinde kafamı olumlu anlamda sallayıp "Teşekkür ederim Gabriella, sen iyi bir arkadaşsın." dedim. Kapıya doğru gidip ona dostça el salladım ve dışarıya çıktım. Öğrendiklerimi unutmamak adına not defterime yazmaya başladım. Köşede bekleyen Ripeer bana doğru yürüyordu. Heyecanla "Katili bulmuş olabiliriz." demiştim. Kendimi tutamayıp Ripeer'a sarılmıştım. Ripeer da kollarını belime sarıp karşılık vermişti. Ben mutluluktan havaya uçarken, arkamdan el çırpma sesi duyuldu. Sakince Ripeer'dan kollarımı sıyırıp arkama döndüm. Texeria uzun parmaklarını birbiri içine geçirmiş halde "Tebrikler." demişti. Ripeer'a bakıp "Hazırlıklara başlayalım. Git ve bana bir smokin ayarla." demiş ve parmağını şıklatmıştı. Şaşkınca Texeria'yı izlerken "Sana gelince..." deyip beni süzdü ve "Bir süreliğine külkedisi halinden mahrum olman gerekecek. Git ve güzel bir elbise giyin." demişti. Bir süre olduğu yerde bekleyip tam karşımda durdu ve boyunu benimle eşitlemek için eğildi. Buz gibi bir rüzgar yüzümü sıyırırken titrediğime yemin edebilirdim. Bu soğuk bakışların ardında ne vardı ki bu denli esip gürlüyordu? Sigara içmekten kurumuş dudaklarını araladı ve "Seni akşam yedi gibi evinden alırım. Tam zamanında hazır ol, beklemeyi sevmem." demiş ve işaret parmağını alnıma bastırıp beni sert olmayan bir şekilde iteklemişti. İtmesi kuvvetli değildi ama yinede kendime mukayyet olamayıp sırtımı duvara çarpmıştım. Onun gidişini takip eden gözlerim Ripeer'a takıldı. Ripeer beni tutup" Yine bir şeye sinirlenmiş. Sen iyi misin?" diye sormuştu. Kafamı olumlu anlamda sallayıp "Başım belada mı?" diye sordum. Ripeer omuzlarını dikleştirip "Acele etmezsen, sanırım belada olacak." demiş ve gülmüştü. Dışarıya derin bir nefes bırakıp "Güzel bir elbise bulmam lazım." demiş ve yardım ister halde Ripeer'a bakmıştım. Ripeer kıvırcık saçını parmaklarıyla geriye doğru tarayıp "Emin ol, benden başka kimse sana yardım edemez." demiş ve "Kalan işleri halledip çıkalım." diye eklemişti. Kafamı olumlu bir şekilde sallayıp ofise doğru ilerledim. Merdivenlerden çıkarken koridorda bekleyen amirimiz bana bakıp gülümsedi. Ripeer başıyla selam verirken "Soruşturma nasıl gidiyor?" diye soran amirimizle yerimizde durduk. Ripeer "Katile yaklaşmak üzereyiz amirim." diye cevaplamıştı. Cevapla yetinmemiş bir halde bakışları bana sabitlenen amirimiz "Eminim çözersiniz." demiş ve bir anda yanına gelen kadınla tedirgin olmuştu. Amirimiz "Görüşürüz çocuklar. Misafirimle ilgilenmem lazım." demiş ve kadının sırtına avuçlarını yaslayıp koridorun sonuna doğru ilerletmişti. Giden amirimize dönüp baktığımda kadın onu durdurup hararetli bir şeyler konuşuyordu. Ne yazık ki duyamıyordum. Biraz yakınlaşmak için adım attığımda "Alice, gitmemiz lazım." diyen Ripeer'la vazgeçtim. Ripeer'a bakıp kafamı aşağı yukarı salladım ve son kez amirimize doğru bakıp ofisimizden içeriye girdim. Masamıza ilerlerken, Ripeer'a "O kadını tanıyor musun?" diye sordum. Ripeer masasının önünde durup "Daha önce burada çalışan ve beş ay önce ölen Adam'la görmüştüm." diye cevaplamıştı ve bir kaşını kaldırıp "Neden sordun?" diye sormuştu. Sandalyeme oturup "Hiç, sadece merak ettim. Hazırsan çıkalım mı?" diye konudan uzak başka bir soru yönelttim. Ripeer askıdan lacivert kabanını alıp "Emrinize amadeyim hanım efendi." dedi ve göz kırparak çıkışa ilerledi. Bu cümlesine gülümseyip Ripeer'ı takip ettim. Onun arkadaşlığı hoşuma gidiyordu. ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD