8.Bölüm

1564 Words
... Çözülmesi en zor suçlar, nedensiz işlenenlerdir. ... "İnanılmaz görünüyorsun." Ripeer gözleri sabit bir şekilde üzerimdeki elbiseye bakarken "Umarım öyledir." deyip tebessümle aynadaki yansımama baktım. Parmaklarımın uçlarından tutan Ripeer beni kendi etrafımda çevirdiğinde "Şimdi ne yapıyoruz?" diye sormuştum. Parmaklarımı nazikçe serbest bırakıp elbise üzerinde süzülmesine izin verdi ve ceketini eline alırken "Saç ve makyaj kaldı." demişti. Bilediğime dolanan altın işlemeli saatime bakıp "Bir saat kalmış, saç ve makyajım yetişir mi?" diye sormuştum tedirgince. Ripeer düşünceyle çenesini sıvazlayıp "Sen kasada elbisenin ödemesini hallet, ben birisini arayacağım." demiş ve telefonunu çıkararak mağaza çıkışına yönelmişti. ▪️ Aynadaki yansımama bakarken kız kardeşimle olan son kavgamızı hatırlamıştım. Annemin makyaj çantasından, izinsiz aldığımız ruju dudağına sürerken kırmıştı ve o anda annem gelmişti. O kırık ruju onun elinde görmesine rağmen gelip bana tokat atmıştı. Parmak uçlarım elmacık kemiğimi okşarken gözlerimi yere eğdim. Çocuk olmayı hiç özlemiyordum, çünkü savunmasızdım. Babamın, kardeşimin saçlarını yumuşakça acımasın diye tararken benim saçlarımı en ufak acı hissettiğimde avuçlarına doldurup çekmesi hiç özleyeceğim bir anı değildi. Annemin ise kız kardeşime aldığı yeni elbiselerle birlikte gezmelere giderken benim de, karanlık odamda tek başıma kalmaya zorlanmamı asla özlemiyordum. Benim başımı sevgiyle okşadıklarını hiç hatırlamıyordum. Beni neden sevmemişlerdi ki? Vücudumu saran kırmızı elbisemin bacak dekoltesini avuçlarımda topladım ve bu şekilde aynadaki yansımama baktım. Dalgalı, açık kumral saçlarım omuzlarımda süzülürken kırmızı dudaklarım beyaz tenimde dans ediyordu. Çok güzel görünüyordum, tıpkı annem gibi. Tıpkı hayallerimde ki gibi... Kimse bana annesinin kızı demedi ya da babasına benziyorda demedi. Hep yetim kalmıştım. Hem gerçek ailem tarafından sevilmemiş hem de koruyucu ailem tarfından sevilmemiştim. Sahipsiz olmanın duygusunu çok iyi biliyordum ve bana verilen değerle asla böbürlenmiyordum. Ripeer'a baktığımda ona gülümsedim, çünkü bunu hak ediyordu. O beni gerçekten benimsemişti, yardım etmişti. Kapı zili birçok kez çalmaya başladığında korkuyla yerimde zıpladım. Texeria tam vaktinde gelmiş ve deli gibi zile basıyordu. Daha fazla kızdırmamak için kapıyı açmaya gittim. Kapı kulpunu çevirip kendime doğru çektiğimde Texeria neredeyse üzerime düşüyordu. Kılpayı üzerime düşmekten kurtulmuş halde "Sonunda..." dedi ve cümlesini tamamlamadan yüzüme baktı. Beni baştan aşağıya süzerken ben de onu inceliyordum. Beyaz gömleğini tamamlayan siyah yelek vücuduna yapışmış halde tüm karizmasını ele veriyordu. Özellikle gömleğinin yakasından göğsüne uzanan açıklık ay gibi parlıyordu. İnanılmaz ve farklı görünüyordu. Kısık çıkan öksürmesiyle kendimi toparlayıp gözlerine baktım ve gülümsedim. Saçlarını farklı yöne taramış ve kaşlarını ilk defa çatmıyordu. Nedense gözlerinin üzerinde çatık kaş arıyordum. Ben öyle alışmıştım ve görmeyi istiyordum. Ripeer arkamdan gelirken "Çok iyi görünüyorsunuz patron." diyerek kendisini kapı dışarı attı. Texeria "Sen ne yapıyorsun burada?" diye soru sorunca, Ripeer beni göstererek "Bu güzelliğe yardım ediyorum." diye cevaplamıştı. Utangaçlıkla gözlerim başka yöne kayarken onlar arabaya doğru gittiler ben ise elim ayağım birbirine dolaşarak kapıyı kilitledim. Derin nefes alıp arkamı döndüğümde onlar çoktan arabanın önünde beni bekliyorlardı. Elbisemin eteklerini avuçlarımda toparlayıp beş basamaklı merdivenden inmek için hareketlendim. Neredeyse on beş santimetre uzunluğunda bir topuklu ayakkabı giyinmeme rağmen elbise yinede uzun gelmişti. Kuyruklu elbiselerin amacı, takılıp düşerek bir yerimizi kırmaksa amaçlarını her an gerçekleştirebilirler. Yavaş hareketlerle merdivenden inip elbisemin eteklerini bıraktım, kuyruğun arkamdan uzamasına izin verdim. Yine yavaş ve kısa adımlarla arabaya yürüdüm ve bineceğim tarafa doğru ilerledim. Ripeer kapımı açtığında kıkırdayarak "Teşekkürler mösyö." deyip koltukta yerimi aldım. Ripeer kibarca kapıyı kapatırken, Texeria da sürücü koltuğuna oturdu ve "Hazır mısın?" diye sordu. Kafamı olumlu anlamda salladığımda arabayı çalıştırdı. Ripeer geride kalırken Texeria ile başbaşa olmanın sorumluluğunu omuzlarımda hissettim. Gece boyunca azarlanmamak için Tanrıya yalvarırken, Texeria "Lizbeth'in film galasına davetiye ayarladım." demişti. Kaşlarımı havaya kaldırıp "Nasıl?" diye sormuştum. Texeria muzipçe gülümseyip "Birçok filmin yapımcısı olan bir tanıdığım var, kendisiyle birkaç vukuatımız olmuştu." diye cevapladı. Gözlerimi yola çevirip "Anladım. Tehditle davetiye aldınız." demiştim. Texeria her neyse dercesine gözlerini devirip yola odaklanmıştı. Kar, cama çarpıp erirken kafamı koltuğa yasladım. Yanımızdan geçen diğer arabaların sesi ve cama vuran kar tanelerine karışmak istedim. İşaret parmağımı cama yaslayıp bir çöpadam çizdim. Onu bu zorlu yolda koşuyorken hayal ettim ve önüne bir engel daha çizdim. Dibi olmayan bir çukura düşürdüm. Hissettiğim o çukura onuda hapsettim. Radyodan yükselen müzikle Texeria'ya dönmüştüm. Müzik o kadar keyifli bir melodiye sahiptiki ilk defa bu boşlukta kaybolmak istedim. Şarkının nakaratlarını ezberlediğimde gözlerimi kapatıp eşlik ettim. I've grown numb (Ben uyuşmuş büyüdüm.) Dry as my tear ducts (Gözyaşı kanallarım kadar kuru.) I've grown dumb (Aptal büyüdüm.) and empty (Ve boş...) Şarkı o kadar anlamlı ve beni yansıtıyordu ki bitsin istemedim. İçimden tekrar ettim ve hafızama kazıdım. Kulağıma üfleyen ses gözlerimi açmamı söylüyordu ama ben bunu istemiyordum. Elimi savurduğumda avuç içim yumuşak bir temasla durdu. Gözlerimi açtığımda Texeria'nın yüzünde duran elim kıpırdamazken hiçbir şey olmamış gibi onun gözlerine baktım. Nefes alışverişini duyuyordum ve yeşil gözleri bana çok yakındı. Bakışlarım usul usul dudağına kayarken, bakışlarımı utançla gözlerine tekrar çevirdim. Anlamadığım bir şekilde baş parmağı dudağıma değdiğinde ürperdim. Sanki bir şey inceliyormuşçasına dokunuyordu. Gözlerimi kapatmış aklımdan beni öpeceği düşüncesi geçiyordu. Beni öpmesi için bir neden yoktu ki. Gözlerimi tekrar açtığımda "Bu iz ne?" diye sormuştu dudağımın üzerinde duran izi baş parmağıyla okşayıp. Bu soruyla kendimi geriye doğru çekip yüzümü avuçlarından kurtardım ve "Çocukluğumdan kalma... Bilirsin işte yaramaz bir çocukmuşum." dedim içimde ki üzgün tebessümlerle. Texeria tek kaşını kaldırmış halde, cevaptan memnunsuz bakışlarıyla bakarken "Geldik mi?" diye sordum başka bir sorudan kaçmak için. Kibarca cevap vermek yerine kapıyı açıp dışarıya çıktı. Bende dışarıya çıktığımda esen rüzgarın serinliğiyle ürperdim. Omzuma beyaz peluş ceketimi giyerken, Texerianın papyon takmaya çalıştığını gördüm. Bu hareketine tebessüm etmiştim. Yavaşça yanına gelip önünde durdum ve ellerinden papyonu izinsiz alıp "Gömleğinizin düğmelerini kapatmadan papyonu takamazsınız." dedim ve düğmeleri teker teker ilikledim. Parmak uçlarım tenini sıyırırken gözlerim ara sıra onun gözlerine kayıyordu. Papyonu gömleğin yakasından dolayıp arkasındaki tokasını takmak için yaklaştım. Çenem kulağına temas ederken parfümünün kokusu üzerime sinmişti. Gözlerim bu güzel kokuyla kapanırken parmaklarım papyonun tokasını geç takmak için uğraşıyordu. Bu andan kurtulmak istememiştim. Ayılmak istercesine çırpındım. Kalbime söz geçirmek istedim ama bir şeyler beni tutuyordu. Evli ve başkasını seven bir adama aşık olamazdım. Ondan etkilenmemeliydim. Kendime hakim olup papyonun tokasını taktım ve hızla ondan uzaklaşıp bir şeylerden emin olmak için yüzüne baktım. Gözleri uysalca gözlerime bakarken, bir an onunda benden etkilendiğini düşündüm. Ripeer arkamızdan başka bir araçla geldiğinde Texeria ceketini üzerine giyinip "Şimdi içeriye gireceğiz. Evli bir çiftiz, o yüzden bu yüzüğü tak." dedi bana iç cebinden çıkardığı tektaş yüzüğü uzatırken. Ripeer arabadan inip artık yanımıza geldiğinde tereddütle yüzüğü alıp parmağıma taktım. O da aynısını yapmış ve koluna girmemi işaret ederek beni yönlendirmişti. Texeria yeşil gözlerini Ripper'a çevirip "Burada bekle ve güvende olduğumuzdan emin ol." demişti. Yakasında duran dinleme cihazını düzeltirken artık hazır olduğumuzu işaret etti ve bir otele doğru ilerlemeye başladık. Ripeer'dan uzaklaşırken kapıda duran korumalara davetiyemizi gösterdik. Kırmızı halıyı takip ederken film afişlerinin özüne geldiğimizde Texeria durup kameralara poz verdi. Bende aynı şekilde kameralara bakıp gülümsedim. Texeria parmaklarını elmacık kemiğime değdirdiğinde şaşkınca ona bakmıştım. Flaşlar patladığında eminim çok doğal bir görüntü ortaya çıkmıştır. Kırmızı halı ve afişleri geride bırakıp davetlilerin olduğu kalabalığa ulaşmıştık. Buraya gelmeden önce ünlü yönetmen Lizbeth Fuller hakkında birkaç şeye bakmıştım. Mikrofonla konuşan oydu ve tüm dikkatler onun üzerindeydi. Texeria'nın kulağına yaklaşıp "İşte orada." demiş ve kimseye çaktırmadan gözümle olduğu yeri işaret etmiştim. Texeria beni öne çekmişti ve oraya doğru ilerliyordu. Beni çekiştirmesiyle servis yapan garsona çarpmıştım ve elinde tuttuğu tepsi kuvvetli bir sesle yere düşmüştü. Bu şiddetli gürültüden dolayı herkes bizim olduğumuz yere bakıyordu. Elbisemin eteğine dökülen kokteyle aldırmayıp "Çok özür dilerim." diyerek yere düşen birkaç bardağı toparlamaya çalıştım. Çevreden birkaç kahkaha duymamla doğrulup etrafı süzdüm. Kahkaha sesini bastıran alkış sesi duyuldu. Tüm misafirler alkış sesinin geldiği yere bakarken ses bana doğru yaklaşıyordu. Alkış sesi kesildiğinde "Bravo. Merhametli insanları hep sevmişimdir." diyenin ve alkış sesi kaynağının Lizbeth olduğunu gördüm. Elbisemin kokteyl dökülmüş eteğine bakarak "Gel, temizleyelim."demiş ve elimi izin almadan tutmuştu. Kaşlarımı çatıp Lizbeth'e baktığımda, Texeria araya girip "Tabii ki, gidebilirsin karıcığım." diyerek beni yine yönlendirmişti. Kafamı sallamakla yetinip Lizbeth'i takip ettim. Beni lavaboya getirdiğinde aynadaki yansımamıza baktım. Gülümsüyordu ve musluğu açıp ellerini ıslatıp elbisemin eteğini silmek için bana yaklaşmıştı. Elbisem konusunda benden daha telaşlıydı. Bir adım geri çekilip "Ben hallederim." demiştim. Lizbeth memnunsuzca geriye çekilirken silmek için musluğu açtım. Tam eğildiğimde dirseğimi çevirip bileğimi belime dayadı. Diğer eliyle de boğazımı kavrayıp aynadaki yansımamıza baktı. Aniden gelişen bu olayla bir süre hareketsiz kalmıştım. Boşta olan elim saçlarına yönelirken hızlı bir hareketle kendisini kurtardı ve beni duvara çarptı. Bedenimi yüzüstü duvara bastırıyorken bileklerimi birleştirip klimanın kablolarını kopardı ve sıkıca bağladı. Güçlü oluşu ve profosyenelce sergilediği hareketler katilin o olduğunu ispatlıyordu. Kapıyı kilitleyip üzerimi arama bahanesiyle tenimin her bir dokusuna temas ederken homurdanıyordu. Bu yaptıklarından iğrenerek olduğum yerde çırpınıyordum. Sırtımı duvara çevirip yüzüme yaklaştı ve "Kendinizi zeki sanmanız ne güzel. Dedektifler..." diyerek dalga geçmişti. Kulağımı dudakları arasına alıp yaladı ve ısırdı. Emmeye başladığında kafamı hızlıca hareket ettirip vu tacizinden kurtulmaya çalıştım. Lizbeth'in bu yaptığından zevk aldığı açıkça belli oluyordu. Direnmeye devam ettiğim için parmaklarını saçlarıma dolayıp "Sakın kaçmayı deneme." diye uyarmıştı. Göz temasımı bozmamaya çalışarak "Sen öldürdün." demiştim. Saçlarımı bırakıp geri çekildi. Ardından gülümseyip lavabonun, mermerden yapılmış siyah fayansına oturdu. Pişmanlık duymadığını kanıtlama çabasındaydı. Saçlarını sağa doğru savurup "Şahane bir ceset bıraktım." demişti sesindeki gururla. Kaşlarımı çatıp ona bakarken yangın alarmı duyuldu. Lizbeth ayağa kalkıp kilitlediği kapıyı açtı ve kafasını çıkarıp dışarıya baktı. Bu boşluktan faydalanmak amacıyla bacağına tekme atmıştım. Lizbeth acıyla yere düşerken kapıda görünen boşluktan sıyrıldım. Ellerim bağlı bir şekilde koşmaya başladım. Henüz uzaklaşamamışken enseme vurulan soğuk metalle yere düştüm. Yüzüm soğuk zeminle temas halindeyken gözlerimin açık kalması için direniyordum. Gözlerim film kesintisi gibi açılıp kapanırken farklı karelere şahit oluyordum. Bir adam beni sırtına alıp götürüyordu. Texeria'nın yere uzanmış bedenini, ardından onun sürüklenip yan yana oluşumuzu görmüştüm. Sonrasındaysa bilincim beni terk etmişti. ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD