Demir’in villasında akşamlar genelde sessiz olurdu. Ama o akşam, sessizlik bile huzursuzdu. Zehra, koridorlarda dolaşan o görünmez gerginliği hissediyordu. Ev, sanki bir sır saklıyor ve bu sır artık taşmak üzereydi. Ders iptal edilmişti. Kitaplıkta yapılması gereken çalışma ertelenmişti. Bu, Demir için alışılmadık bir durumdu. Zehra, aşağı indiğinde onu salonda buldu. Işıklar loştu. Perdeler tam kapatılmamış, dışarıdaki şehir ışıkları içeri sızmıştı. Demir koltukta oturuyordu. Önündeki sehpada açık bir şişe vardı. Yanında boş bir kadeh. Bir tane daha. Demir içiyordu. Hem de saklamadan, kontrol etmeye çalışmadan. Zehra olduğu yerde durdu. Demir başını kaldırmadan konuştu. “Gel.” Bir emir değildi bu kez. Daha çok… bir çağrı gibiydi. Zehra yaklaştı, karşısındaki koltuğa oturdu. Araları

