Sabah erkenden, Demir onu alıp arabaya bindirdi. Uzun bir süre yol aldılar, dağların arasından geçip bir vadiye indiler. Sonunda, terk edilmiş bir taş evin önünde durdular. "Burası neresi?" diye sordu Zehra, arabadan inerken. "Elif'in ailesinin eski yazlığı," diye cevapladı Demir. "O öldükten sonra terk edildi. Hiç gelmedim buraya... bugüne kadar." Nedenini sormadı Zehra. Cevabı tahmin edebiliyordu. Demir, kapıyı zorlayarak açtı. İçeri girdiklerinde, tozlu, ama hâlâ güzelliği belli olan bir yerle karşılaştılar. Duvarlarda aile fotoğrafları, raflarda kitaplar vardı. Demir, bir fotoğraf albümüne uzandı. Sayfaları çevirirken, Elif'in gençlik fotoğrafları belirdi. Gülen, hayat dolu bir kız. Zehra, gerçekten de ona benzediklerini fark etti. Ama Elif'in gözlerinde, Zehra'nınkinde olmayan bir

